| Konu: | 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 3'üncü Tur Görüşmeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 29 |
| Tarih: | 11.12.2025 |
CHP GRUBU ADINA UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Millî Savunma Bakanlığı bütçesi üzerine söz aldım.
Komisyonda da ifade etmiştim, bu toprakların yetiştirmiş olduğu en büyük devrimci var, ebedî ve ezelî Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk. (CHP sıralarından alkışlar) Onun ebedî istirahatgâhında, Anıtkabir'de yapılan saygısızlıkları konuşacağım, Komisyonda da Sayın Bakana ifade ettim. Bakın, üç dört tane yazılı soru sorduk milletvekilleriyle, ben de en son soru sordum "Anıtkabir'de her törende karşılaştığımız, bir güruhun gelip attığı sloganlara ilişkin olarak Millî Savunma Bakanlığı niye gereğini yapmıyor?" diye sorular soruyoruz. Orada sloganlarla karşılaşıyoruz "Recep Tayyip Erdoğan" diyorlar, sloganlar atılıyor; orası büyük bir tazim yeri, saygı yeri. Sayın Bakan bize cevaplar veriyor, diyor ki: "Anıtkabir Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Yönetmelik var..." O yönetmeliğin 35'inci maddesi aynen şöyle diyor: "Başka amaçlarla tören, yürüyüş ve gösteri düzenlenemez, çelenk konamaz. Anıtkabir'in manevi varlığına yakışmayan her türlü tavır, hareket, söz, yazı ve davranışlara izin verilemez." Sayın Bakan, biz gittiğimiz her törende bunları izliyoruz, her törende. Bakın, siz bize bütçe sunumunda bir kitapçık verdiniz, 7'nci maddesinde dediniz ki: "Hudutlarımızda 19 hudut tugayı, 4 hudut alayı, yaklaşık 60 bin personel görev yapmaktadır. 1 Ocak 2025 tarihinden itibaren hudutlarımızdan 59.105 kişinin geçişini engelledik." Sayın Bakan, hudutlardan geçişi engellediniz de Anıtkabir'e giren bu güruhu niye engellemediniz? Niye engellemediniz bu güruhu? (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar; İYİ Parti sıralarından alkışlar) Anıtkabir Mustafa Kemal'in ikametgâhıdır; bizim için kutsaldır, hepimiz için kutsaldır, burada varoluş nedenimizdir. Siz ne yaptınız orada? Bakın, bunlar geliyorlar... Bizzat gözlemlerimi söylüyorum; İdare Amiri olduğum için kırmızı plakayla gidiyordum, beni durduruyordu oradaki güvenlik görevlileri "İçeride kim var?" diye bana soruyorlardı, isimlerimize bakıyorlardı. Öyle bir hâle getirdiler ki orada o törene katılıp slogan atanlar Anıtkabir'de manevi huzura çıkmıyorlar, terk edip geri gidiyorlar. Bu nedir? Siyasal bir gösteri. Bunu engelleyebilir misiniz? Asla engelleyemezsiniz. Ben bu konuşmayı tarihe not düşsün diye yapıyorum. (CHP sıralarından alkışlar) Millî Savunma Bakanlığının Anıtkabir'deki bu saygısızlığı engelleyecek gücü yoktur. Bakın, bütün tarih, bütün toplum bilir, engelleyemezsiniz ki bunu. Ancak nasıl engelleyebilirsiniz? Bu irade eğer ortaya konulabilirse... Eğer orada "Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün askerleriyiz." sloganı atılsaydı onu engellerdiniz Sayın Bakan; açık açık ifade ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlarım, bir başka boyutu da yargı. Yargıyla ilişkili olarak da askerî yargıyı ben Komisyonda da konuştum. Askerî yargı için 2016'yı bahane ettiniz, 2017'de hem Askerî Yüksek İdare Mahkemesini hem de arkasından Askerî Yargıtayı kapattınız. 2021'de "ihtisaslaşma" adı altında bazı mahkemeleri askerî davalara bakmakla ilişkili olarak görevlendirdiniz.
Sayın Bakan, şunu açıkça ifade ediyorum, uzun yıllar hukukçu olan biri olarak ifade ediyorum: Bakın, adli yargıdaki iş yükünün ne olduğunu biliyorum, adli yargıdaki işlerin nasıl yürüdüğünü de biliyorum, müessir fiil ile emre itaatsizlik arasındaki o ince çizgiyi ayırt edemeyen binlerce hâkim, savcının olduğunu biliyorum ama siz ne yaptınız? Kalktınız, 2016'da FETÖ darbesinde -o da ilginç, verdiğiniz rakamlar da- 24 bin kişiyi ordudan FETÖ'yle iltisaklı olarak attınız. Ya, benim ilim Artvin'in merkez ilçe nüfusu 24 bin-25 bin. Ya, Atatürk'ün ordusuna 24 bin hain sızmış, böyle bir şey olabilir mi? Bu utanç hepimize yeter, bir Millî Savunma Komisyonu üyesi olarak açıkça ifade ediyorum.
Değerli arkadaşlarım, bakın, dün Trump bir açıklama yaptı...
Bu askerî yargının kapatılma gerekçesini de Sayın Erdoğan'a bir uçakta sordular, dedi ki: "Bir üsteğmen bir paşayı, Genelkurmay Başkanını nasıl yargılar?" Değerli arkadaşlar, Politico dergisinde Trump'ın bir açıklaması var -daha kırk sekiz saat falan oldu- ne diyor biliyor musunuz? "Ben Sayın Erdoğan'a diyorum ki şunu serbest bırak, onu serbest bırakıyor. Çok özel birisi benim için." diyor. Sayın Bakan, buradaki sorun yargıyla alakalı, ast-üst ilişkisiyle alakalı bir hiyerarşi sorunu değil, buradaki sorun yargıya yürütmenin müdahale etmesidir. Siz 2016'daki darbeyi gerekçe göstererek hem askerî mahkemeleri kapattınız hem sağlık kurumlarını kapattınız. Burada roller değişti, aslında sizin bizden şunu talep etmeniz lazım... Ya, biz yasama organı olarak -uzun yıllardır da Millî Savunma Komisyondayım- bütün arkadaşlar diyoruz ki: Ya, şu askerî mahkemeleri açın, askerî yargıyı yeniden diriltin, bir de askerî hastaneleri açın. Siz buna karşı direniyorsunuz "Yapacağız, yapacağız." diyorsunuz "-cek" "-cak" hiç bir şey yok. Öyle mi arkadaşlar? Hiçbir işlem yapılmıyor, bunu da buradan bir kere daha vurgulamak istiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
Bir de Komisyonda yaptığınız konuşmada teğmenlerle alakalı dediniz ki: "Teğmenlere ilişkin olarak burada elimizde görüntüler var, bir kadın teğmen çıktı, 'Şöyle, şöyle, şöyle yapayım, alanı boşaltın.' dedi." Sayın Bakan, ihraç gerekçeleri içerisinde bu yok, ben ihraç gerekçelerine baktım, böyle bir ibare yok. Buna ilişkin bir ibare olsaydı siz haklı olabilirdiniz, böyle bir ibare yok.
Teğmenleri ordudan atabilirsiniz ama onların kalbinden Atatürk sevgisini atamazsınız diyor, yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar; İYİ PARTİ ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)