GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:49
Tarih:21.01.2026

YENİ YOL GRUBU ADINA BÜLENT KAYA (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; özellikle bizim de içerisinde yer aldığımız coğrafyada savaş, şiddet, çatışma ve terörün yoğun olarak yaşandığı dönemlerden geçiyoruz. Orta Doğu'nun yeniden yapılandırıldığı bir süreçten geçiyoruz. Bu coğrafyada iki bütünlüğe ihtiyacımız var ama bu iki bütünlük, biri olmazsa diğerinin olmasının hiçbir önemi olmayan bir bütünlüktür. Bu bütünlüklerden bir tanesi ülkelerin toprak bütünlüğüdür, diğer bütünlük ise ülkelerin siyasi birliği ve bütünlüğüdür. Ülkelerin toprak bütünlüğünü niçin önemsiyoruz? Çünkü uzun yıllar bir ülke toprağı üzerinde birlikte yaşayan insanlar arasında, o ülkenin bütünlüğü ortadan kalktıktan sonra yepyeni çatışma alanları ortaya çıkar; mülkiyet sorunları çıkar, ekonomik kaynakları bölüşüm sorunları çıkar, göçler çıkar, yeni azınlıklar çıkar ve o bölünme sürecindeki çatışmaların meydana getirdiği düşmanlıklar ortaya çıkar. O açıdan, bunların meydana gelmemesi için, biz ülkelerin toprak bütünlüklerini önemsiyoruz.

İkincisi, ülkelerin siyasi birliktelikleridir. Ülkelerin toprak bütünlüğünü önemseyip siyasi birlikteliklerini önemsememek bir aile içerisinde "Siz ne sorun yaşarsanız yaşayın, boşanma hakkınız yok." deyip o kadın ve erkeğin birbirine karşı, anne babanın birbirine karşı olan sorumluluklarıyla, yükümlülükleriyle hiç ilgilenmemek manasına gelir. O zaman, zorunlu olarak bir arada duran ama asla huzur bulmayan bir ailenin durumuna düşer sadece toprak bütünlüğünü önemsediğimiz ülkeler. Oysa siyasi birliği oluşturmanın şartlarını hep beraber konuşmamız lazım; insan haklarını, temel hak ve hürriyetleri, eşit vatandaşlık temelinde bir ülkeye aidiyet duyma ve yine, o ülkede yaşayan her kesimin dilini, kültürünü en az kendi dilimiz ve kültürümüz kadar önemsemeyi, onu yaşama hakkını kutsamayı ve ona değer vermenin de bu siyasi birliğe hizmet etmesi gerektiğini asla ve asla aklımızdan çıkarmamamız lazım. Aksi takdirde, sadece bir ülkenin toprak bütünlüğünü savunmak demek, sanki o ülkede yaşayan insanların belli bir kısmının kendi geleceklerine karar verme hakkını tanımıyormuş manasına gelir.

Bu süreçte, özellikle Orta Doğu'daki bu çatışma süreçlerinde ülke olarak dikkat etmemiz gereken bir şey var, özellikle iktidar partisinin, daha doğrusu Hükûmetin dikkat etmesi gereken bir şey var, devlet olarak biz Orta Doğu'da neredeyse her grupla ve her ülkeyle konuşabiliyor, geçmişi son derece sorunlu olan aktörlerle bile temas kurabiliyoruz. Yeri geldiğinde siyonizmin ana ülkesi olan İsrail'le bile temas kurmayı "Bu, devlet aklı." diye normalleştirebiliyoruz, yıllarca "katil" dediğimiz Sisi'yle bile birden bire kucaklaşıp bunu devlet aklının bir gereği olarak görebiliyoruz. Askerlerimizi diri diri yakan IŞİD mensuplarıyla bile, DAEŞ mensuplarıyla bile...

BÜLENT KAYA (Devamla) - Toparlıyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

BÜLENT KAYA (Devamla) - Suriye'de askerlerimizi diri diri yakan bir örgütle bile "Konjonktür değişti." diye normalleşebiliyoruz. Sadece tek sorun Kürtler olduğu zaman, Irak'ta bir referandum gündeme gelir, Suriye'de başka konular gelir, işte, o zaman ilişki kurma noktasında son derece sorunlu hâle geliyoruz ve o sorunun ortaya çıkmasıyla da Kürtlerle kurduğumuz her ilişkiyi varoluşsal bir sorun olarak görüyoruz ve "Acaba buradan bize ne tehlike gelir?" gibi korku ve kaygıyla yaklaşmaya başlıyoruz. Bu doğru bir ruh hali değil. Elbette ülkemizin güvenlik sorunları var, bunları dikkate almamız lazım ama dediğim gibi, Orta Doğu'da İsrail'le, Sisi'yle, DAEŞ'le, IŞİD'le, başka örgütlerle oturup görüşebiliyorken Kürtlerle olan sorunlarımızı sadece beka meselesi üzerinden ele almamızın sağlıklı bir yaklaşım olmadığını, herkesle, bizim özellikle söylediğimiz sözlerin Kürtlerde nasıl karşılık bulduğunu bir kez daha ortaya koymamız lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT KAYA (Devamla) - Sürem bitti ama şunu da kayıtlara geçsin diye söylüyorum: "Biz Kürtler ile terörü birbirinden ayırıyoruz, Kürtler ile örgütü birbirinden ayırırız." diye kurduğumuz cümlelerin milyonlarca Kürt'te acaba nasıl bir duygu meydana getirdiğini, onların da gerçekten bu sözü kendilerine değil, örgüte söyleyen bir söz olarak algılayıp algılamadıklarını hep beraber empatiyle değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL sıralarından alkışlar)