| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 34 |
| Tarih: | 16.12.2025 |
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, sayın vekiller; ben de Genel Kurulu ve bizi izleyen halklarımızı saygıyla selamlıyorum.
Şimdi, iki Bakanlığı dinledik ama "Elimizde ne var?" derseniz, vallahi, koca bir hiçten ibaret diyebiliriz.
Şimdi, Çevre ve Şehircilik Bakanı konuştu, asrın felaketinde yaşamını yitiren -onlarca asrın felaketi oldu- o büyük deprem felaketinde yitirdiğimiz canları andı fakat bunun müsebbibine dair tek bir cümle kurmadı; örneğin, yapı stokunun bu kadar çürük olmasına, uygunsuz imar aflarının yapılmış olmasına, denetimlerin eksikliğine, AFAD'ın zamanında gitmemiş olmasına, insanların neredeyse aslında günlerce enkaz altında kalıp bağırarak yaşamlarını yitirmesine dair tek bir cümle, tek bir öz eleştiri duymadık; onun yerine ne duyduk? On beş gün sonra bina yapmaya başlamışlar. Ben on beş gün boyunca Malatya'daydım, Doğanşehir'deydim; bir felaketti, bir felaket. Bir distopya filmi varsa, gerçekten, hayatımızda başımıza gelebilecek daha büyük bir felaket olabilir miydi? Ama açık ve net söyleyelim: AFAD yoktu, kurumlar yoktu, kim vardı? Ülkenin dört bir yanından ve dünyanın dört bir yanından gelen gönüllüler vardı, halk vardı ve halkın yardım seferberliği vardı. AFAD tek bir damla su veremedi günlerce, insanlara ekmeği başka şehirlerden fırıncılar, halk gönderdi ama gelmiş burada Şehircilik Bakanı anlatıyor. Tam yirmi yedi dakika, otuz dakikalık konuşmanın yirmi yedi dakikasında yaptığı inşaatları anlattı. Ya, sanırsınız ki Çevre, Şehircilik Bakanı değil de şantiye şefi; "Şurada şu binayı yaptık, burada bu binayı yaptık." (DEM PARTİ sıralarından alkışlar) Böyle bir şey olabilir mi? Aynı zamanda siz Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı değil misiniz? Çevreyle ilgili nasıl bir politikanız var? A, pardon, büyük bir politikanız var: Sürekli ÇED raporları çıkarıyorsunuz ve uygunsuz olan alanlara RES'ler, GES'ler yapılmasına, maden sahaları açılmasına ya da uygunsuz işler yapılmasına da yol veriyorsunuz. Peki, iklimle ilgili... Valla iklimle ilgili de şöyle: Elinizi açmışsınız "Ya Rabb'im kuraklık olmasın." Bu kadar, iklim politikanız da bunun ötesine gitmiyor ve gerçekten bu ülkede kuraklığı da engelleyecek, çevre kirliliğini de azaltacak hiçbir önleminiz olmadığını görüyoruz.
Bakın, bu ülkedeki yapı stokunun çoğu çürük. Yapı stokunun elden geçirilmesi lazım. Kentsel dönüşümü rantsal dönüşüme çevirdiniz. Oysaki kentsel dönüşümün yerinde bir dönüşüm, hak sahibinin haklarını koruyan, mahalle hayatını öldürmeyen, sosyal yapıyı, dokuyu bozmayan, kentin merkezinde kalmış o halkları kentin çeperlerine sürüp aslında yeni bir soylulaştırma politikasının ürünü olmaması gerekiyor ama tam da yaptıkları bu. Nereden biliyoruz? İstanbul Sulukule'den biliyoruz, İstanbul Fikirtepe'den biliyoruz ve bütün kentsel dönüşüm mekânlarından biliyoruz. Oraya büyük büyük kuleler yaptılar; zenginler geldi, orada oturdu, oradaki yoksun insanlar kentin çeperlerinin dışına büyük borçlarla sürüldüler, evlerini kaybettiler ve en kötüsü de tek tip konutlara maruz kaldılar. Şimdi, riskli alan tespiti yapılması gerekmez mi? Ya, mandalina bahçelerinde, daha mandalina, portakal üzerinde Samandağ'da zeytinlikleri söküp, mandalina bahçelerini söküp tarlaların ortasına bina yapıyor Sayın Bakan; bunu da bize gelmiş anlatıyor. Ya, rezerv alan bir defa halkın onayı alınmadan yapılabilecek bir şey mi? Rezerv alan dediğiniz bir mülke çökme, mülke el koyma; açık ve net. SMS mesajlarıyla insanlar mallarının rezerv alana mülkiyetlerinin geçtiğini öğrendiler, ne tapu satışı yapabiliyorlar ne onarabiliyorlar ama bu da hiçbir şekilde sizin umurunuzda değil.
Diğer bir mesele, şimdi, 2000 yılından 2022 yılına kadar ve bugüne kadar da sürekli mütemadiyen deprem vergisi alıyor değil mi Hükûmetin kendisi? Peki, biz biliyor muyuz bu deprem vergisi ne kadardır, kim alır, kim yer, kim içer, kime harcar? Bilmiyoruz. Niye? Şeffaflık yok, denetlenebilirlik yok, bütün bunların nereye gittiğini, deprem vergilerinin nereye gittiğini hâlihazırda bilmiyoruz ve bütün bunların üzerine, gelmişler, burada bize hikâye anlattıklarını söyleyebiliriz.
Diğer bir mesele, şimdi, TOKİ, nasıl diyelim, rant projelerinin yakıtı hâline gelmiş ya. TOKİ üzerinden büyük bir dönüşüm sağlanıyor bu ülkede. Bakın, TOKİ bir tekele dönmüş durumda, TOKİ bir rant alanına dönmüş durumda ve buradaki TOKİ eliyle yürütülen projeleri böyle istediğiniz kadar anlatın, bunların her birinin yarattığı çok ciddi sorunlar var. Borçlandırmalardan tutalım, borcun öngörülemez olmasına, kentin çok uzak çeperlerine yapılmasına kadar dünya kadar sorun var ama bütün bunlara dair de ne yazık ki Sayın Bakan hiçbir şey söylemedi.
Bir de dünyanın çöpünü getirip bu güzelim, kadim coğrafyaya döküyoruz ve bunun üzerine de... İşte, neymiş? Çöpten dönüşüm sağlanıyormuş. Ya, kendi çöpümüzü dönüştüremiyoruz. Gelin, bakın, Kars merkezde çöp ne âlemde, gelin, bakın; hâlâ vahşi yöntemle yok ediliyor, yakılıyor, yakılıyor. Yaz kış çöplük yanıyor ama dışarıdan çöp ithal edip bizimkiler başka bir akıl yapmaya çalışıyorlar.
Diğer bir mesele: Bakın, 2024'te 12.863 ÇED duyurusu yapılmış, sadece 11 projede "ÇED olumsuz" kararı verilmiş. Bu ne demek? Aslında adrese teslim ÇED raporları veriliyor demek. Orada işi önden pişiriyorlar, bütün projeyi hazırlıyorlar, usulen de ÇED sürecini işletiyorlar. ÇED sürecinde halk yok, ÇED sürecinde paydaşlar yok, orada yaşayan insanlar yok; hepsine "ÇED olumlu" raporları geliyor. Yetmiyor, insanlar mahkemeye gidiyor, ÇED için durdurma kararı alınıyor, ona rağmen projelere devam ediliyor. Bakın, İliç neydi, biliyor musunuz? İliç bir kaza değildi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Göz yumulan, insana ve doğaya kasteden neoliberal, kapitalist, doymayan sermayenin hırsıydı İliç. Ve gidin, o canım topraklar hâlihazırda siyanürle kirletilmiş durumda.
Şimdi Tarım Bakanlığına da bir şeyler söylemek istiyorum. Geçen yıl da söyledik, vekillerimiz uzun uzun anlattılar, eleştirilerini sürdürdüler. Siz sanırım, tarımı bitiren hükûmet olarak tarihe geçeceksiniz, saman ithal etmekle övünen bir hükûmet olarak tarihe geçeceksiniz. Her yıl binlerce hektar arazi tarım dışı kalıyor, binlerce çiftçi üretimden kopuyor, insanlar üretemiyorlar ama maşallah, sizin hiç umurunuzda değil.
Bakın, AKP döneminde yaklaşık 4 milyon hektar tarım arazisi üretim dışı kalmış. Bunun için ne yaptınız Sayın Bakan? Hiçbir şey. Son yirmi yılda 2,7 milyon hektar tarım alanı kaybedilmiş. Bu alan 79 ilden daha büyük bir metrekareye tekabül ediyor. Ne yaptınız? Hiçbir şey yapmadınız. Bugün, mera alanları her geçen gün azalıyor, Türkiye'nin canlı hayvan stoku her geçen gün azalıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Ama buna göre hiçbir şey yapmıyorsunuz. Üretim maliyetleri artıyor; bakın, bir yılda üre gübresi yüzde 99, DAP gübresi yüzde 48, yem yüzde 37, tohum yüzde 36, veteriner harcamaları yüzde 63 artmış. Sizin verdiğiniz destekler nerede? Yüzde 20'lerde, yüzde 27'lerde. Ben Kars Milletvekiliyim. Bakın, bir şap hastalığından Kars, Hakkâri, Muş, bütün bölge illeri, Ağrı, Iğdır perişan oldu ya; bir ahırda 10 tane hayvan öldüğünü biliyoruz ki 1 hayvanı 100 bin liradan hesapladığınızda 1 milyona tekabül eder. Ödediniz mi parasını? Ödemediniz. Neden? Niye ödemiyorsunuz zararlarını insanları? Şap olduğunu kanıtlamalıymış; kanıtlayacak bir ekipmanınız var mı? O da yok, onu da yapmadınız.
Daha önemlisi, bakın, siz bu ülkede gerçekten ithalata bağımlı hâle getirdiniz ve arkadaşlar da söylediler bu ülkenin en önemli güvenliği bugün "stratejik, beka, beka" diyorsunuz ya, bir ülkenin en büyük bekası nedir?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Tamamlayacağım Sayın Başkan.
BAŞKAN - Son dakika veriyorum.
Buyurun.
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Teşekkür ederim.
Aslında gıda güvenliğidir. Bu ülke tarımda kendi kendine yeten 7 ülkeden biriydi, şimdi ithalata bağımlı bir ülke oldu ama vallahi hiç umurunuzda değil; ne insanların tarımdan, üretimden kopması, ne hayvancılığın gerilemesi ne bu ülkeye dışarıdan canlı hayvan ithal ederek hayvancılığı öldürmeniz, bunların hiçbirini sorun etmiyorsunuz. Hâlihazırda 2025 yılındayız, vahşi sulama yapıyorsunuz, sularımız gitti, sular bitti, Türkiye kuraklık riskiyle yüz yüze, üretimden düşüyor ama bunların karşısında seyrediyorsunuz,
TARSİM'i yapılandırmanız gerekiyor. Yapmadınız. İnsanlar sizden gerçekten derde deva çözümler bekliyor, burada boş söze karnımız tok.
Teşekkür ederim Sayın Başkan. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)