| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 49 |
| Tarih: | 21.01.2026 |
CEVDET AKAY (Karabük) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. Kanun teklifi üzerinde söz almış bulunmaktayım.
Bu kanun teklifinde emeklilerle ilgili çok önemli düzenlemeler var. "Önemli" diyoruz tabii ama önemli olmasını istiyoruz ama reva görülenin çok düşük olduğunu görüyoruz. Türkiye Varlık Fonuyla ilgili, denetim sistemiyle ilgili önemli düzenlemeler var. Yine, işverene asgari ücret desteğiyle ilgili önemli düzenlemeler var.
En düşük emekli aylığını 20 bin TL olarak öngörüyor bu kanun teklifi, 16.881 TL'ydi biliyorsunuz. Hiç zam gelmese ne olurdu diye ben bir hesap yaptım, 2025 yılının ortalama enflasyon oranından hesapladım, yüzde 34 yapıyor, 21.968 TL olması gerekir. Şimdi, bilimsel araştırma yapan kuruluşlar var biliyorsunuz enflasyonu hesaplayan ve TÜİK enflasyonu var; ikisinin arasında yüzde 25 fark var, 25 puan fark var hissedilen enflasyon arasında. Buna rağmen TÜİK enflasyonuyla 1.968 TL'lik bir erime var yani vatandaşın cebinden alınan bir para var. Bu, verilmemiş oluyor yani sıfır enflasyon. Ama biz ne diyoruz? En düşük emekli aylığının net asgari ücret seviyesinde olması gerektiğini ifade ediyoruz ve bunun otomatik olarak artık bir sisteme bağlanması gerektiğini ifade ediyoruz ama maalesef 28.075 TL olan net asgari ücret seviyesinin çok çok daha altında bir belirleme söz konusu. (CHP sıralarından alkışlar)
Burada, bütçedeki kaynakların kullanımıyla ilgili, Sayın Ağbaba bahsetti, Sayın Vekilim bahsetti, Sosyal Güvenlik Kurumu ödenekleriyle ilgili olarak 1,8 trilyonun 282 milyarının kullanılmadığını ifade etti. Ben bunu biraz daha geliştireyim. 2025 yılı için tahsis edilen ödeneklerden kullanılmayan 713 milyar TL'lik ödenek var. Ya bu kullanılmamış ya başka alanlara aktarılmış. Eğer bu ödenek emeklilere kullanılsaydı 16 milyon 330 bin emekli bu Sosyal Güvenlik Kurumunun, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının da raporlarında da var, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında da var, 2026 yılı için 16 milyon 330 binlik bir emekli rakamı belirlemişler. Her bir emekliye 3.638 TL para verilebilirdi, o da verilmedi. Şimdi, bahsediyoruz, vergi harcamaları diyoruz bütçede, tahsilinden muafiyet, istisna ve indirimler yoluyla vazgeçilen vergi harcamalarından bahsediyoruz. Tahsil edilmeyen vergiler bunlar. 2025'te 3 trilyon 5 milyardı, 2026'da 3 trilyon 597 milyar. Bunun bir kısmı verimli, asgari ücretle ilgili var, onları kabul ediyoruz ama bir 768 milyar var, bu 2025 yılında 701 milyardı. Bunlar kurumlar vergisiyle ilgili, hani bizim KÖİ ve yap-işlet-devret projesi yapan o "44 firma" dediğimiz firmaya tanınan imkânlar; tahsil edin bunları, tahsil edin, emekliye verin. Niçin tahsil etmiyorsunuz? Siz bunu tahsil edip emekliye verecek olsanız her bir emekliye 47 bin TL para verilebilirdi. Ramazan ve Kurban Bayramı'nda bunu 2'ye bölüp emekliye verebilirdiniz; vermediniz, tercih etmediniz. (CHP sıralarından alkışlar)
Bakın, bu 768 milyarla başka ne yapılabilirmiş? Hemen söylüyorum, bir intibak yasasından bahsediyoruz, "seyyanen zam" diyoruz; yüksek prim ödeyen, prim gün sayısı fazla olan fakat daha düşük prim gün ödeyen, 9000 ödeyen var, 3600 ile en düşük aylıkta birleşen kişiler var; bunlara intibak yasasıyla ilgili düzenleme yapabilirdik. 8 milyon emekliyi ilgilendiriyor bu. Ortalama 5 bin TL civarında bir artış olsa 480 milyar para yapıyor. Bakın, bu 768'in yüzde 61'i falan. Bu 480 milyarı emeklilerimize verebilirdik; tercih etmedik, vermedik.
Bir başka örnek, asgari ücretin biraz üzerinde maaş alan, çalışanlar var; bunlar vergi dilimlerinden dolayı maaşları eriyen kişiler. Şimdi, bunlara destek verebilirdik, 8-10 bin TL her bir çalışana destek verebilirdik, bu da 5 milyon aileye dokunurdu; bu tercih edilmedi, edilmiyor, kaynak var ama tercih meselesi, sizin kaynağı nereye kullandığınızla alakalı.
Bakın, gençler ve işsizler var değil mi? Yaklaşık 3 milyon işsiz genç, her bir gence 25 bin TL para verilebilirdi veya üniversite öğrencilerinin asgari ücret düzeyinde burs alması sağlanabilirdi, bunlara burs verilebilirdi yani 4 bin lira burs veriyorsunuz. Az önce bahsettiğim 2 bin lirayı siz, enflasyon nedeniyle erimeyip, vatandaşın cebinden almasaydınız -öğrencilerine 4 bin TL burs veren bu devlet- emekli büyüklerimiz 2 bin TL'yi gider, onlara aktarırdı, torunlarına harçlık verirdi, siz bunu tercih etmediniz. Asgari ücret düzeyinde geçim desteği verilebilirdi. Yine, aileler ve temel ihtiyaçlarla alakalı sağlık katkı payları ve ilaç farkları tamamen kaldırılabilirdi, KDV sıfırlanabilirdi temel gıda ürünlerinde; bunların hiçbiri yapılmadı. (CHP sıralarından alkışlar)
Yani şimdi çiftçiler var, üreticiler var, esnaf var. Şimdi, bakıyoruz, mazot, gübre ve yem desteği yani bu destekler çok yetersiz, nakit destekler çok yetersiz; bu destekler artırılabilirdi, bu desteklerle ilgili bu para kullanılabilirdi. Küçük üreticilerin, çiftçilerin, esnafların kullandığı krediler var, bunların faizleri silinebilirdi. Bugün bir dakikalık konuşmalarda bir sürü vekilimiz değindi, değil mi? "Vergi borcu yoktur, SGK borcu yoktur." yazısı alamadığı için kamu bankalarından kaynaklara ulaşamıyorlar. Bu reva mıdır çiftçiye, esnafa? (CHP sıralarından alkışlar) Siz buna çözüm bulmak zorundasınız yani bunu, faizlerini bir kere silip, borçları öteleyip, bir taksitlendirme yapıp, bu kredilere ulaşılmasını sağlamak lazım; işte, paralar buraya aktarılabilirdi.
Sayın Ulaş Karasu Başkanım da bahsetti, kendisi geçmişte de bu konularla ilgili bir sürü açıklama yaptı. Mega projelerle ilgili, bu parayla 15'ten fazla Yavuz Sultan Selim Köprüsü yapılabilirdi; Osmangazi Köprüsü, 20'den fazla buna benzer köprü yapılabilirdi; Çanakkale Köprüsü, 17, 18 köprü yapılabilirdi.
Ha, bir de hızlı tren olayı var, biliyorsunuz. Hızlı tren yatırımlarıyla ilgili 1.100 kilometre hızlı tren rayı yapılabilirdi. Ankara-Bursa 3-4 kez yapılabilirdi; İzmir-Ankara arasını 1 kez bitirebilirdi ama bunların hiçbiri tercih edilmedi, emekli sefalet içerisinde bekletiliyor.
MUSTAFA SARIGÜL (Erzincan) - Erzincan'ı da söyle, Sivas-Erzincan'ı niye söylemiyorsun?
CEVDET AKAY (Devamla) - Emekli geçinmeyi değil hayatta kalmayla ilgili mücadele veriyor. (CHP sıralarından alkışlar) Emekli üzerine çok konuşulacak konu var.
Ben Varlık Fonu üzerine de birkaç bir şey söylemek istiyorum, bu kanun teklifinde çok çok önemli, 360 milyar dolarlık bir fon büyüklüğünden bahsediyoruz. 3,9 trilyona hasılatı var, 200'den fazla alt firmalarla beraber firma var. Bu Varlık Fonu'nun denetimi hiç sağlıklı değil, şeffaf değil. Bu denetimin gözden geçirilmesi gerekiyor. Şunlar söyleniyor: "Yüzde 81'i Sayıştay denetimine tabi." diye kurulurken hani kamu bankalarının alındığı BOTAŞ, PTT gibi kurumlar var. Şimdi, bundan sonra kurulacak ve satın alınacak firmalarla bu oran süratle aşağıya düşecek. Şimdi, bağımsız denetim kuruluşu üzerinden Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu denetçilerinin yaptığı rapor üzerinden Plan Bütçede denetim yapıyoruz. Bu, kabul edilemez. Sayıştay denetimine mutlaka tabi tutulması gerekiyor. KİT komisyonunda görüşülmesi gerekir. Bu denetim sağlıklı değil. Aynı zamanda Mecliste de Varlık Fonu yöneticileri buraya gelip bütün vekiller huzurunda bu konunun da konuşulması gerekir, bir ibra sistemini kurmak gerekir. Şimdi, bütün kamu kurum ve kuruluşları Taşıt Kanunu'na tabi değil mi, Devlet İhale Kanunu'na tabi, Kamu İhale Kanunu'na tabi; bunların hiçbirine tabi değil. Tabi olmadığı için de savurganca harcamalar var. Bakın, Taşıt Kanunu'na tabi olsaydı 58 adet taşıt kira gideri var Varlık Fonu'nun; bunun 41 adedi gidip bir özel firmadan alınmazdı. Bu özel firmanın da eski vekilin olduğunu ifade edelim. Şirketin de ismini buradan tekrar vermek istemiyorum. Bu 41 adet buradan kiralanmış, 43 milyon kira gideri var. Bir önceki yıl 14,9 milyonmuş, bir önceki yıla göre 14,9 milyon artış var daha doğrusu. Şimdi, bunların yöneticileri ile ilgili 70 milyon gider var. Bütün bunlar sağlıklı denetim olsaydı, kamu kurum ve kuruluşlarının tabi olduğu kanunlara tabi olsaydı, böyle savurganca harcamalar olmazdı. (CHP sıralarından alkışlar )
Şimdi bu kanunda da şunu ifade ediyorlar: 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye göre -çift maaş- artık en fazla iki maaş alabilecekler düzenlemesini söylüyorlar. Uygulamada maalesef bu, böyle değil. Bakın, bir bakan yardımcısı, bakan yardımcılığından dolayı bir maaş alıyor, bu kişi aynı zamanda TÜRK TELEKOM'da da Yönetim Kurulu üyesiyse, işte Turkcell'de de Yönetim Kurulu üyesiyse bunlardan birinden iki maaşla sınırlama var ama Varlık Fonu uygulamasında yüzde 50'nin altında hissesi olan yerlerde 3'üncü, 4'üncü, 5'inci maaşı alabilir. Örnek olsun diye veriyorum. Bakan yardımcısı TÜRK TELEKOM Yönetim Kurulu üyesi, Türk Hava Yollarında da Yönetim Kurulu üyesiyse 3'üncü maaşı alabilir. (CHP sıralarından alkışlar) Ben Karabük Vekiliyim, KARDEMİR Yönetim Kurulu üyesi olursa 4'üncü maaşı alabilir. (CHP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
CEVDET AKAY (Devamla) - Kayseri Vekilimiz Aşkın Genç burada, Kayseri Şeker Fabrikasında Yönetim Kurulu üyesi olabilirse Varlık Fonu yüzde 9'a sahip 4'üncü maaşı alır. Yani alır da alır arkadaşlar. Turkcell'de de bir Yönetim Kurulu üyesiyse oradan da 5'inci maaşı alır. Böyle bir denetim sistemi ve böyle bir savurganca harcama olamaz. Bunların bir an önce düzenlenmesi ve tasarruf tedbirlerine ve genelgelerine uyulması, buradan bütün sağlanan imkânların da emeklilere aktarılması gerekir. (CHP sıralarından alkışlar) 2 trilyon 54 milyar faiz giderimiz var; bakın, 1 trilyon 957 milyardı, 104 milyar üzerinde gerçekleşti, bu yıl 2 trilyon 742 milyar olacak. Bu faiz sorununa da bir çözüm bulmamız gerekiyor. İşte, işverenlere asgari ücret desteği var, bunun İşsizlik Sigortası Fonu'ndan karşılanmaması gerekiyor, Bakanlık bütçesinden karşılanması gerekiyor ve bu tutar 1.273 liraya çıkmış. Asgari ücreti artıralım, bu desteği de artıralım diyorum. Bu kanun teklifine bu şekilde onay vermiyoruz.
Herkesi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)