| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 36 |
| Tarih: | 18.12.2025 |
İSA MESİH ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyor, 2026 yılı merkezî yönetim bütçemizin hayırlı olmasını temenni ediyorum.
2003 yılında hukuk fakültesindeyken iktisat hocamızın o dönem yaşanan Körfez Savaşı'yla ilgili şöyle bir yorumu olmuştu, "Eğer Türkiye'nin millî geliri 1 trilyon dolar olsaydı -o gün için- Amerika yanı başımızdaki Irak'ı kolay kolay vuramazdı." demişti. Şimdi, ben bu soruyu bugün için sormak istiyorum: Türkiye'nin millî geliri bugün 5 trilyon dolar olsaydı, İsrail 21'inci yüzyılın en büyük soykırımını yapabilir miydi? Bakın, bu bir eleştiri değil, bu bir tespit, bir hedef, bir arzu, bu güçlü Türkiye arzusudur.
Evet, değerli milletvekilleri, Türkiye güçlü olmak zorundadır, 86 milyon vatandaşımız için güçlü olmak zorundadır, aynı zamanda, tarihî sorumluluğumuzun bir gereği olarak komşu ve kardeş coğrafyalarımız için de güçlü olmak zorundadır.
Değerli milletvekilleri, evet, makro verilere baktığımızda büyüyoruz ancak asıl önemli olan bu büyümenin tabana yayılmasıdır. Evet, enflasyon düşüyor, bu olumlu bir gelişme ancak önemli olan bu düşüşün çarşıda, pazarda, mutfakta daha fazla hissedilebilmesidir. Büyüme elbette önemlidir ama asıl önemli olan adil büyümedir, zira tam da burada bütçe vatandaş için bir umut belgesi olmalıdır. Emeklimiz, asgari ücretlimiz, dar gelirlimiz, gençlerimiz, işçimiz, çiftçimiz, memurumuz, esnafımız, hasılı 86 milyon vatandaşımız bu bütçede bu umudu bulabilmelidir. Burada hayati bir detayın altını çizmek isterim: Asgari ücret insan onuruna yakışır bir seviyede belirlenmek zorundadır. En düşük emekli maaşı da asgari ücret seviyesinin altında olmamalıdır. Türkiye'ye yakışan budur.
Değerli milletvekilleri, bütçede önemli bir faiz ödemesi görüyoruz. Her birimizin şu soruyu sorması gerekir: Eğer bütçede 2 trilyon 742 milyar bir faiz borcumuz olmasaydı bu kadar parayla neler yapılabilirdi? Elbette çok şey yapılabilirdi. Dolayısıyla, kararlı bir, faizle mücadele politikası şarttır, Türkiye'nin bu faiz yükünden kurtulması şarttır.
Yine, bütçede deprem bölgesinin önemli bir kalem oluşturduğunu, dolayısıyla bunun bütçe açığını da ciddi anlamda etkilediğini görüyoruz.
Yeri gelmişken burada bir hakkın teslimini de yapmamız lazım. Deprem bölgesiyle ilgili bizim de eleştirilerimiz oldu. Elbette eksikler de var ama gelinen noktada, 455 bin konut yapılmış olması bir başarı hikâyesidir. Dolayısıyla, bu anlamda, bu başarıyı ortaya koyan iktidarı da tebrik etmek gerekir. Şehirlerimizin hızlı bir şekilde normalleşmesi en büyük arzumuzdur.
Deprem demişken, şehirlerimizin, özellikle de İstanbul'umuzun hızlı bir şekilde, depreme hazır hâle getirilmesi ertelenemez bir sorumluluktur. Bütçe, bu sorumluluğu da içinde barındırmalıdır.
CAVİT ARI (Antalya) - Deprem toplanma alanlarının hepsine maalesef bu Hükûmet gökdelen dikti Vekilim, siz de biliyorsunuz. Her taraf gökdelen, AVM; maalesef yani.
İSA MESİH ŞAHİN (Devamla) - Tabii, burada sadece merkezî yönetime değil, yerel yönetimlere de çok büyük iş düşüyor, özellikle İstanbul'da.
CAVİT ARI (Antalya) - Bunların hepsini işte iktidar AVM yaptı Sayın Vekilim, bütün toplanma alanları AVM oldu.
İSA MESİH ŞAHİN (Devamla) - Değerli milletvekilleri, bir bütçenin yatırım, üretim ve kalkınma odaklı olması elzemdir. Yatırım, üretim ve kalkınma odaklı bir ekonomi için en önemli dinamik güven iklimidir. Güven iklimi de liyakatli ve adaletli bir düzenin tesisiyle mümkün olur; hukuka, kurumlara ve adil bir yönetime duyulan güven devletimizin en temel ve en güçlü sermayesidir. Makroekonomik verilerde iyileşmeler kaydedildiğini görüyoruz. Bu elbette önemli, olumludur; bu iyileşmeler, doğru atılmış adımların karşılık bulduğunu gösterir ancak enflasyonu tek haneye indirmek istiyorsak, kazanımlarımızı, istikrarı kalıcı hâle getirmek istiyorsak, Kamu İhale Yasası gibi, adalet reformu gibi -Adalet Bakanımız da burada- yapısal dönüşüm reformlarıyla bu süreci desteklemek zorundayız.
Evet, değerli milletvekilleri, güçlü Türkiye arzumuzu tekrar vurgulayarak güçlü Türkiye'nin yolu, hukuk devleti olmaktan geçer, millî birlik, beraberlik, kardeşliğimizi tahkim etmekten geçer. Güçlü Türkiye'nin yolu etkin, liyakatli bir bürokrasiden geçer; araştıran, icat eden, geliştiren, üreten Türkiye'den geçer diyor, bu duygularla Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ, CHP, MHP, İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)