GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 4'üncü Tur Görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:30
Tarih:12.12.2025

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, ben de Genel Kurulu selamlıyorum.

Evet, bazen cümle kurmakta gerçekten zorlanıyoruz çünkü aslında toplum adına, insanlık adına bazı değerlerin yaşatılmış olmasını insan temenni ediyor. Örneğin, daha bir yıl önce 78 insanımızı yitirdiğimiz bir Kartalkaya yangınından sonra burada Bakanın en azından bir öz eleştiri yapmasını, üzüntülerini belirtmesini ve gerçekten bundan acı duyduğunu, üzüntü duyduğunu ifade etmesini beklerdik ama ne yazık ki 78 canı -tam da vekilimizin dediği gibi- bir dakikaya sığdırdı.

Şimdi, sistem baştan çürük; Pir Sultan'ın bir sözü var, diyor: "Bozuk düzende sağlam çark olmaz." Evet, düzen bozuk, sağlam çark arayışımızın da nafile olduğunu çok iyi biliyoruz. Düzen bozuk olmasa bir turizm şirketleri patronu gelip Turizm Bakanı olmazdı. Düzen bozuk olmasa bütün ahbap çavuşunu Bakanlığa doldurmazdı. Düzen bozuk olmasa gerçekten en başta kendisi istifa eder ama daha sonra da bütün sorumluların yargılanması için elinden geleni yapan bir sistem, bir akıl devreye girerdi. Düzen bozuk olmasa dönüp yanan her bir çocuğun annesinin, babasının gözlerinin içine bakmaktan utanan, Türkiye halklarına karşı sorumluluğu olduğunu bilen bir siyasi akıl devreye girerdi. Ama görüyoruz ki hiçbir şey yok. Bakan gayet rahat konuşuyor, AK PARTİ'li vekiller gayet rahat alkışlıyor ve hiçbir şey olmamış gibi; bu ülkede, bir otel yangınında, tatile gitmek için oraya giden 78 insanımız yaşamını yitirmemiş gibi bize pembe tablolar anlatıyor.

Ama bu düzenin bozukluğu sadece yitirdiğimiz canlarla ilgili değil aynı zamanda bu toplumun, bu ülkenin, bu coğrafyanın hakikatine sadakatin de sakatlandığını görüyoruz. Bu ülke dillerin, dinlerin, inançların ülkesi. Bu coğrafyada kadim birçok halk yaşadı, hâlâ da yaşıyor. Kadim inançlar, kadim kültürler var ama Kültür Bakanlığının bunlardan haberi var mı, gerçekten merak ediyoruz. Kültür Bakanlığı kaç tane Kürtçe tiyatroyu destekliyor acaba? Kaç tane Ermenice halk oyununun sergilenmesine önayak oldu? Kültür Bakanlığı kaç tane gerçek anlamda bu ülkede muhalif olan yayını, filmi destekledi? Kültür Bakanlığı yandaş bakanlığı mıdır? Yandaş yayınları destekleme, yandaş eserleri destekleme bakanlığı mıdır diye buradan sormak istiyoruz.

Ya da nasıl oluyor da bu ülkenin en kadim, bu coğrafyanın en kadim inançlarından biri olan Aleviliği, Bektaşiliği bir Turizm Bakanına bağladılar ve hiç kimsenin buna sesi çıkmıyor ya? Ben bir Alevi'yim ya, beni incitiyor. Benim inancım Turizm Bakanlığının altındaki folklorik bir öge değildir. Ben kendi cemevimin parasını ödeyebilirim. Mesele sadece cemevinin faturasını ödemek de değildir ama bu toplumun halklarına, inançlarına saygı duymak, eşit yurttaş görmek, cemevini ibadethane saymak, inancına saygı duymak herkesin sorumluluğudur, bizim de yurttaş olarak beklentimizdir ama bakıyoruz, burada elektrik, su faturası üzerinden bir inancı tahkir eden sözler sarf ediliyor. Biz bunu kabul etmiyoruz. Biz bu ülkede yaşıyoruz, vergi veriyoruz; bu ülkedeki camilerin nasıl faturası ödeniyorsa bütün ibadethanelerin faturası da aynı şekilde ödenmelidir. Turizm Bakanlığı değildir bunun muhatabı. Artık bu ayıptan dönülmelidir, yeter!

Diğer bir mesele, şimdi, ya, gerçekten, deveye sormuşlar: "Boynun niye eğri?" Demiş: "Nerem doğru?" Neresine söz söyleyelim, neresine söz söyleyelim? Ya, koskoca bir Hasankeyf'i yok ettiniz; Diyarbakır'da Sur gibi kadim, binlerce yıllık medeniyeti yok ettiniz "kentsel dönüşüm" diye. Bu ülkenin gerçekten binlerce yıldır yaşam alanı olan yerlerini yok ettiniz. Nerede kültür kaldı, nerede kıyı kaldı, nerede kent hakkı kaldı, nerede orman kaldı? Biz sormak istiyoruz. Yok. Bir hamaset üzerinden kültürel hayat sürdürülemez. Bu ülkedeki kültürel hayat hamaset üzerinden, teklik üzerinden, merkezî bir anlayış üzerinden yürütülüyor. Bugün bir yerellik kurulmadan, bir yerel yönetim anlayışı olmadan kültür yaşatılabilir mi? Hayır. Merkezîleştirme, homojenleştirme, tek tipleştirme bugün kültürün en büyük düşmanıdır, kültürel hayatın en büyük düşmanıdır.

Bakın, 90'larda bu ülkedeki sanatsal üretimin kıyısından geçilmiyor ya; vasatlığın dibini gördük kültürel hayatta, sanatsal üretimde. Şimdi, 3-5 tane ülkeye film satılıyor, dizi satılıyor diye kültürel şahlanış yılı ilan ettiler. Kaç tane uluslararası film festivalinde ödül aldı Türkiyeli yapımcılar, film şeyleri? Soralım. Yok. Dibin de dibi. Niye? Çünkü özgür düşünce yok ki, eleştirel düşünce yok ki. Eleştirel düşünce olmadan, özgür düşünce olmadan sanat hayat bulabilir mi? Bulamaz.

Başımıza RTÜK diye bir kurum koymuşlar, maşallah, Ebubekir Şahin vardı, gelene ceza, gidene ceza. Niye? Millet iktidarı eleştiriyor. E, tabii yani herkes alkış tutmalı az önce AKP vekillerinin Sayın Gençlik Bakanına alkış tuttuğu gibi. Eleştiri yapmayacağız hiçbirimiz, hiç kimse sokağa çıkmayacak, hiç kimse gösteri yapmayacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, toparlayın.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Hiç kimse "Kral çıplak." demeyecek. Hiç kimse "Bu ülkede yoksulluk var." demeyecek. Hiç kimse "Bu ülkede kadınlar katlediliyor; kadına yönelik, çocuğa yönelik cinsel suçlar var; taciz var, tecavüz var." demeyecek. Ne diyecek? "Padişahım çok yaşa!" Onu dersen yayınlar gırla gidiyor, destek üzerine destek. Ama "Hata yapıyorsunuz, yanlış yapıyorsunuz, eksik yapıyorsunuz." dediğinizde ya cezaevine gidiyorsunuz ya da eğer muhalif yayınsanız, web sitesiyse web sitesi engelleniyor; olmadı, yayın durduruluyor; olmadı, para; olmadı, ekran karartma. Bu, kabul edilebilir mi? Bunun demokrasiyle, kültürle, fikir özgürlüğüyle ne alakası var?

Şimdi gelelim Gençlik Bakanına, birkaç cümle de ona etmek istiyorum. Ya, gerçekten burasını stat sanıyor sanırım Sayın Başkan, kesin yani.

İNAN AKGÜN ALP (Kars) - Kendisini de amigo zannediyor, amigo!

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Çünkü Mecliste böyle bir konuşma ve böyle bir tezahürat bu Meclisin mehabetine uygun değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, yedinci dakika, toparlayın.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Kendisini statta sanıyor.

Şimdi, çok bir şey söylemeyeceğim, bütün arkadaşlarım konuşmalarında eleştirilerini yaptılar ama bu ülkede 2025'in ikinci çeyreğinde 15-24 yaş arasında erkeklerde dar tanımlı işsizlik yüzde 11,6; geniş tanımlı işsizlik yüzde 34,5; bu oran kadınlarda dar tanımlı işsizlik yüzde 23,1; geniş tanımlı işsizlik yüzde 53,4. Bu ülkedeki gençlerin yüzde 70'i -eminim ki burada olan vekillerin de çocukları dâhil- yurt dışında yaşamak istiyorlar. Ya, insan dönüp bir sormaz mı; niye, niye? Kars'tan, Ağrı'dan, Varto'dan, Muş'tan dünya kadar... Ya, bir ilden 15 bin insan göçtü, 15 bin genç. Niye gidiyor? İşsiz, aşsız, geleceksiz; bu ülkede geleceğini görmüyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Toparlayacağım, selamlayacağım Sayın Başkan.

BAŞKAN - Son dakikayı veriyorum Sayın Koçyiğit.

Buyurun.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Spor Bakanı da gelmiş, bize yaptığı binaları sayıyor. Üniversiteliler "Barınamıyoruz." diyor, "Geçinemiyoruz." diyor, "Açız." diyor, "Bursumuz yetmiyor." diyor, kulağının üzerine yatıyor. Dünya ona güzel vallahi, maşallah!

Şimdi, milyarlarca gence 150 milyar, bir avuç zengine 2 trilyon 742 milyarlık bir bütçe ayırmışlar. Bu utanç bir bakana da bir hükûmete de yeter diyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)