GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:33
Tarih:15.12.2025

ERKAN BAŞ (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Genel Kurulu ve bizleri izleyen bütün emekçileri yürekten selamlıyorum.

Şimdi, gerçekten çok ilginç bir durumla karşı karşıyayız. Günlerdir burada bütçe tartışılıyor, ne söylense iktidar sıraları "Bu bütçe harika." diyor. Birbirinin tam zıddı şeyler söyleyen insanlar var burada, bu çok açayip, ben bunun üzerinde konuşmak istiyorum. Ama önce İçişleri Bakanı buradayken ona bir çift sözüm var: Şimdi, geçtiğimiz günlerde Maraş'ta polisler tatbikat yapıyor arkadaşlar, polis tatbikatının konusuna bakar mısınız, "grev yapan işçilere müdahale" Yani grev işçinin anayasal hakkı, bu hakkı kullanırsa işçi ben ona polisle müdahale ederim diye tatbikat yapılıyor. Yani daha ne diyeyim, gerçekten bu anlayışı görüyoruz. Şunu sormam lazım ama: Bir kez, bir kez hakkını arayan işçinin karşısına dikilen patronu "dur" dediniz mi? Hiç böyle bir şey görmedik, başka da söyleyecek hiçbir şeyim yok İçişleri Bakanlığına.

Hazineye gelelim. Bakın, yıllardır burada bütçe tartışmalarını izliyoruz. Her bütçede birisi geliyor, Maliye Bakanı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı "Her şey çok güzel." diyor; sonra bir bakıyoruz, gidiyor. Önce onu soralım: Madem her şey çok güzel, sizden öncekiler nerede? Diğerlerini bilmiyorum, Damat Bey galiba Londra'ya yerleşti, o gitti; onun yerine Mehmet Şimşek Londra'dan geldi. Açık söyleyeyim, ne değişti; bilmiyorum ama Bakanın hakkını vermeye geldim buraya arkadaşlar. Şimdi, bazen muhalefetten arkadaşlar konuşuyor, diyorlar ki: Bakan Bey başarısız, Bakan Bey bilmiyor. Ben açık söyleyeyim, buna hiç katılmıyorum. Mesela, söyleyin bana arkadaşlar, muhalefete soruyorum: Hangi milyoner çıkıp "Bu Bakan başarısız?" dedi. Bakanın becerilerini gidin inşaat baronlarına bir sorun bakalım, banka sahiplerine bir sorun. Bakanın en büyük başarısı finansal sermayeye müthiş kârlar sağlamasıdır. Türkiye ekonomisinden, yirmi dokuz ayda 88 milyar dolar faiz ve kâr payı ödemesi yapmıştır. Yine, Bakanın görevi boyunca sadece gayrimenkul almak için, Türkiye'den 5,5 milyar dolar yurt dışına kaçmış. Yani biz burada, asgari ücret için, emekli için 3 binin 5 binin pazarlığını yapıyoruz ama Bakanın dediği gibi, program tıkır tıkır işliyor, 3 milyar lira faize gidiyor. "Halka kaynak yok." derken bütçeden vergi harcaması altında zenginlerin 3 trilyon lirayı götürmesini kimse konuşmuyor ama çocuklar aç okulda, susuz, açlıktan bayılıyor; olsun, program tıkır tıkır işliyor. 12 milyon yeni yoksul var, programın işlediğinin daha iyi bir örneğini gösterebilir misiniz?

Şimdi, Bakan geldi, bir sürü rakam söyledi; o rakamlar hayata hiç uymuyor ki hayat istatistiğe sığmıyor. Şimdi değerli arkadaşlar, bakın, rakamların anlatamadığı bazı gerçekleri konuşalım. Yani şimdi burada koltuklar rahat, kocaman, sıcak, ışıl ışıl ama buradan gözükmeyen bir karanlığı var bu ülkenin; Ben onu, o yoksulluğu anlatayım. Yoksulluk nedir biliyor musunuz? Yaşamayı sadece nefes alıp vermek sanmaktır yoksulluk. Mesela apartman temizliğine giden bir ananın evladını biliyorum ben. Annesi yorulmasın diye tatil günlerinde hep annesiyle beraber gidiyor, merdivenleri siliyor, paspas yapıyor, çöpü atıyor. Sonunda da gurur duyuyor, diyor ki: "Annem benim sayemde yorulmadı." Bu çocuk baba hasretiyle büyüyor. Üç kuruş para kazanmak için güneş doğmadan giden babası gece yarısından sonra geliyor; yetmiyor, yurt dışına gidiyor. Çocuk hep babasını bekliyor. Babasının hayali ev sahibi olmak, yaşam amacı çocuklarını okutmak; evini yapıyor, çocukları okutuyor ama bu çalışmaya can mı dayanır. Evine girmeden, evladının diplomasını görmeden bu hayattan göçüp gidiyor. Şimdi açık konuşalım: Mesela bu çocuk büyüse milletvekili olsa bu bütçeye evet der mi ya? Mesela beslenme çantası boş bir çocuğun annesi burada aramızda olsa el kaldırıp evet diyebilir mi? Ay başında maaşını alıp eve gidene kadar bitiren, kirayı ödeyemeyen bir işçi baba evet diyebilir mi bu bütçeye? Torunuyla pazara giden emekli amca "Onu bırak, onu bırak, onu da bırak." diye diye buraya gelse evet diyebilir mi? (CHP ve DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

Şimdi, arkadaşlar, bakın, ben sizi şaşırtacak bir şey söyleyeyim, ben size hâlâ şaşırıyorum. Yani sayısız örnek verebilirim bu kadar insanı ama siz iki elinizi kaldıracaksınız "Evet, evet, evet." diyeceksiniz. Bu kadar saydığım saymadığım şey var, süre bitiyor, nasıl anlatacağım. Bir şiir okuyayım size: "Uyuşamayız, yollarımız ayrı / Sen ciğercinin kedisi, ben sokak kedisi / Senin yiyeceğin, kalaylı kapta / Benimki aslan ağzında." Zaman yetmeyecek, devamını da bir zahmet siz okursunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın, buyurun.

ERKAN BAŞ (Devamla) - Buradan da neden evet dediğinizi anlayacaksınız zaten. Ben şunu söyleyeyim: Biz ciğerci kedisinin bütçesine, üstelik sokak kedilerinin de yemeğine göz diken açgözlü ciğerci kedilerinin bütçesine hayır diyeceğiz ve sakın unutmayın arkadaşlar, buraya tarihe de bir not düşeyim: Halkın ekmeğiyle oynayanlar sarayda bile huzur bulamazlar, sarayın ışıkları mutlaka sürecek, işte, o zaman bu halkın yüzü gülecek.

Teşekkür ederim. (CHP ve DEM PARTİ sıralarından alkışlar