GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:36
Tarih:18.12.2025

MHP GRUBU ADINA MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nin 3'üncü maddesi üzerine, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım.

Değerli milletvekilleri, 3'üncü madde üzerine yaptığım bu konuşmada "terörsüz Türkiye" hedefine giden ve Türkiye'nin geleceğini ve hepimizi yakından ilgilendiren önemli süreçle ilgili değerlendirmelerimizi paylaşmak istiyorum.

Türkiye Cumhuriyeti devleti, tarihten günümüze, bulunduğu coğrafyada hem bölgesel krizlerin hem de küresel güç mücadelelerinin odağında yer almaktadır. İçinden geçtiğimiz bu dönem küresel ölçekte yükselen kaotik ortam ve şartlar barındırmaktadır; dünyada süregelen bu çalkantılı dönemde ahlaki, hukuki ve siyasi krizlerin gölgesinde büyüyen jeopolitik rekabetler, ekonomik gerilimler ve stratejik çatışmalar uluslararası sistemde derin bir istikrarsızlık tablosu ortaya koymaktadır. Dünya genelinde yükselen güvenlik riskleri, devlet dışı silahlı örgütlerin varlığı, bölgesel güç rekabeti ve organize göç hareketleri ulusal güvenlik mimarilerinin acilen ve yeniden ele alınmasını, modern tehditlere uygun bir biçimde tahkim edilmesini zaruri kılmaktadır. Bütün bu zorlu şartlar altında Türkiye için tarihî bir fırsat penceresi aralanmış bulunmaktadır. Varisi olduğumuz asırlık medeniyet birikimi, muazzez millet varlığı ve güçlü devlet geleneği bölgesel ve küresel tehditlere karşı yegâne güvencemizi teşkil etmektedir. Bu çerçevede, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli'nin ortaya koyduğu kararlı liderlik ve millî duruş doğrultusunda şekillenen terörsüz Türkiye süreci devletimizin bekasını doğrudan ilgilendiren, milletimizin huzuru, vatan topraklarının bölünmez bütünlüğü ve kardeşlik hukukunun ebediyen muhafazası bakımından hayati öneme sahip olan bu süreç milletimizin hafızasında onlarca yıl kan ve gözyaşıyla anılan bir dönemin geride bırakılmasına imkân tanıyan tarihî bir eşiği ifade etmektedir. Bu sürecin sağduyu, sorumluluk ve devlet ciddiyetiyle ele alınması, istismar yerine istikametin esas alınması yalnızca siyasi değil, aynı zamanda millî bir vecibedir.

Yaklaşık yarım asırdır bölücü terörle mücadele eden ülkemiz bugün terörsüz Türkiye idealine kararlılıkla yaklaşmaktadır. Bu hedef geçici bir siyasi söylem değil, milletimizin ortak talebini yansıtan, devletimizin iradesini ortaya koyan ve Türk demokrasisinin geleceği açısından vazgeçilmez bir stratejik vizyondur. Terörü kesin olarak sona erdirmek ve Türkiye'yi huzur içinde geleceğe taşımak millî bir yemin niteliğindedir. Türkiye Cumhuriyeti geçmişte ödediği ağır bedelleri yeni yüzyılda tekrar etmeyecektir. Terörle mücadelede yalnızca askeri tedbirlerle yetinilmesi mümkün değildir. Kronikleşmiş sorunların kalıcı biçimde çözümlenebilmesi için siyasi ve demokratik aklın da devrede olması kaçınılmazdır. Bu noktada kamuoyunda sıklıkla birbirine karıştırılan müzakere ve pazarlık kavramları arasındaki ayrımın açık biçimde ortaya konulması gerekmektedir. Var olan muhataplık süreci terör örgütüyle bir pazarlık anlamı taşımamakta, örgütün silahlı mücadeleyi sona erdirdiğine, kendisini feshettiğine ve sahadan çekildiğine dair beyanlarının Türkiye Cumhuriyeti devleti tarafından doğrudan teyit edilmesini amaçlayan sınırlı ve kontrollü bir mekanizma olarak değerlendirilmelidir, bu çerçevede muhataplık hiçbir şekilde taviz verme süreci değildir. Bu tarihî aşamaya gelinmesinde 27 Şubat 2025 tarihinde kamuoyuna yansıyan açıklamalar ile PKK'nın 5-7 mayıs tarihleri arasında gerçekleştirdiği sözde toplantıda yapısal dağılma ve silah bırakma yönünde aldığı kararlar dikkate değer bir dönüm noktasıdır. Devletimizce yürütülen teyit süreci örgütsel fesih iradesinin açık bir şekilde ortaya konulmasını, silahlı şiddetin sona erdirildiğine dair taahhütlerin devletimizin meşru zemini tarafından doğrudan teyit edilmesi ve bu taahhütlerin fiiliyata dönüşüp dönüşmediğinin hukuki ve kurumsal denetim mekanizmasıyla izlenmesini amaçlamaktadır. TBMM bünyesinde kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu bu sürecin demokratik ve hukuki altyapısını teminat altına alan önemli bir mekanizmadır. Türkiye bu süreci kendi özgün şartları, yüksek güvenlik kapasitesi ve güçlü toplumsal iradesiyle yürütmektedir. Uluslararası örnekleri incelendiğinde, silah bırakan yapıların, sağlıklı bir tasfiye sürecinden geçmediği takdirde farklı isimler altında yeniden ortaya çıkabildiği görülmektedir. Bu nedenle, silahların belirlenen takvim doğrultusunda teslim edilmesi, örgütsel ve ideolojik yapının bütün türevleriyle birlikte tamamen tasfiye edilmesi, yurt içi ve yurt dışındaki tüm finansal ve lojistik ağların kesilmesi ve yargıya intikal etmiş olan suçların adalet önünde tek tek değerlendirilmesi esastır. Bu süreç, devletimizin egemenlik haklarını zedelemeden, üniter yapımıza ve anayasal düzene bağlılık temelinde yürütülmektedir.

AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Nasıl olacak?

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Devamla) - Milliyetçi Hareket Partisi için temel olan, devletin bekası, milletin huzuru ve bin yıllık kardeşliğimizin ebediyen yaşatılmasıdır. Bize göre herkes eşittir Türkiye'dir. Terörün bu kardeşliği daha fazla zehirlemesine asla müsaade edilmemelidir. Türkiye Cumhuriyeti etnik ayrışmanın değil, millî birlik ve dayanışmanın devletidir. Bu gerçeklik anayasal vatandaşlık anlayışımızda da açık bir şekilde tezahür etmiştir.

Değerli milletvekilleri, terörsüz Türkiye hedefi yalnızca bir güvenlik meselesi değil, aynı zamanda, toplumsal huzurun, kalkınmanın ve istikrarın temelidir. Huzurun tesis edildiği yerde yatırım, refah ve sosyal adalet güçlenir. Terörün gölgesinden kurtulan şehirlerimizde ekonomik ve kültürel hayat yeniden canlanacaktır. Bizler bu sürecin devlet ciddiyetiyle, hukuk devleti ilkesinden sapmadan ve millî kararlılıkla yürütülmesini savunmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki barış, afla değil, adaletle, kardeşlik dayatmakla değil, rızayla inşa edilir. Terörsüz Türkiye bir lütuf değil, milletimizin en tabii hakkıdır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli'nin çizdiği istikamet doğrultusunda bu sürecin başarıyla sonuçlanması için gereken siyasi ve hukuki sorumluluğu üstlenmeye hazırız. Türkiye'nin, yeni yüzyıla huzurlu, güvenli ve terörden arındırılmış bir ülke olarak gireceğine olan inancımız tamdır.

Sözlerime son verirken, bu tarihî sürecin aziz milletimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, başta Sayın Genel Başkanımız, Devlet Bahçeli ve Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere bu mücadelede emeği geçen herkese şükranlarımı arz ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)