GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Van’da yaşanan hak ihlallerine ilişkin gündem dışı konuşması
Yasama Yılı:4
Birleşim:55
Tarih:03.02.2026

GÜLDEREN VARLİ (Van) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Günlerdir onurlu ve dik bir duruşla yediden yetmişe Rojava halkıyla dayanışma gösteren başta Kürt halkı ve dostlarına teşekkür ederek başlamak istiyorum. Yıllardır katliam, sürgün, cezaevi, işkence ve inkâra maruz kalan Kürt halkının iradesini ve direnişini bugün tüm dünyaya göstermiş halkımızı saygıyla selamlıyorum.

6 Ocakta Halep'te 2 Kürt mahallesine yönelik kuşatmayla başlayan saldırılar, daha sonra Rojava'ya ve özellikle Kobani'ye yönelmiştir. Bu saldırılar Suriye'de yeni katliamların ve ağır bir insani krizin habercisi olmuştur; binlerce insan yerinden edilmiş, yüzlerce sivil katledilmiştir. Kentler kuşatma altına alınmış, kuşatma altında olan Kobani'de insani kriz devam etmektedir. Kobani'ye insani yardımların ulaştırılması için gerekli adımlar derhâl atılmalıdır çünkü bu halkın çağrısı nettir. Bu halkın çağrısı, savaş değil barıştır ancak Rojava'yla dayanışma isteyen halkın bu barışçıl iradesi Türkiye'de özellikle Van'da polis şiddetiyle hedef alınmıştır. Günlerdir barışçıl gösteriler darp, işkence, gözaltı ve tutuklamalarla karşı karşıya kalmıştır. Artık yaşananlar münferit değildir, ortada sistematik bir baskı ve açık bir hukuksuzluk vardır. Toplanma ve ifade özgürlüğü hakkı Van'da korunmamış, doğrudan hedef alınmıştır. Van'da insanlar, yürüyüşe katıldıkları için değil sadece orada, sokakta oldukları için darbedilmiştir; yerde sürüklenmiş, tekmelenmiş, gözaltında işkenceye maruz bırakılmıştır. 19 Ocakta, Van'da seçilmiş Belediye Eş Başkanları, İl Eş Başkanları ve Baro Başkanıyla birlikte 100'den fazla kişi gözaltına alınmıştır. Aynı gün avukatların adliyeye girişi engellenmiş, savunma hakkı fiilen ortadan kaldırılmıştır. Peki, savunmayı engelleyen bu kararın sorumlusu kimdir? Sayın Tunç neden bu konuda sessizdir?

Değerli milletvekilleri, Van MEBYA-DER Eş Başkanı Yusuf Dündar sivil polis polisler tarafından hedef alınmış, darbedilmiş, gözaltında işkenceye maruz bırakılmıştır. Hastanede darbedildiğini söylemesine rağmen darp raporu verilmeyerek beyanları yok sayılmıştır. Bir yurttaş darbedildiğini söylüyorsa sağlık görevlileri bunu hangi yetkiyle yok saymaktadır? Cezaevinde bizzat kendim ziyaret ettim, işkence izleri hâlâ duruyordu.

Yine, Türkiye İnsan Hakları Vakfı Van Temsilcisi Emrah Kertiş işkenceyle gözaltına alınmıştır. Emrah Kertiş şöyle diyor: "Van ilinde yapılan eylemlerde, etkinliklerde polislerin uyguladığı işkence ve kötü muamele iddialarını yerinde gözlemlemek adına katıldığım etkinlikte hedef gösterilerek işkence ve kötü muameleyle gözaltına alındım. Gözaltı uygulamasına direnmeme rağmen beni yere yatırıp başıma ve sırtıma tekme atıldı. Tehdit, hakaret ve küfürlere maruz kaldım. Ters kelepçe takılarak gözaltına alındım. Görünüşe göre insan haklarını savunmak bu ülkede artık suç sayılmaktadır."

Tabii, yaşanan hak ihlalleri bunlarla da kalmıyor, 29 Ocakta, Van'da binlerin katıldığı yürüyüşün ardından polisler halka ve esnafa plastik mermiyle saldırmıştı. Bu esnada 12 yaşında bir çocuk yaşadıklarını aynen şu sözlerle anlatıyor: "Babamla tezgâhın başında duruyordum, geldiler, babama saldırdılar, 'Tezgâhı kapat.' dediler, ikimize küfür ettiler, çok terbiyesiz küfürler ettiler, sonra geldiler, bana saldırdılar." Çocuk yutkunarak "Daha fazla konuşamıyorum." diyor ama kendisine ve babasına şiddet uygulayan, küfür eden polisler için "Terbiyesiz küfür ettiler." diyen 12 yaşındaki çocuk, şiddete sessiz kalıp göz yumanlara yani hepinize insanlık dersi veriyor.

30 Ocakta Van T Tipi Cezaevinde görüşüne gittiğim Ahmet Yağızer'in vücudunda da hâlen darp izleri duruyordu.

Van'dan İstanbul'a çocuklar, gençler, kadınlar, seçilmişler ve gazeteciler işkenceyle gözaltına alınmış, gazeteciler engellenmiş ve basın susturulmak istenmiştir. Bu yaşananlar, kamu düzeni ya da hukuk değildir; bu, halkı susturma girişimidir ama bilinmeli ki işkenceyle adalet sağlanmadığı gibi, baskıyla da barış olmaz ve hukuksuzlukla güvenlik tesis edilemez. Barışçıl eylemler gerekçe gösterilerek yapılan tüm gözaltılar derhâl serbest bırakılmalıdır. İşkence yapanlar ve buna göz yumanlar hakkında soruşturma mutlaka açılmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

GÜLDEREN VARLİ (Devamla) - Teşekkürler.

Bu Meclis adaletin ve Kürt halkının sesini duymak zorundadır. "..."(*) (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)