| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 48 |
| Tarih: | 20.01.2026 |
İYİ PARTİ GRUBU ADINA BURAK DALGIN (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Kırmızı et fiyatları hakkında Meclis araştırması açılmasına dair önergemiz üzerine konuşmak üzere söz almış bulunuyorum.
(Uğultular)
AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Uğultu var.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Başkanım, uğultu...
BAŞKAN - Bir dakika... Bir dakika...
Sayın milletvekilleri, sayın milletvekilini duyamıyoruz. Konuşmak isteyenler kuliste yer alırlarsa sevinirim.
Buyurun Sayın Milletvekili, baştan alın.
BURAK DALGIN (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Kırmızı et fiyatları hakkında Meclis araştırması açılmasına dair önergemiz hakkında söz almış bulunuyorum.
Ateş pahası olan et fiyatları sadece et fiyatı değil, vatandaşımızın cüzdanı, evlatlarımızın sağlığı, besicilerimizin geçim kaynağı ama et fiyatları aynı zamanda iktidarın ekonomi performansının bir özeti. Biraz açayım, fiyatlarla başlayalım: Yani, aslında genel fiyatlarda ne oluyorsa et fiyatlarında da o oluyor. Etiketlerde yangın var. Bugün 1 kilo dana eti 750 liradan başlıyor. Bir yıl önce 370 lira bandında olan karkas et fiyatı 600 lirayı aşmış durumda; yüzde 61'lik bir zamdan bahsediyoruz. TÜİK ne diyor? "Enflasyon yüzde 31." diyor; et fiyatlarındaki zam bunun 2 katı. Et fiyatlarında son bir aydaki artış yüzde 13 yani Hükûmetin işçi emeklisine layık gördüğü senelik zammın tamamı bir ayda uçup gitmiş durumda. Hani, bazı süper zenginler var, Bill Gates dâhil, "Çevreye zarar vermemek için et yemeyin." diyorlar; Hükûmeti tebrik ediyorum, bunu başardılar, Türkiye'de herkesi vegan yaptılar ama bunu bir tercihle değil, bir moda için değil, bir mecburiyetten dolayı başardılar; vatandaş artık kasap dükkânlarını müze gezer gibi böyle seyretmek amacıyla geziyor.
Şimdi, bu tip eleştirileri yapınca, biliyorsunuz, genelde bir savunma geliyor. Ne deniyor? "Ya, kardeşim, bütün dünya zor durumda." Duruma birazcık öyle bakalım; bakalım, acaba öyle mi? Şimdi, Türkiye'de neredeyse kilosu 20 dolar olan et fiyatları Londra'da 13-14 dolar mertebesinde. Yalnız arada bir fark daha var: İngiltere'nin kişi başı millî geliri Türkiye'nin 3 katı yani bizden 3 katı zengin insanların 1,5 katına et alıyoruz, daha doğrusu pek de alamıyoruz çünkü kişi başı düşen kırmızı et Türkiye'de yıllık 16 kilo, dünya ortalamasıyla aşağı yukarı aynı.
BAŞKAN - Bir dakika, bir dakika sayın milletvekili.
Değerli milletvekilleri, konuşmak isteyen milletvekillerimiz müsaade etsinler, konuşan milletvekilini duyamıyoruz, ben de duyamıyorum, arkadaşlar da duyamıyor, dolayısıyla bir daha konuşmayın demeyim isterseniz ya!
Buyurun sayın milletvekili. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)
BURAK DALGIN (Devamla) - Evet, teşekkür ediyorum Sayın Başkan, burası biraz ilkokula döndü.
Daha doğrusu et alamıyoruz, yıllık tüketim 16 kilo, dediğim gibi, dünya ortalamasıyla aynı, Avrupa Birliğinin yarısı kadar. Peki, denebilir ki bu sadece kırmızı et; kırmızı et ile beyaz ete beraber baktığımızda Arjantin'in gerisindeyiz, Yunanistan'ın gerisindeyiz, Kongo'nun bile gerisindeyiz; şimdi dünyaya baktığımızda da tablo bu. Bitiyor mu? Hayır, bitmiyor. Genel ekonomide bir mesele var, iktidar yerli üretimi pek sevmiyor, biliyorsunuz, aslında bunu kırmızı ette de görüyoruz. Ne görüyoruz? Senede 800 milyon dolarlık sığır alıyor bu memleket, dünyada 2'nci, üstüne 5, 5,5 milyar dolarlık da yem alıyor, yabancı sığırları yabancı yemle besliyor, sonra da yerli ve millî et bekliyor, böyle bir şey olabilir mi? Bizim yerli et dediğimiz şey aslında yabancı sığırları yabancı yemle beslemek, burada bakımını yapmaktan ibaret. Neticede, tabii, et fiyatları döviz fiyatıyla beraber yukarıya doğru gidiyor. Şimdi, üstelik pek çok konuda olduğu gibi ithalatta da bal tutan parmağını yalıyor. Biliyorsunuz, burada bir Et ve Süt Kurumu tek eliyle yapılan bir alım var, aşağı yukarı 400 milyon dolar. Tabii, aracılar bunu kaça alıyor, kaça satıyor, buradan kim, kaç para kazanıyor? İşin bu tarafı da meçhul.
Değerli milletvekilleri, tabii, rakamlardan bahsettik, rakamlar önemli ama "ekonomi" dediğimiz şey sayı değil, insan; bu işin de ortasında insan var. Kim var? Öncelikle, et alamadığı için üzülen ana babalar var. Vatandaşımız markete gittiğinde "Daha ucuz olsun." diye yarısı yağ olan kıymayı alıyorsa burada bir problem var. Vatandaşımız kiloyu unuttuysa, 200-300 gram kıymayla yemeğini tatlandırmaya çalışıyorsa burada bir problem var. Benim gençliğimde "tavuk döner" diye bir şey pek icat edilmemişti, şu anda et dönerin yok olduğu, tavuk dönerin olduğu bir dönemdeyiz. Gençler ancak tavuk dönerle besleniyorsa burada bir mesele var.
Bitti mi? Hayır, bitmedi. Mesele sadece anne babalarla bitmiyor çünkü çocuklarımızla da devam ediyor. Nasıl devam ediyor? Protein alamadığı için bodurlaşan, belki zekâsı yeterince gelişmeyen evlatlarımız var. 5 yaş altı çocuklarımızda bodurlukta Türkiye, OECD şampiyonu. Hayvansal proteini her gün alabilen çocuklarımız 8 çocuktan sadece 1'i. Şimdi, bu "beka meselesi" lafı sürekli kullanılıyor; çocuklarımızın fiziksel ve zihinsel gelişimi Türkiye için beka meselesi değilse Türkiye'nin beka meselesi ne Allah aşkına? Bunu anlamak hakikaten zor.
Yani ebeveyni konuştuk, çocuğu konuştuk, üçüncüsü; bir de besicilerimiz var. Besicilerimiz kiminle rekabet ettiğini bilmiyor; bir sabah ithal etle uyanıyor, bir sabah ithal sığırla uyanıyor, bir sabah başka kotalarla uyanıyor. Türkiye'de girişimci olmak, sanayici olmak nasıl âdeta delilikse artık tarım, çiftçilik, hayvancılık, besicilik de bu hâle geldi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
BURAK DALGIN (Devamla) - Şimdi, kimse için yaramayan bu sistem için çözümümüz ne? Çözümün özü aslında her konuda olduğu gibi vatandaşın daha hesaplı ve daha kaliteli yaşamasını sağlamak. Peki, bu nasıl olacak? 3 tane öneriyle konuşmamı bitireyim. Birincisi ve en önemlisi, gelir düzeyini yükseltmek, vatandaşlarımızın daha çok para kazanmasını sağlamak. Nasıl? Mesela orta direğin sırtında şaklayan bir vergi kamçısı var, bunu saklamak. Nasıl? İstihdam dostu bir kalkınma seferberliğine girişmek. Geçen sene Türk ekonomisinin yarattığı iş, sıfır. Nasıl? Kamunun kaynaklarını, eşe dosta, ahbaba savurmak değil, hakikaten üretime, yatırıma, istihdama ve vatandaşa aktarmak. Bu, birinci büyük maddemiz. İkincisi, arzı artırmak. Genel ekonomi planı talebi baskılamak etrafında; kimse fazla tüketmesin, herkes daha harcasın etrafında bir ekonomi programı var. Ben bunu kökünden reddediyorum. Türkiye'nin çıkışı talebi baskılamak değil, arzı artırmaktır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.
BURAK DALGIN (Devamla) - Bir dakika, tamamlayacağım.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Uzattı, uzattı.
BAŞKAN - Bir dakika süre verdim ama kullandınız.
Teşekkür ederim.
BURAK DALGIN (Devamla) - Arada çok bölündü ama... (İYİ Parti sıralarından alkışlar)