| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 36 |
| Tarih: | 18.12.2025 |
CHP GRUBU ADINA BÜLENT TEZCAN (Aydın) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün Türkiye'de sürekli OHAL şartları altında yaşıyoruz; 20 Temmuz 2016'da bu ülkede olağanüstü hâl ilan edildi, o günden bu yana ne yazık ki her gün daha ağırlaşan koşullar altında, olağanüstü hâl şartlarında yaşıyoruz. Herkes tedirgin, herkes huzursuz. Baba ile oğul birbiriyle telefonla konuşmaktan korkuyor "Acaba dinleniyor muyum?" diye. "'Tweet' attım diye gözaltına alınır mıyım?" endişesi var ve hakikaten de bu endişe, haksız bir endişe değil.
Can Atalay, iki yıl önce milletvekili seçildi, Anayasa Mahkemesi kararı var, ona rağmen buraya gelip yemin edemedi, hâlâ tutsak. Tayfun Kahraman, Anayasa Mahkemesi kararı var, hâlâ tutsak. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Osman Kavala, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararına rağmen hâlâ tutsaklıkları devam ediyor ve biz böyle bir dönemde toplumsal barışı inşa etmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisinde çalışma yürütüyoruz. Ben merak ediyorum, değerli milletvekilleri, burada hukukun üstünlüğünü sağlamadığımız sürece, toplumsal barışı nasıl inşa edeceğiz, hangi akılla bunu inşa edeceğimize inandıracaksınız bizi? (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli milletvekilleri, 19 Mart millî iradeye darbedir, 19 Mart kumpas girişimi millî iradeye darbedir. Yeni darbecilik döneminden geçiyoruz, daha önce askerî darbeler vardı; şimdi, yeni dönemde sivil darbelerle, yargı darbesiyle karşı karşıyayız. Bu darbenin amacı Ekrem İmamoğlu'nu tasfiye etme planıdır; iktidara seçenek olan önemli bir rakibi siyaset dışı alanla siyaset dışına atma girişimidir. Bakın, 15,5 milyon insan gitti sandığa, oy verdi "Adayımız Ekrem İmamoğlu'dur." diye oy verdi. 25 milyon 100 bin insan imza verdi "Adayı yanımda, sandığı önümde görmek istiyorum." diye. Türkiye'de tırla geziyor; gezdireceğiz, her kasabaya sokacağız o tırı, her kasabada milletin iradesini gözünüze sokacağız. (CHP sıralarından alkışlar) Bugün, anketlerde "Ekrem İmamoğlu'na oy vereceğim, veririm." diyenler 36 milyon seçmene tekabül ediyor. İşte, bu, bütün bu irade, bugün zindana konulmuş durumda. Değerli arkadaşlar, 15 belediye başkanı tutsak alınmış durumda. 15 belediye başkanının yönettikleri yerde nüfusa karşılığı 30 milyona tekabül ediyor. 30 milyon nüfusa tekabül eden milletin temsilcilerini bugün siyasi bir amaçla, siyasi bir hesapla tutsak almış durumdasınız.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ne yazık ki özellikle son bir yıldır yaşadığımız bu kumpas soruşturmaları şeytanla pazarlığa dönüşmüştür, şeytanla pazarlığa... Yani tutsak alınanlara, gözaltına alınanlara, tutuklulara deniliyor ki: "Haysiyetin ile hürriyetin arasında bir tercihte bulunacaksın. Haysiyetin ile hayatın arasında bir tercihte bulunacaksınız." (CHP sıralarından alkışlar) Yani diyorlar ki: "Ya haysiyetin ya hürriyetin. Ya haysiyetini ayaklar altına alacaksın, masum insanlara iftira atacaksın ve hürriyetini kurtaracaksın ya da haysiyetine sahip çıkacaksın ve tutsaklığa devam edeceksin, hürriyetinden olacaksın."
Değerli milletvekilleri, Mehmet Murat Çalık doktor raporuyla, heyet raporlarıyla sabit hasta, hayati tehlikesi var, annesinin feryadını bütün dünya duydu ama bu kumpasın arkasındakiler duymadı, bir onlar duymadı. Mehmet Murat Çalık'a diyorlar ki: "Hayatınla haysiyetin arasında bir seçim yap, ya haysiyetini ayaklar altına al, arkadaşlarına, masum insanlara iftira at, hayatını kurtar ya da hayatını riske at, haysiyetini kurtar." Ve arkadaşlarımız şükürler olsun ki haysiyetlerini sonuna kadar savunmaya devam ettiler ve edecekler.(CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Yalnız bunu yapanlar şunu hiç unutmasınlar: Bozduğunuz kantar sizi de tartar. Bozduğunuz kantar bir gün sizi de tartar ve o şeytan bir gün sizi de o pazarlık masasına oturtur, o şeytan bir gün gün gelir sizi de o pazarlık masasına oturtur, bunu hiç unutmayın.(CHP sıralarından alkışlar)
Değerli milletvekilleri, yeni bir dönemden geçiyoruz, bunun adı yeni cuntacılık. Cuntanın ne olduğunu hepimiz biliyoruz. Cunta; asker içerisinde bir grubun hukuk dışı yollarla siyasete müdahale etmesini ifade eder. Şimdi, burada asker çıktı, yargı içerisinde bir grup geldi ve bu yeni cuntacılık dönemi yargı cuntası. Yargı içerisinde bir grup hukuk dışı yollarla siyaseti tasarlamaya, siyaseti dizayn etmeye çalışıyor. Bu cuntanın adını net olarak koyalım. Bir yıldan bu yana sadece İstanbul'da değil bütün Türkiye'de faaliyet başında olan bu cuntanın Adana'ya ulaşıyor eli, Ankara'ya ulaşıyor, onu oradan alıyor. İstanbul'a getiriyor, onu oradan alıyor, İstanbul'a getiriyor, davaların içine katıyor. Bu cuntanın adı "Akın Gürlek cuntası"dır, hiç kimse unutmasın, bunun adını doğru koyalım. (CHP sıralarından alkışlar) Ha, şimdi, ilk başlangıçta bu cuntaya baktığımızda iktidarın, AK PARTİ iktidarının siyasi geleceğini garanti altına almak üzere, muhalefeti tasfiye etmek üzere kurgulanmış bir cunta olduğu açık, bunda tereddüt yok, yaptığı işlerden belli ama anlıyoruz ki bu cuntanın hedefi sadece AK PARTİ iktidarına karşı dış iktidarı tasfiyeye dönük değil, son günlerde görüyoruz ki bu cunta iktidar bloku içerisindeki iç iktidarı tasfiye etmeye dönük, iç iktidar mücadelesinin de aparatı olmaya başlamış. Yani iç iktidarda, yarın iç iktidar mücadelesinde ve dış iktidar mücadelesinde iktidar blokunun içerisindeki bir kanatla beraber siyaseti dizayn etmek isteyen bir cunta iş başındadır, herkes bunun adını doğru koysun.
Ha, şimdi şunu not etmek istiyorum: Siyaset dışı yollarla siyaseti dizayn etmek isteyen böyle cuntalara tevessül edenler hiç unutmasınlar ki bir gün, neticede, siyaset dışı yöntemlerle tasfiye edilmeyi de kabul etmiş ve onun altyapısını hazırlamış olurlar. Bunu da bir yere not edin, bu cuntalarla hareket ederseniz yarın sizin de siyaset dışı yöntemlerle tasfiyenizin önünü açmış olursunuz. Düşünebiliyor musunuz, bakın, size bazı isimler okuyacağım.
HASAN ARSLAN (Afyonkarahisar) - Siyaset dışı...
BÜLENT TEZCAN (Devamla) - Onu siz biliyorsunuz, yaptığınız o.
İmamoğlu davalarında hukuka uyan yargıçlar, savcılar yanar, talimata uyanlar ihya olurlar; kural bu. Hukuka uyanlar yanar, talimata uyanlar ihya olur. (CHP sıralarından alkışlar)
Ali Doğan, 59. Asliye Ceza Mahkemesi Hâkimi, diploma ceza davasında iktidarın hoşuna gitmeyen şekilde davrandı diye Maraş'a sürüldü. Diploma davasının idare mahkemesi, idari yargıda heyet dağıtıldı, başka mahkemelere gönderildi; Recep Şendil, Gün Yazıcı. Niye? Çünkü öyle bir ara karar kurdular ki iktidar sahipleri ürktüler, "Ya, bunlar böyle giderse, bu davada bizim istediğimizi yapmayacaklar herhâlde." diye. Hukukçu gibi davrandılar, hukukçu gibi davrandılar.
Mesela, Akın Gürlek'e hakaret davası, 14. Ağır Ceza Mahkemesi Üyesi Mehmet Can Kozan "Üç suçlamanın üçünden de beraat etmesi gerekir." diye muhalefet şerhi yazdığı için iş mahkemesi hâkimliğine sürüldü. Bunları yeni yaşadık daha, gizli saklı işler değil.
Meşhur ahmak davasının hâkimi Hüseyin Zengin Samsun'a sürüldü, arzu ettikleri gibi karar vermeyeceği anlaşılınca.
Büyükçekmece 10. Asliye Ceza Hâkimi... Israrla davayı geciktirmeye çalıştılar "Ana davaya ekleriz." diye, hâkim de dirayetle 4 kez mütalaa vermemesine rağmen savcı, beraat kararı verdi çünkü beraat kararı vermesi gerekiyordu. Aldılar hâkimi, Maraş'a sürdüler.
Yine, o meşhur bilirkişi var ya -adı mı, soyadı mı "Satılmış" bilirkişi vardı- o Satılmış bilirkişiyle ilgili davanın hâkimi Hüseyin Buladı'yı başka yere sürdüler. Yani, hiç açık bırakma, riske etme düşüncesi yok, öyle bir ihtimali hazmedemiyorlar.
26. Asliye Ceza Mahkemesi uydurma kurultay davasının, ceza davasının hâkimini bölge adliye mahkemesine gönderdiler, Ömer Faruk Altıntaş'ı ama bir de talimatla hareket edenler var, onlara bakalım ne olmuş? Onlar ihya olmuşlar. Mesela, İBB kumpas soruşturmasının ve Aziz İhsan Aktaş davasının iddianamesini düzenleyen Savcı Muhammet Bekir Alabora, Emre Kara ve Aykut Çelik başsavcı vekili olmuşlar. Diploma ceza soruşturmasının iddianamesini yazan Savcı Muhammed Ali Adaş başsavcı vekili olmuş, bilirkişi soruşturmasının iddianamesini yazan Savcı Burak Özer başsavcı vekili olmuş yani hukuka uyan yanar, talimata uyan ihya olur. (CHP sıralarından alkışlar) Yani değerli milletvekilleri, söyleyecek çok şey var ama son sözüm şudur: Bir gün bile tutuklu yargılanmadı Erdoğan, bir gün bile tutuklu yargılanmayan Erdoğan bir gün bile huzurun olmadığı bir Türkiye yarattı; geldiğimiz tablo budur.
Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)