| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 35 |
| Tarih: | 17.12.2025 |
CHP GRUBU ADINA AŞKIN GENÇ (Kayseri) - Sözlerime başlamadan önce, genç yaşta kaybettiğimiz Manisa Şehzadeler Belediyesi Başkanımız Sayın Gülşah Durbay'a Allah'tan rahmet diliyorum; ailesine, tüm sevenlerine ve büyük camiamıza başsağlığı ve sabırlar diliyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının bütçesini görüşürken meseleye sadece rakamlar üzerinden bakamayız çünkü bu bütçenin sahadaki karşılığı istatistiki tablolardan çok daha ağırdır. Türkiye'de çalışma hayatı bugün güven üretmiyor; risk üretiyor, kayıp üretiyor, telafisi olmayan sonuçlar üretiyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verileri bize çok açık bir tablo gösteriyor, son yirmi yılda 28 binden fazla işçi çalışırken ne yazık ki hayatını kaybetti. Bu rakam münferit kazalarla açıklanabilecek bir rakam değildir. 2024 yılında en az 1.897 emekçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Türkiye'nin iş kazalarındaki ölüm oranı Avrupa Birliği ortalamasının yaklaşık 7 katı. Bu tabloyu görüp de "Sorun yok." demek mümkün değildir. Bu rakamların sadece ama sadece bir karşılığı var; Türkiye'de işçi ölümleri süreklilik kazanmıştır. Artık istisna değil, tekrar eden bir sonuçtan söz ediyoruz. Bu nedenle, mesele tek tek olaylardan değil, yönetim anlayışından bağımsız ele alınamaz. (CHP sıralarından alkışlar) Peki, neden bu tablo değişmiyor? Çünkü denetim zayıf, yaptırım etkisiz ve cezasızlık neredeyse kural hâline gelmiş durumda. Bugün, Türkiye'de milyonlarca iş yeri var. Buna karşılık iş müfettişi sayısı 800'lü rakamlarla ifade ediliyor. Her 10 bin iş yerinden yalnızca 4'ü Bakanlık müfettişleri tarafından denetlenebiliyor. Denetim, sistemin ana unsuru olmaktan çıkmış, tali bir faaliyet hâline gelmiştir. Ruhsat denetiminin dahi fiilen ortadan kalktığı alanlar var. Bu koşullarda iş kazalarının azalmasını beklemek ne yazık ki gerçekçi değildir. 2025 yılında kamuoyuna yansıyan olaylar bu tabloyu bütün çıplaklığıyla ortaya koymuştur. Kocaeli Dilovası'nda merdiven altı bir atölyede yaşananlar bunun en çarpıcı örneklerinden biridir. Defalarca yapılan ihbarlara rağmen etkin bir denetim yapılamamıştır. Sonuçta, hiçbir güvenlik önlemi olmayan, yangın çıkışı bulunmayan bir mekânda 15-17 yaşındaki çocukların da çalıştırıldığı ortaya çıkmış ve 8 Kasım 2025'te çıkan yangında -3'ü çocuk 6 kadın- 7 işçi hayatını kaybetmiştir. Bu, bir kaza değil, ihmaller zincirinin son halkasıdır.
Bu noktada, çocuk işçiliğine özel olarak değinmek zorundayız. 2025 yılı çocuk işçiler açısından en ağır yıllardan biri olmuştur.
Son on iki yılda en az 814 çocuk çalışırken hayatını kaybetmiştir. Sadece 2005'in ilk on bir ayında 82 çocuk işçi yaşamını yitirmiştir. Bu rakamlar artık alarm seviyesindedir. Bütün bu tablo, işçi ölümlerinin ve çocuk işçiliğin tesadüfi olmadığını, denetimin, yaptırımın ve önleyici politikaların yetersizliğini açıkça ortaya koymaktadır. Çalışma hayatında yaşanan bu ağır tabloyu görmezden gelerek hazırlanmış bir bütçenin sahadaki gerçekliği değiştirmesi mümkün değildir.
Evet, sayın milletvekilleri, hafta sonu ilim Kayseri'de Sayın Genel Başkanımızın katılımıyla çok görkemli bir miting gerçekleştirdik. Ben, buradan Kayserili hemşehrilerime hem teşekkürlerimi, o Cumhuriyet Meydanı'nı doldurmalarından dolayı da şükranlarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
Müsaade ederseniz, Kayserili seçmenlerimizin siz değerli milletvekillerine mesajını da kürsüden dinletmek isterim.
(Hatibin cep telefonundan bir ses kaydı dinletmesi)
(CHP sıralarından "Bravo!" sesleri, alkışlar)
BAŞKAN - Sayın Genç, lütfen... Böyle bir uygulamamız yok, İç Tüzük'e aykırı bir durum. Lütfen İç Tüzük'e saygıyılı olun ve ona göre davranın.
MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) - O mesajı güçlendirmek için yapıyor Sayın Başkan.
AŞKIN GENÇ (Devamla) - Başkanım, yok, sadece ses kaydı dinletiyorum.
BAŞKAN - Efendim, siz okuyabilirsiniz ama burada dinletmek yok.
AŞKIN GENÇ (Devamla) - Seçmenlerin mesajı.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Bir vatandaşı dinletiyor, ne olacak?
MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, ifadesini güçlendirmek için kaynağını gösteriyor.
BAŞKAN - Efendim, bizi İç Tüzük bağlıyor. Sayın Genç, teşekkür ediyorum.
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Süre geçiyor.
AŞKIN GENÇ (Devamla) - Abes bir şey değil ki Sayın Başkan.
BAŞKAN - Efendim, abes bir şey değil ama ben İç Tüzük'le bağlıyım. İç Tüzük, buradan sesli ve görüntülü yayın yapılmasına izin vermiyor. İstirham ediyorum. İstirham ediyorum.
MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) - Vatandaşın yoksulluğunu, sefaletini güçlendirmek için söylüyor, bundan niçin rahatsız oluyorsunuz?
BAŞKAN - Efendim, mesajınız ulaştı yerine zaten.
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Kayseri ayağa kalkacak.
ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) - Sayın Başkan, Kayseri önemlidir.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Kayseri'yi susturmayın Sayın Başkan.
AŞKIN GENÇ (Devamla) - Müsaade ederseniz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Sayın Genç, müsaade edemem. Müsaade edemem.
AŞKIN GENÇ (Devamla) - Çok az bir şey.
BAŞKAN - Efendim, lütfen... Zaten otuz beş saniyeniz var. Ben, sözlü olarak...
TURAN TAŞKIN ÖZER (İstanbul) - Kayseri'nin sesini kısmayın Başkanım!
CAVİT ARI (Antalya) - Sayın Başkan, Kayseri önemlidir!
ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) - Kayseri'nin sesinden korktular!
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Kayseri'yi susturmayın Sayın Başkan!
BAŞKAN - Sayın Genç, sözlü olarak mesajı iletin. Lütfen, istirham ediyorum; siz iletin, siz mesajı.
AŞKIN GENÇ (Devamla) - Teşekkür ederim Başkanım. Seçmenlerimizin mesajı. Gazi Meclisimize mesajlarını iletiyorlar.
BAŞKAN - Efendim, İç Tüzük'e göre ben buna izin veremem.
İç Tüzük'e göre izin veremem, kusura bakmayın.
MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) - Başkanım, yoksulluklarını dile getiriyorlar!
TURAN TAŞKIN ÖZER (İstanbul) - İç Tüzük'e yanlış yazmışlar!
SERKAN SARI (Balıkesir) - Vatandaşın sesini duyarlar mı?
MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) - Yoksulluğu niçin duymak istemiyorsunuz?
ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) - Sen kendin söyle Aşkın, sen! Sen kendin söyle Aşkın, sen!
MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) - Yoksulluktan niçin rahatsız oluyorsunuz? Bu yoksulluğun sebebi AKP iktidarıdır.
ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) - Duyamıyoruz ve tutanağa geçmiyor. Sen kendin söyle!
BAŞKAN - Evet, Sayın Genç...
LEYLA ŞAHİN USTA (Ankara) - Sayın Başkanım, süreyi de işletmiyorsunuz.
AŞKIN GENÇ (Devamla) - Vatandaşlarımızın...
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Sesi açsanız.
BAŞKAN - Evet, açalım sesi.
AŞKIN GENÇ (Devamla) - Vatandaşlarımızın yaşadığı sıkıntıları, hayat koşullarının zorluğunu ifade etmelerini, bu Meclisin duymasından daha doğal ne olabilir Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar) Şimdi, Sayın Bakanlar, Cumhurbaşkanı Yardımcısı gelmiş, burada bütçeyi ifade ediyorlar bize fakat bu bütçe hayatta vatandaşlarım için bir şey ifade etmiyor ki onların hayatına dokunmuyor. Kırmızı et alamıyorlar, beyaz et alamıyorlar, peynir alamıyorlar. Emekliler -daha geçen hafta basına yansıdı- gecelik 200 liraya otel odalarında kalıyorlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AŞKIN GENÇ (Devamla) - Buradan Çalışma Bakanına ve Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısını göreve davet ediyorum. Onların görevi bu vatandaşa, bu millete hizmet etmek ve bütçeyi onlar adına kullanmaktır. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)