GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:38
Tarih:20.12.2025

İSKENDER BAYHAN (İstanbul) - Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum ve sarayla başlamak istiyorum. Sarayın atanmış 1 numarası Cevdet Yılmaz'a göre 2026, orta vadeli programın en kritik yılıymış. Peki, bu en kritik yılın bütçesinin anatomisi nasıl, bunu size 3 maddede özetlemeye çalışacağım. Bu bütçenin ekonomisine kapitülasyonculuk egemen, siyasi koşulları saray oligarşisini beslemek için çalışıyor, dış politika ayağında ise Trump'la stratejik ortaklık ve ABD mandacılığı var yani her şeyiyle kapitalist sömürüye, zorbalığa, büyük sermayeye ve işbirlikçilerine hizmet eden emek düşmanı yeni bir belgeyle karşı karşıyayız. Böyle bir belge için bunca zamanı, kâğıdı, emeği, bunu harcamaya ne gerek vardı? Yazık değil mi bu kadar emeğe? 2 maddelik bir bütçe yazıp getirseydiniz: "Madde 1: 'İşçi ve emekçilerden toplanan vergilerden, daha halkın emeğinden yapılan tasarruflardan, memleketin yeraltı, yer üstü kaynaklarından ve bilumum zenginliklerinden elde edilen gelirler büyük sermayeye, yerli yabancı tekellere, onların iş birlikçilerine kâr, rant ve faiz olarak dağıtılır." Madde 1 bu. "Madde 2: 'Bunun olmadığı durumlarda 1'inci madde geçerlidir."

İşçilere, emekçilere "Fedakârlık yapın, dişinizi sıkın, sabredin." diyen bütçeniz sermaye ve saraya gelince Tevfik Fikret'in dizelerini hatırlatıyor:

"Bu sofracık efendiler, halkımızın varı yoğu, hayatı, kan ağlayan, can çekişen halkımızın. / Hepsi bu nazlı beylerindir, ne varsa ortada: Soy sop, onur, düğün, oyun, konak, saray, caka. / Hepsi sizin efendiler: Konak da sarayda gelin de alay da. Hepsi sizin, hepsi sizin, hem hazırlop kolayca. / Yiyin efendiler yiyin! Bu han-ı iştiha sizin. / Doyuncaya, tıksırıncaya, patlayıncaya kadar yiyin. / Bu han-ı yağma sizin." (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

HÜSEYİN ALTINSOY (Aksaray) - Hangi dönemde yazmış bunu?

İSKENDER BAYHAN (Devamla) - Abdülhamit düşerken.

Orada, burada nutuk atarken "Faiz haramdır." deyip bütçeden milyonlarca işçiye, emekçiye ücret olarak ayırdığı kadarını bile bir avuç faizciye verenlere ne denebilir ki başka? Milyonlarca işçiye, emekçiye, emekliye hedeflenen enflasyon oranında ücret zammı dayatıp sonra da "Hedefi tutturamadık, ne yapalım?" demek başka ne anlama gelir ki? Bundan daha büyük yalan dolan olur mu? Ama belli ki bu kapitalist sömürücülük, bu üçkağıt ekonomisi düzeni sarayın kitabında günah olarak yazmıyor, günah olmaktan çıkmış. Demek ki milyonların hakkını yiyenler artık cehenneme gitmekten bile korkmuyor.

İşçiler, emekçiler diyor ki: "Biz saraylarda lüks ve şatafat içinde, kutsal ve pahalı devlet, pahalı iktidar düzeninize karşı çıkıyoruz, böyle bir düzen istemiyoruz. En düşük ücretin yoksulluk sınırında ve vergiden muaf olduğu bir çalışma düzeni istiyoruz. MESEM'lerde çocuk emeğinin sömürülmediği, binlerce işçinin iş cinayetlerinde ölmediği bir eğitim ve emek düzeni istiyoruz. Lüks tüketimin vergilendirildiği, servet vergisi alındığı, herkesin kazancına göre vergi verdiği bir düzen istiyoruz, vergide adalet istiyoruz. Eğitim, sağlık ve ulaşımın halk için parasız olduğu, barınma hakkının ucuz ve güvenli olduğu bir kamusal hizmet düzeni istiyoruz. Bir günle, bir ayla, bir yılla yirmi yılın çalınmadığı, milyonların mezarda huzura mahkûm edilmediği, insanca yaşamın olduğu bir emeklilik sistemi istiyoruz. Ülkenin bütün kaynaklarının halk için kullanıldığı, halkın ihtiyaçlarını karşılamak için kullanıldığı bir bütçe istiyoruz. Sendikalaşmanın ve grev hakkının özgür, lokavtın yasak olduğu bir çalışma düzeni istiyoruz. Kapitalist sömürünün, soygunun, yerlilik ve millîlik sosuyla örtülmediği, burjuva çürümüşlüğünün din istismarıyla yıkanmadığı, gerçek bir yurtseverliğin ve laikliğin egemen olduğu bir toplumsal yaşam istiyoruz. Yeni Osmanlıcı, yayılmacı, savaş kışkırtıcısı bir dış politika değil; başkasının iç işlerine karışmayan, komşularıyla eşit olan anti emperyalist bir dış politika istiyoruz. Biz gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan bir Türkiye istiyoruz; seçme seçilme hakkının ayaklar altına alınmadığı, gerçek bir halk demokrasisi, gerçek bir halk egemenliği istiyoruz. Onun için de bu bürokratik oligarşi, kapitülasyon ve manda bütçesine "Hayır." diyoruz. Bütün işçileri, emekçileri, gençleri ve kadınları bağımsız, demokratik, sosyalist bir Türkiye için mücadeleye çağırıyoruz. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

Teşekkür ederim.