GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:38
Tarih:20.12.2025

SALİHA SERA KADIGİL (İstanbul) - Komisyonda bütçe üzerinde konuşurken "Bu sene 84 çocuk çalışırken öldürüldü." diye söze başlamışım.

CAVİT ARI (Antalya) - Sera konuşacak diye terk ediyorlar salonu, Sera konuşacak diye salonu terk ediyorlar.

SALİHA SERA KADIGİL (Devamla) - O konuşmadan bugüne yani sadece son on günde 3 çocuğun daha canına kıydılar Türkiye Büyük Millet Meclisinin kıymetli üyeleri, size sesleniyorum: Vekili bulunduğunuz bu ülkede sadece bu sene 87 çocuk çalışırken katledildi; okulda olması gerekirken inşaattan düşüp öldü, Dilovası'nda yanarak öldü, tarlada çarpılarak öldü, arıtma havuzuna düştü, boğularak öldü. Bu çocuklardan 17'si burada her söz açıldığında çılgınca alkışladığınız MESEM kapsamında çalışıyordu yani kendi okullarının müdürlerinin "staj" adı altında gönderdiği işlerde çalışırken öldüler. Biz bundan buralarda her bahsettiğimizde "Siz mesleki eğitime, bu ülkenin gelişmesine karşı mısınız?" diye kükrüyorlar, çocukların ölmesine çıtlarını bile çıkaramıyorlar.

Bakın, sayın vekiller, biz mesleki eğitime karşı falan değiliz; biz zengin çocuklarının lüks kolejlerde en iyi eğitimleri alırken yoksul çocuklarının staj adı altında haftada altı gün, günde on saat asgari ücretin üçte birine köle gibi çalıştırılmasına karşıyız. (CHP, DEM PARTİ, İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar) Sayın vekiller, biz, el kadar çocuklara istedikleri için değil, yoksulluktan, mecbur oldukları için, başka bir şansları olmadığı için kelle koltukta ucuz işçilik yaptırılmasına karşıyız. Biz, o çocukların patronları 3 kuruş masraf edip iş güvenliği önlemi almadılar diye, devletleri, iktidarları o patronları denetlemediler diye öldürülmesine karşıyız; biz buna karşıyız.

Sayın vekiller, mesela, 1 baret kaç para biliyor musunuz? Açın, bakın, en kabadayısı bin TL'ye satılıyor ama Arda daha 14'ünde kafasında o bin liralık baret olmadığı için pres makinasına kafası sıkıştırarak öldürüldü. Kendi istemiş, babasının deyimiyle "Üniversite okumanın bir anlamı kalmadı." diye istemiş. Kafası pres makinasına sıkışmış, tam on altı dakika kalmış o makinada; kimse görmemiş, kimse sesini duymamış. Bir gün okula, dört gün işe gidiyormuş biliyor musunuz? Ne müdürü ne okulu ne onu oraya gönderen sözde Millî Eğitim Bakanı ne o iş yerlerini denetlemekle görevli Çalışma Bakanı ne burnunun dibindeki tacizi görmekten aciz milletvekilleri ne de "Dicle'de bir koyunu kurt kapsa hesabını benden sorun." diyen Cumhurbaşkanı, kimse görmemiş ya; 14 yaşında bir çocuğun başında kimsesi olmadan, bin liralık bir bareti olmadan günde on saat çalışmak zorunda kaldığını bu ülkede kimse görmemiş. Şimdi, söyleyin bana sayın vekiller: Bu çocuk ölmüş mü, yoksa öldürülmüş mü? "Bunun bir bedeli olmalı." diye ağlıyordu cenazesinde babası. Mükemmel hukuk sistemimiz var ya, gelin, bakalım, neymiş, bu çocukların katillerine neler olmuş? Daha, bu hafta Eren Dağ'ın duruşması sonuçlandı mesela. 16 yaşındaydı Eren; tarlada bir elektrik panosunu tek başına tamir etmeye göndermişler, orada elektrik akımına kapıldı, öldü; 3 kişi yargıladılar, birine üç yıl ceza verdi mahkeme, yetmedi, indirim uyguladı, öbürüne iki yıl verdi, ne yaptı biliyor musunuz? 106 bin lira para cezasına çevirdi, yetti mi? Yetmedi, 10 tane de taksit yaptı, 3'üncüsüne iki yıl ceza verdi, onu zaten hepten erteledi. Hani diyorlar ya "Gözünün yaşına bakmayacağız ihmali olanların." Aha, böyle bakmıyorsunuz ihmali olanların gözünü yaşına da. Ve şimdi, Eren'in ölümüne sebep olanlar biliyor musunuz bir ay bile hapis yatmadı, tıpkı üstünde bir güvenlik kemeri bile olmadan çıkartıldığı inşaattan düşen Enes'in ya da Alperen'in olduğu gibi, onun failleri de bu çocukların daha kırkı çıkmadan hapisten yürüyerek çıktı ve ama geldiğimiz gün itibarıyla kim hapiste biliyor musunuz şu anda? Sizin yaptığınızı yapamayan yani bu çocuklar oralarda bir yerlerde ölürken yatağında rahat uyuyamayan, başına gelebilecekleri bile bile "MESEM'e hayır!" demek için eylem yapan 18-19 yaşındaki yoldaşlarım tutuklu benim şu anda cezaevinde. (CHP ve DEM PARTİ sıralarından alkışlar) Şimdi, buradan, açık açık, hepinizin yüzüne sormak istiyorum: Siz neden bu gençler kadar cesur olamıyorsunuz? Ya, siz neden bizim Ilgaz'ın, Atakan'ın dertlendiği kadar bu çocukların ölümüyle dertlenmiyorsunuz? Ya, buraya Bakanınız geldi, bu çocuklar için bir "Üzgünüm." demedi arkadaşlar, bir taziye dilemedi. Bakın, iktidarsanız, bütçe görüşüyoruz değil mi? Şu bütçeden sadece yüzde 1,5 pay ayırsanız tüm okuldaki çocuklara bir öğün ücretsiz yemek verebilirsiniz ama yapmıyorsunuz. Ne yapıyoruz mesela şu anda? Asgari ücret görüşülüyor değil mi? Milyonlarcasının ana babasına insanca bir ücret verebilirsiniz, bu çocukları iş yerlerinden alıp ait oldukları okullara geri oturtabilirsiniz, yapmıyorsunuz, yapamazsınız da nedenini siz çok iyi biliyorsunuz ama buradan söyleyelim...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SALİHA SERA KADIGİL (Devamla) - ...herkes de bilsin. Çünkü siz buradaki çocukları, onların anne babalarını değil onları ölüme gönderen, onların sırtından zengin olan patronları temsil ediyorsunuz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.(CHP, DEM PARTİ, İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)

Teşekkürler Sayın Başkan.