| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 36 |
| Tarih: | 18.12.2025 |
MHP GRUBU ADINA HALİL ÖZTÜRK (Kırıkkale) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2026 Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi görüşmeleri dolayısıyla Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Yüce Meclisi ve aziz Türk milletini saygıyla selamlıyorum.
Bugün farklı başlıklarda birkaç konu hakkında konuşmak istiyorum.
Sayın Başkan. değerli milletvekilleri; hepimiz sabah kahvaltı yaparken ekranı açtığımızda ardı arkası kesilmeyen trafik kazaları, cinayetler, kavgalar, afetler, yangınlar, istismar haberleri ve bunların neredeyse gün boyu tekrarlandığı, akşam ana haberlerde de geniş yer bulduğu bir yayın akışıyla karşılaşıyoruz. Dizi ve filmlerdeki şiddet sahneleri ise işin cabası. Bu tablo, sıradan bir haber aktarımı ya da senaryo gereği değil, her evin içine taşınan bir korku ve kaygı tiyatrosudur. Üstelik bu korku iklimi, bilimsel olarak da açıklanabilen bir etki yaratıyor: günde dört saatten fazla izleyen yoğun izleyiciler ekranda sunulan dünyayı kendi gerçeği gibi içselleştirmeye başlıyor. Özellikle şiddet yüklü haberler ortalama dünya sendromunu tetikleyerek dünyayı olduğundan çok daha tehlikeli, daha zalim ve daha öngörülemez anlatıyor. Dolayısıyla, bu mesele, toplumsal güven duygusunu aşındıran, aile içi huzuru bozan, çocukların dünyayı algılayışını yaralayan ve kamusal psikolojiyi örseleyen bir güvenlik meselesine dönüşmüştür. Peki, ne yapacağız? Yayıncılıkta reyting ve tiraj baskısını kamu yararı dengesiyle yeniden kurmak zorundayız; sansasyonun değil, sorumluluğun ödüllendirildiği bir yayın iklimi oluşturmalıyız. Düzenleyici kurumların denetim kapasitesi güçlendirilmeli, özellikle şiddet ve felaket içeriklerinin sunum biçimi, tekrar sıklığı ve prime time yoğunluğu konusunda da daha etkin bir gözetim sağlanmalıdır. Bu mesele tek bir kurumun omzuna bırakılmayacak kadar kapsamlıdır. Cumhurbaşkanlığından Meclisimize, ilgili bakanlıklardan iletişim otoritelerine, RTÜK'ten sivil topluma kadar koordineli bir yaklaşım gerektirmektedir. Eğer bu konuda yeterince geç kalırsak korkuyla büyüyen nesillerin bedelini hep birlikte öderiz. Gelin, haberin bilgilendirme gücünü korurken toplumun ruhunu zehirleyen tekrar bir şiddet sarmalını birlikte frenleyelim.
Saygıdeğer milletvekilleri, üzerinde durmak istediğim bir başka konu ise eğitim alanındaki korku algısını yıkmaya yöneliktir. Geleceğimizi sağlam temeller üzerinde inşa etmenin bir şartı da güven içinde yetişen nitelikli insan kaynağıdır. Bu yüzden okul güvenliği bir yenilik meselesi olarak görülmelidir. Okul çevresi ve geliş gidiş güzergâhı güvenli alan ilan edilmeli, korku yaratan davranışlara, kişilere karşı ölçülü, caydırıcı ve hukuki temelli tedbirler uygulanmalıdır. Emniyette okul güvenliği, sosyal medya zorbalığı ve örgütlü risklere odaklı uzman birimler kurulmalı, okul girişlerinde personel görevlendirmesi ve kadro bütçe planı öncelenmelidir. Okulla bağlantılı dış şiddet de bu kapsamda değerlendirilmeli, ihtisas hâkim, savcı birimleri, disiplin, kayıt, usul birliği, gizlilik protokolleri ve aileyi düzenleyen zorunlu programlar hayata geçirilmelidir.
Değerli milletvekilleri, ülkemiz tarımsal ürün çeşitliği bakımından önemli bir potansiyele sahiptir ve dış ticarette de geniş bir ürün yelpazesiyle dikkate değer bir hacim oluşturmuştur. Bununla birlikte, yapısal bazı sorunların sürdüğünü görmekteyiz. Bu toplum mevcut kazanımların kalıcı hâle gelmesi ve geleceğe taşınması için stratejik ve bütüncül politikaların hayata geçirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu yaklaşımın sahadaki karşılığını somut biçimde görmek için seçim bölgem Kırıkkale'ye bakmak yeterlidir. 1 Ekim 2024-30 Eylül 2025 dönemini kapsayan 2025 Su Yılı'nda yağışların normalin bir önceki yılın altında kaldığı Kırıkkale'nin İç Anadolu'nun en düşük yağış alan illerinden biri olduğu ifade edilmektedir. Bu anlamda, Kırıkkale'de çiftçilerimiz kuraklığı derinden hissetmiştir. Kırıkkale ölçeğinde temel beklenti elinde büyük bir potansiyel olan Kızılırmak'ın sulama kanalları vasıtasıyla bir an önce üretim alanlarıyla buluşturulmasıdır. Elimizdeki bu imkânı doğru proje tasarımı ve etkin uygulamayla değerlendirebildiğimiz ölçüde bölgenin üretimde daha yüksek verim ve istikrar yakalaması mümkündür.
Değerli milletvekilleri, çiftçimiz akaryakıt fiyatlarının yüksekliğinden muzdariptir. Çiftçimizin, üreticimizin beklentilerinden biri de üretim için kullanılacak akaryakıtın yüzde 50 indirimli olarak satışa sunulmasıdır. 2025 yılında yaşamış olduğumuz zirai dondan çiftçimiz olumsuz etkilenmiştir. Bu noktada, devletimizin verdiği destekler bir nebze olsun rahatlatsa da tam anlamıyla yaraların sarılmasında eksik kalmıştır. Çiftçimiz bu desteğin güncellenmesini ve bir an önce verilmesini talep etmektedir. Üreten, ekonomiyi temelden katkı sağlayan çiftçimizin bir diğer sorun ise, tarlayı kiralayana değil tarla sahibine destek verilip tarlayı kiralayana desteğin verilmemiştir. Hâl böyle olunca kiralayıp üretim yapmaya çalışan çiftçimiz kendi cebinden üretim yapmaya çalışmakta, tarla sahibi ise aldığı desteği başka alanlarda kullanmaktadır, bu durumda devletimizin üretim için verdiği destek de üretimle buluşamamaktadır. Çiftçimizin en temel sorunlarından biri de desteklerin üretim zamanından sonra verilmesidir, biz bu durumda çiftçimizi krediye mahkûm ediyoruz. Kredi limitleri de ne yazık ki bu sene güncellenmemiş olduğundan insanımız üretimden kaçmaya başlamıştır.
Yine, değerli milletvekilleri, emeklilerimizin de hayat şartlarını iyileştirecek yapıcı adımların atılmasını ve bu konuda da sorumluluk bilinciyle hareket etmemiz gerektiğini de ifade etmek istiyorum. Bu can alıcı sorunlara alınacak tedbirler üretimi ve ekonomiyi büyük ölçüde rahatlatacak, bu da elbette gıda enflasyonu ve reel enflasyonun üzerindeki baskıyı da azaltacaktır.
Değerli milletvekilleri, seçim bölgem Kırıkkale'nin bazı can alıcı sorunlarına da değinmek istiyorum. İl Sağlık Müdürlüğünden bugün aldığımız sonuçlara göre 12 Aralık 2025 tarihinde Kırıkkale ilinde farklı noktalardan alınan 6 adet şebeke suyu numunesi ayrıntılı kimyasal analiz için Ankara Halk Sağlığı Laboratuvarına gönderilmiştir. 17 Aralık 2025 tarihli analiz sonuçlarında arsenik, mangan sülfat ve sodyum klorür değerleri mevzuat limitlerinden çok çok yüksek ölçülmüştür, fiziksel parametrelerden, bulanıklık ve renk yönünden uygunsuz olduğu tespit edilmiştir. Değerli milletvekilleri, Kırıkkale'miz daha evvel de dile getirdiğim üzere bu tabloyu asla hak etmemektedir. Daha önce defaten şebeke altyapısının yenilenmesi gerektiğini belirtmiştim. 2026 bütçesinden, Kırıkkale su altyapısının yenilenmesi için merkezi bütçeden kaynak sağlanmasını, bu vesileyle arzu ettiğimiz değişikliğin yapılmasını Yüce Meclisten ve ilgili bakanlardan talep etmekteyiz.
Yine, Kırıkkaleli sporseverlerin beklediği Makine Kimya Endüstrisi Fikret Karabudak Stadyumu'nun 2026 yatırım programına alınıp 12.500 kişilik kapasitesiyle yenilenmesi şehrimiz için önemli bir gelişme olacaktır. Cumhur İttifakı olarak atacağımız adımlar şehrimizin spor hayatını canlandıracaktır. Şehirlerin kalkınması artık ülkelerin kalkınmasını etkilemektedir. Kırıkkale'de 3 tane organize sanayi bölgesi bulunmakta, bu bölgelerin kapasitesi de dolmuş durumdadır. Dolayısıyla, daha önce oluşturulan Silah İhtisas Organize Sanayi Bölgesi gibi ROKETSAN'a ve şehrimize büyük yatırımcılara parça ve malzeme tedariki yapacak roket ihtisas organize sanayi bölgesi ve havacılık ihtisas organize sanayi bölgesinin hayata geçirilmesi gerekmektedir. İlçelerimizde faaliyet gösteren tekstil atölyeleri ve fabrikaları birçok markanın üretim üssü hâline gelmiştir. Yetişmiş insan gücümüzle tekstil organize sanayi bölgesi kurulması, bununla bağlantılı Balışeyh, Bahşılı gibi ilçelerimize tekstil lisesi açılması önemli bir adım olacaktır. Tarımsal ürün çeşitliliğimiz açısından da besi organize sanayi bölgesi ve gıda organize sanayi bölgesinin kurulması, ayrıca her ilçemizde tarım meslek liselerinin açılması da bir gerekliliktir.
Bir başka önemli husus, esnafımız artan vergiler ve zamlarla daralan talep nedeniyle ayakta kalmakta zorlanmaktadır. Bu nedenle vergi affı indirimi ve öteleme gibi esnafımızı rahatlatacak adımların atılması gerektiğini düşünüyoruz.
Diğer yandan, asgari ücrette hayat pahalılığını karşılayacak tatmin edici bir artış beklentimiz de nettir. Emeklilerimizin mevcut durumu da iç açıcı değildir ne yazık ki ve emekliye hatırı sayılı bir iyileştirme artık yapılabilmelidir diyoruz.
Bu duygu ve düşüncelerle 2026 yılı bütçesinin hayırlı olmasını temenni ediyor, Gazi Meclisi ve yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum. (MHP, AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)