| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 36 |
| Tarih: | 18.12.2025 |
MURAT EMİR (Ankara) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Hepimizin, her birimizin sağduyulu, soğukkanlı ve öteki saydığı kim varsa ona sonuna kadar saygılı olması gerektiğini düşünüyoruz. Kim yaparsa yapsın, kime yapılırsa yapılsın her türlü ırkçı ve cinsiyetçi saldırıyı, kaba sözü ve yaralayıcı sözü şiddetle reddettiğimizi belirtmek isterim. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)
Sayın Adalet Bakanı HSK'nin Başkanı olarak size bazı sorular sormak isterim, hepimizin bildiği konular: Biri Tayfun Kahraman kararı. Daha geçenlerde -daha on gün olmadı- Anayasa Mahkemesi adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini söyledi ve birinci derece mahkemeye "Tayfun Kahraman'ı serbest bırak ve yeniden yargıla." dedi. Daha önceki Anayasa Mahkemesi kararlarına uyan bu mahkeme, bu kez ne hikmetse "Benim hiyerarşik üstüm değilsiniz." dedi ve Anayasa Mahkemesi kararını hiçe saydı. Sayın Bakan, bu sizi ilgilendiriyor çünkü siz HSK'nin başındasınız. Bir heyetin, bir yargıcın Anayasa'yı açıkça çiğnemesine asla göz yummamalısınız, bu sizin de bir göreviniz.
Aynı şekilde, bir skandal... Bir kişi tutuklanmış İBB davası kapsamında, 8 milyon dolar bir avukata güya "vekâlet ücreti" adı altında vermiş, her şey apaçık ortada. Şikâyetçi kişi 26 Mayısta gözaltına alınmış, 28-29 Mayısta 8 milyon doları kuyumcu üzerinden bir yere transfer etmiş kurtulurum umuduyla, 30 Mayısta da TMSF bu kişinin şirketlerine el koymuş; beklemiş, 8 milyon dolar cebe girene kadar beklemiş, sonra TMSF el koymuş. Sizin de buna el koymanızı bekliyoruz Sayın Bakan. İstanbul'u o kadar uzaktan ve o kadar dışarıdan izlemeyin. Orada yapılan hukuksuzluklar sizi de ilgilendiriyor çünkü siz HSK'nin başındasınız ve buraya da mutlaka bakmalısınız, buradan size şikâyet ediyorum.
Değerli arkadaşlar, burada bir bütçe yapıyoruz ama önce bir kendimize bakmamız lazım. Bizim çalışanlarımız, bizim uzmanlarımız, danışmanlarımız... Bir gerçeği açıkça ifade etmeliyiz: Biz burada kaçak işçi çalıştırıyoruz; yasal statüsü belirsiz, âdeta kaçak konumda danışman, uzman, çalıştırıyoruz arkadaşlar, buna hakkımız yok. Yasa yapan Türkiye Büyük Millet Meclisinin bir yasayı kendi çalışanları için yapmaması asla düşünülemez ve onların zam beklentileri var. Bakın, bizim çay ocağında çalışan kardeşlerimiz var, hepsine teşekkür ediyorum, çok değerli bir iş yapıyorlar, gece gündüz yanımızdalar ama şu anda bir uzmanın maaşı çay ocağındaki arkadaşımla eşitlenmiş durumda. Bu da adaletli değil. (CHP sıralarından alkışlar) Biz adil olmak zorundayız ve en yakınımızdakilerin sorunlarını dile getirmek zorundayız. Tam zamanıdır; bütün gruplar, Meclis Başkanlığı, Plan ve Bütçe Komisyonu el koyalım ve bu sorunu çözelim arkadaşlar.
Bir asgari ücret sorunumuz var, sürekli asgari ücretliyi enflasyonun altında ezim ezim eziyorsunuz. Mehmet Şimşek geleli yirmi dokuz ay olmuş, yirmi dokuz ayda toplam -inanırsanız- TÜİK enflasyonu yüzde 164, asgari ücretin artışı yüzde 93,9 yani neredeyse yüzde 100 asgari ücretli ezilmiş, kaybetmiş, yok sayılmış. Şimdi, yeni bir asgari ücret tartışması var. Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplanıyor, işçi kesimi orada yok ve Sayın Bakan son derece sorumsuzca "İşçi kesiminin burada olmaması bir sorun değil." diyor, düşünebiliyor musunuz... Sayın Bakan, işçiler, yanarken orada, alın teri dökerken orada, emeğiyle çalışırken orada, bu kölelik düzeninde oradalar ama asgari ücret tespit edilirken orada olmasalar oluyor. Kim olsun? Yeter ki patronlar olsun. İşte, patronların iktidarı, patronların hükûmetisiniz diye boşuna demiyoruz. Her işinizi patronlarla görüyorsunuz ve patronlara göre görüyorsunuz. İşte bu nedenle de değerli arkadaşlar, bu anlayış yıkılmak zorunda. Artık halkın bütçesini yapmalıyız. 15 milyon asgari ücretlinin, emeklinin, memurun, yok sayılanın, işçinin, eğitimini bitirmiş olmasına rağmen evde bekleyenin, kimsesizin bütçesini yapmak zorundayız. Ama bu bütçe bir faiz bütçesidir, bir rant aktarımı bütçesidir ve sonuç olarak halkı yine ezen bütçedir. Ama yol yakındır, asgari ücret konusunda mutlaka işçinin bugüne kadarki kayıplarının telafi edilmesi ve mevcut enflasyonunun üzerinde bir ücretin tespit edilmesi gerekir.
Sayın Bakan, bir de "Merak etmeyin, bugüne kadar yaptığımız gibi işçimizi enflasyona ezdirmeyeceğiz." demez mi alay eder gibi. İşte bu aymazlığa pes doğrusu değerli arkadaşlar.
Bakın, bu ekonomik modelin hiçbir başarısı yoktur. "Dezenflasyon programı" dediler; yirmi dokuz aydır Mehmet Şimşek işbaşında, dezenflasyon yapacaktı, geldiğinde enflasyon yüzde 38'di, şimdi yüzde 31. Yirmi dokuz ayda sadece 7 puanlık bir düşüş var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.
MURAT EMİR (Ankara) - Dünyanın en yüksek enflasyonunu yaşıyoruz arkadaşlar ve bu enflasyonu dünyanın neredeyse en büyük faizini verirken yaşıyoruz; ikisi aynı anda. Birisi olsa anlayacaksınız yani o nas döneminde yaptığınız gibi faizi indir, enflasyon patlasın ama Türkiye'de istihdam kaybı olmasın, Türkiye'de ekonomi ısınsın; bu bir tercihti, aptalcaydı ama tercihti veya faizleri yükseltelim, ekonomiyi soğutalım, enflasyonu baskılayalım; bu da bir tercih ama ikisini aynı anda tercih ediyorsunuz, aynı anda fiyasko. Niye biliyor musunuz, şu basit gerçeği görmek istemiyorsunuz: Türkiye'deki enflasyonun temel kaynağı talep kaynaklı değil, girdi maliyetleriyle ilgili ve -talep ede ede- bizim işçimiz, memurumuz, emeklimiz, işsizimiz gıda talebinde bulunuyor, gıda talep ediyor; peynir alabilirse peynir, alabilirse zeytin, alabilirsek ekmek.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Son cümle lütfen.
MURAT EMİR (Ankara) - Şimdi, bu koşullarda faizi istediğiniz kadar yükseltin, istediğiniz kadar ücret vermeyin enflasyonu düşüremiyorsunuz, düşüremeyeceksiniz. Duvara tosladınız, başka kaçacak yeriniz kalmadı.
Gelin bu faiz ekonomisinden, faiz ödemekten vazgeçin ve halkın bütçesini yapın ama siz yapamazsınız, kalkın biz yapacağız.
Teşekkür ederim Sayın Başkan. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)