| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 35 |
| Tarih: | 17.12.2025 |
CHP GRUBU ADINA OKAN KONURALP (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; malumunuz, Türkiye'de bir süreç işliyor. Biz de Türkiye Büyük Millet Meclisi Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu olarak bu sürece barış, demokrasi ve kardeşlik adına katkı vermeye çalışıyoruz. Umarım, süreç, birilerinin kişisel ajandasına kurban edilmeksizin toplumun büyük bir bölümünün içine sinecek şekilde menzile erer ve bütçesini konuştuğumuz 2026 yılı Kürt sorununun çözümü doğrultusunda kalıcı barışın kök salacağı, kardeşliğimizin pekişeceği, demokrasimizin güçleneceği bir yıl olur, 2026'dan dileğim budur.
Sayın milletvekilleri, konunun uzmanı sevgili arkadaşımız Sayın Taşcıer detaylara girecektir, ben daha genel bir değerlendirme yapmak istiyorum. Acımasızlıkla umursamazlığın karışımından oluşmuş bir taş kalplilikle karşı karşıyayız. Bu kalp, ne olursa olsun, hiçbir olayda mahcubiyet yaşamayan, utanç duymayan, yüzü kızarmayan mevcut iktidara ait. Oysaki insanın utanması, mahcup olması, yüzünün kızarması iyi bir duygudur, insanı iyileştiren bir duygudur. Örneğin, Sayın Çalışma Bakanı, MESEM'lerle ilgili yönetmeliklere, mevzuatlara, kanunlara, genelgelere göre sistemin kendisinden, çocuk işçilerin ölümünden, iş kazası geçirmelerinden tırnak ucu kadar bile sorumlu olmayabilirsiniz; tüm sorumluluğun Millî Eğitim Bakanlığına ait olduğunu söyleyerek kenara çekilebilirsiniz ya da ölümlerle, kazalarla ilgili kuru bir soruşturma açıklaması yapıp süreci kolluk güçlerine ve mahkemelere de havale edebilirsiniz ancak bu sorumsuzluğunuz 2025'te aralarında MESEM'lilerin de olduğu 87 çocuğumuzun hayatını kaybetmesinden dolayı mahcubiyet yaşamanıza engel olmamalıdır. (CHP sıralarından alkışlar) Fakat bu mahcubiyeti yaşamıyorsunuz ve bunu yüzünüzde bir övünç madalyası gibi taşıyorsunuz. Oysaki Sayın Bakan insanın utanabiliyor, mahcup olabiliyor olması bir zaaf değildir aksine bir erdemdir ve bence insan sadece kendi hatası ya da hatadaki payı için değil başkalarının hatalarını, yanlışlarını engelleyemediği için de utanmalı ve mahcup olmalıdır; hele ki çocuklarımız için.
Sayın milletvekilleri, Alperen Karaçengel Tuzla'da çalıştığı iş yerinde gece saat bir sularında çıkan yangında hayatını kaybetti. Kendisi sadece 16 yaşındaydı. MESEM'li olup hayatını kaybeden 87 çocuk işçi ölümü olarak ilgili bakanlıkların kayıtlarındaki yerini de almıştır muhtemelen. Ölümüne ilişkin haberlerde Alperen'in bir fotoğrafı kullanılıyor, her şeye rağmen geleceğe dair taşıdığı umudu yansıtıyor gülümsemesi. Peki siz Sayın Bakan, Trabzonlu Alperen'in o fotoğrafını gördünüz mü? Bence görmediniz, görseydiniz zaten bugün burada olmazdınız.
Sevgili arkadaşlar, iş sağlığı ve iş güvenliği meclisi verilerine göre 2025 yılının ilk on bir ayında en az 1.956 işçi hayatını kaybetti. 8 Kasım 2025'te Dilovası'nda yaşanan iş kazasında 3'ü çocuk 6 kadın işçi yaşamını yitirdi. Üstelik kaçak ve denetimsiz bu iş yeri İŞKUR binasının hemen yanındaydı. Tekirdağ'da bir tuğla fabrikasının gece vardiyasında çıkan yangında hayatını kaybeden çocuk işçi Mustafa Eti, Alperen gibi 16 yaşındaydı. Mustafa'nın sigorta girişinin iş kazasının yaşandığı gün yapıldığı ortaya çıktı ve daha onlarca vaka, iş yaşamından kopacak düzeyde yüzlerce yaralanma, uzuv kayıpları; Sayın Bakanda hiçbiri için bir mahcubiyet, bir yüz kızarıklığı görmüyoruz. (CHP sıralarından alkışlar) Orta sınıf çökmüş, asgari ücret ortalama gelir hâline gelmiş, çalışanların yüzde 46'sı asgari ücretle çalışır olmuş, Bakan rahatsız olmuyor. Sevgili arkadaşlar, bu ülkede çocukların kanı ve çalışanların alın teri üzerinden ayakta duran bir sistem kurdular. Çocukların kanının emilmesine göz yumuyorlar, ülke sermayesini çocukların kanıyla, emekçinin alın teriyle finanse ediyorlar ve çıkıp bizi çocukların ve çalışanların sömürülmesine son vermeyi istemekle suçluyorlar. Evet, bu suçu, suçlamayı kabul ediyoruz. Ülkemizin bütün utanabilenleri, başkası adına da utanabilenleri olarak birleşecek, çocukların ve emekçilerin sömürülmesine son vereceğiz. (CHP sıralarından alkışlar)
Sayın milletvekilleri, MESEM'de hayatını kaybeden çocuklarımızdan onların ölümlerini engelleyemediğimiz için af diliyor ve İç Tüzük'ümüze atfen kısa bir değerlendirme yapmak istiyorum. Konuşmalarımızı İç Tüzük 67'nin belirlediği çerçevede yapıyoruz. Doğrusu da budur fakat kullanmamız gereken temiz dilin çoğu kez duygularımızı tam olarak yansıtmadığını kabul etmek gerekir ama utanma duygusunu, mahcubiyet duygusunu kaybetmiş bir iktidarla karşı karşıya kaldığımızda bazen temiz olmayan bir dilin yol ve ufuk açıcı olduğunu da vurgulamak istiyorum.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP ve DEM PARTİ sıralarından alkışlar)