| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 32 |
| Tarih: | 14.12.2025 |
CHP GRUBU ADINA TÜRKAN ELÇİ (İstanbul) - Sayın Bakan, değerli arkadaşlar; bugün mevzubahis Mili Eğitim Bakanlığı bütçesi görüşmesi ise elbette ki eğitim sistemimizi, ülkemizin çocuklarını, gençlerimizi konuşacağız. Hak ettikleri yaşamı yaşayamadıklarını, onlara sunulan hayatın belirsizliğini, güvencesizliğini, hukukun onlara tanıdığı haklara erişemediklerini, cebelleştikleri sefaleti, memlekete dair olan bitene itiraz ederken sokak ortasında güvenlik güçlerince maruz kaldıkları kötü muameleyi konuşacağız. (CHP sıralarından alkışlar) Çocukların "eti senin, kemiği benim" zihniyetiyle çıraklık adı altında pedagojiden uzak ustalara nasıl teslim edildiklerini, çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimlerini zayıflatan, çocukluklarını yaşamaktan mahrum bırakan, okula sadece haftanın bir günü gitme imkânı sağlayan, bir yıl içinde 85'inin yaşamını yitirdiği yoksullukla cebelleşen 400 bin çocuktan oluşan orduya "İşçisin sen, işçi kal." diyen bir sistemi yani çocukları sömüren sistemi yani MESEM'i konuşacağız. (CHP sıralarından alkışlar)
MESEM çocuklara asgari ücretin yüzde 30'unu ödeyerek ileride yaşayacağı sefil hayatın ilk adımlarını attıran, daha fazlasını istemenin imkânsızlığını öğreten, terbiye eden, her koşulu itirazsız kabullenmeyi ve aynı zamanda itaatkâr vatandaş olmayı öğreten sistemin adıdır.
Arkadaşlar, oysaki bu ülkede insanlar sınıf atlayabileceğine, daha iyi koşullara, daha iyi bir yaşam standardına eğitimle erişebileceklerine hep inandılar. Liyakat ve eğitim, bir dönem sınıfsal hareketliliğin en meşru araçları olarak görüldü. Her ne kadar daha önceki iktidarlar, sosyal devletin gereği olarak herkesin eşit erişimine imkân sağlayacak eğitim sistemini gerçekleştirememiş olsalar da "Benden daha iyi mevkilere gelebilmesi için çocuğumu okutabilmeliyim." diyen anne-babaların kısmen de olsa hayallerine imkân sağlayabilmişti. Ya şimdi? (CHP sıralarından alkışlar) Eğitim sisteminin herkesi eşitlemeye yönelik bu vaadi, kayırmacı, yetersiz ve aynı zamanda adaletsiz politikalar sonucunda ortadan kalkmış durumda. Eğitim imkânlarından istifade etme, birçok meslekte ilerleme; artık, başarıya, emeğe diplomaya göre değil, siyasal aidiyete göre belirleniyor. Küçük bir azınlık dışında büyük bir kesim için sınıf atlama, sınavla, eğitimle değil; şansla, siyasi ağlara dâhil olmayla, kayıt dışı ekonomiyle, suç örgütlerine mensup olmayla mümkün görülebiliyor. Çalışarak yükselme vaadinin yerini "Suça bulaşılmadan bu döngüden çıkılmaz." düşüncesi yer alıyor. Eşitlikçi ve adil olmayan eğitim sistemini zorlayarak bu döngüden çıkmayı başarabilen, binbir emekle üniversite sınavlarında derece yapan, Türkiye'nin en iyi üniversitelerinde, ODTÜ'de, Boğaziçi Üniversitesinde, İstanbul Üniversitesinde okuyan öğrenciler ise haksızlıklara, hukuksuzluklara, itiraz ettikleri için ters kelepçeli, arabaların içinde üst üste istiflenebiliyor, temel hak ve özgürlüklerini, anayasal haklarını talep ettikleri için biber gazıyla, plastik mermilerle karşılık buluyor, aylarca cezaevinde uzun tutukluluk süreleriyle cezalandırılabiliyorlar. (CHP sıralarından alkışlar) Oysaki birazdan kendilerini dinleme şansına sahip olacağımız Millî Eğitim Bakanı, büyük bir ihtimalle, gençlerin aidiyet bağının gittikçe zayıfladığına, eğitim sisteminin gençlerde kaygı, tükenmişlik, umutsuzluk, eşitsizlik üreten bir sistem hâline geldiğine, gelir düzeyi yüksek ve gelir düzeyi düşük sınıflarda eşitleyici mekanizmalar kurulmadığı için sosyal devlet ilkesinin kâğıt üzerinde kaldığına değinmeden, Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi'nden, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nden, Millî Eğitim Bakanlığının yapay zekâ alanındaki çalışmalarından, eleştirel düşünen genç yetiştirme hedeflerinden söz edecektir.(CHP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
TÜRKAN ELÇİ (Devamla) - "Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz. / Şahsın görünür rütbeyiaklı eserinde." diyor, sizleri saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)