| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 50 |
| Tarih: | 22.01.2026 |
OKAN KONURALP (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuştuğumuz kanun teklifinin ruhunu oluşturan 7'nci maddenin oylaması sırasında yaşananlara atfen konuşmak gerekirse "İktidar; emeklinin, dar gelirlinin feryadını neden duymuyor?" sorusunun yanıtı iktidar partisi sıralarından bize bakıyor. Elbette bazı arkadaşlarımızı ayrı tutarak, iktidar sıralarından bize yönelmiş bakışların özeti şudur: Yüzlerce iş insanı, patronlar, şirket yöneticileri, şirket hissedarları, müteahhitler, büyük toprak sahipleri, kamudan beslenen esnaflar, zengin ana-baba çocukları. Siyasi iktidarın Meclis grubunun bu büyük çoğunluğu, parçası olduğu sınıfın işlerini yönetmek için buradalar. Hayatlarını maaşla değil sermayeyle sürdüren bir çoğunluk, bir kez olsun ay sonunu getirme kaygısı yaşamamış, işsiz kalmamış, kira artışlarını dert etmemiş, pazar tezgâhlarına ürkerek yaklaşmamış, çocuğuna, torununa harçlık verememe üzüntüsüne düşmemiş, kredi kartlarına takla attırmak zorunda kalmamış bir grup. Örneğin, burada bulunma gerekçelerine de uygun olarak çoğu, iş yerlerine sendika sokmuyor; çoğu, personelini asgari ücret seviyesinde bir ücretle çalıştırıyor. Örneğin, iş yasalarını, çalışanlarını en düşük maliyet kalemi olarak görme arzusuyla çıkarıyorlar. Örneğin, imar yasalarını, imar rantından da faydalanma şehvetiyle düzenliyorlar. Çalışanlara "Şükret." emekliye "Dua et." gençlere "Sabret." diyerek eşitsizliği bir eşitlik gibi sunuyorlar. (CHP sıralarından alkışlar) Siyaseti ticarete dönüştürmüş, demokrasiyi vitrine indirgemiş bir maskeli balonun mensupları o arkadaşlar. Bu arkadaşların büyük bir bölümü için enflasyon, sadece bilanço kalemi; bu arkadaşların büyük bir bölümü için zam, kârlarını büyüten bir değişken. İktidar partisi sıralarında oturan bu büyük çoğunluk için yoksulluk, acı verici bir hayat deneyimi değil uzaktan bakılan bir grafik, bir istatistik veri. Bu nedenle emeklinin "Geçinemiyorum." feryadı iktidar partisi sıralarında bir karşılık bulmuyor, bulamaz. Kendi sınıfının çıkarlarını önceleyen, doğal olarak emeğin, emeklilerin taleplerine sağır olan bir grup ve bu grubun, önümüzdeki saatler itibarıyla emekliye "20 bin TL aylıkla yetinin, bin liralık zamma boyun eğin." maddesinin de olduğu kanun teklifinin tümüne hiçbir mahcubiyet duymadan "evet" oyu vereceklerini biliyoruz. Yani verecekleri "evet" oyuyla aslında emeklilerin maaşlarına zam değil, enflasyon karşısında bir eksiltme yapacaklar. Ancak kendilerine şunu anımsatmak isterim: "Açların hakkı tokların sofrasındadır." diyen Ebu Zer, Rebeze Çölü'ne sadece yoksullardan yana olduğu için sürülmedi, aynı zamanda Hazreti Muhammed'in sünnetine uygun olarak mal biriktirilmesine karşı olduğu için de sürüldü. Kendisi zenginliği "Nasip." diyerek savunmadı, yoksulluğu "Kader." diye anlatmadı; zenginliği ahlakla, iktidarı adaletle sınadı ve dönemin iktidarının karşısına "Bu servet seninse, senin karnın toksa, halk neden yoksul, neden aç?" diye sorarak çıktı. Biz de sizin mazeretlerinize atıfla soralım: Deprem ve pandemi ekonomik krizin nedeniyse neden bu krizde bir avuç zengin, sizin gibiler daha çok zengin oldu? (CHP sıralarından alkışlar) Neden bu zenginleşmeyi engellemediniz? Neden enflasyon yükü ücretlilerin, sabit gelirlilerin sırtına bindi? Neden vergi gelirleri ağırlıklı olarak dolaylı vergilere dayanıyor? Neden garanti ödemeleri, vergi afları, yandaş şirketlere kaynak aktarımı söz konusu olduğunda pandemi ve deprem gerekçe olmaktan çıktı, çıkıyor? Bu soruların toplu yanıtı şudur: Sizler, Ebu Zer'in karşısında ve servetin yanında olduğunuz için, zenginlerinizi ve zenginliğinizi koruduğunuz için bu düzeni sürdürmek istiyorsunuz ama bu düzeni daha fazla sürdüremeyeceksiniz, Ebu Zer vicdanı kazanacak; yoksullar, yoksunlar, sizin sofralarınızdaki haklarını alacak ve emin olun, yoksulların bu zaferi size de iyi gelecek.
Teklifin 10'uncu ve 11'inci maddelerini birlikte kısaca değerlendirmek istiyorum. Maddeler, Türkiye Varlık Fonunun denetimiyle ilgili yeni bir düzenlemeyi içermekle birlikte Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçelerine uyumsuzdur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
OKAN KONURALP (Devamla) - Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonun yetkisi de yürütme tarafından hazırlanmış ve filtrelenmiş raporlar üzerinden bağlayıcı olmayan bir görüşmeyle sınırlandırılmaktadır.
Özetle, Anayasa Mahkemesinin denetiminin kapalı devre olduğu değerlendirmesine aykırı bir düzenleme yapılmak istenmektedir. Dolayısıyla, sorunu derinleştiren bir adım olduğu için maddenin bu şekline karşıyız diyor, Genel Kurula saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)