| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 56 |
| Tarih: | 04.02.2026 |
YENİ YOL GRUBU ADINA İDRİS ŞAHİN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Her ne kadar yemek arasından sonra Genel Kurulda iktidar ve muhalefet temsilcilerinin tam manasıyla bulunmadığı bir ortamda bulunsak da aziz milletimiz bizleri izliyor. Biz aziz milletimize buradan seslenmeyi bir vazife olarak görüyoruz.
Değerli Başkanım, kıymetli milletvekili arkadaşlarımız; bu kanun teklifinin başına gelmeyen kalmadı yani deyim yerindeyse bu kanun teklifinin başına gelenler pişmiş tavuğun başına bile gelmedi. "Niçin?" diyeceksiniz. Hani rahmetli Demirel'in deyimiyle... "6 sefer gittik, 7'nci kez geldik." sözü Sayın Demirel'e aittir. Bu kanun teklifi de bu Genel Kurula 6 sefer geldi, 7'nci sefer gidecek gibi görünüyor çünkü bu kanunun görüşmelerinin ilk başladığı tarih haziran ayı. Komisyondan haziranda geçti ama nasıl bir komisyondu? Değerli milletvekillerim, sevgili vatandaşlarımız; iktidar bu kanun teklifine kendisi inanmıyor. Kendisi inanmış olsa haziranda komisyondan geçen bir kanun teklifi -şubatın neredeyse ortasına geldik- hâlâ sürüncemede kalır mı? Eğer bu kanun teklifine hakkıyla inanmış olsalar... Bu kanun teklifini hazırlayan kim? İçişleri Bakanlığı bürokratları ve İçişleri Bakanlığı. Bu kanun nerede görüşülmesi gerekir? İçişleri Komisyonunda görüşülmesi lazım ama İçişleri Komisyonu Başkanı ve üyeleri dahi bu kanunu görüşmeyi kendilerine zül addetmişler. Bu kanun teklifi Adalet Komisyonunda görüşülmek durumunda kaldı. İşte, Sayın Süleyman Bülbül burada, Adalet Komisyonumuzun değerli üyelerinden birisi, Komisyonda defalarca söyledik, dedik ki: "Ya, bu kanun teklifinin sahibi İçişleri Bakanlığı, komisyon olarak İçişleri Komisyonunda görüşülmesi gerekiyor. Bunun adalet komisyonunda ne işi var?" diye sorduk ama inanmadığınız bu kanun teklifi Adalet Komisyonunda görüşüldü ve haziran ayında Komisyondan geçti. 6 sefer geldi, hâlâ bugün itibarıyla ikinci bölüm üzerinde konuşmalarımızı gerçekleştiriyoruz. O yüzden, bu kanun teklifinin başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmemiştir diye boşuna söylemiyorum. Ben inanıyorum ki bu kanun teklifi bu Parlamentoda yakın tarihte de yasalaşmayacak çünkü iktidarın buna dair inancı yok. Aziz milletimiz, iktidar sıralarında bir elin parmağını sayacak kadar iktidar mensubu milletvekili var, başka bir Allah'ın kulu yok. O nedenle, bizim şikâyetimiz milletimize, Genel Kurulda kimi kime şikâyet edeceksiniz? İçişleri Bakanlığının bürokratları burada ama kanunun asıl sahipleri, imza yetkililerinin hiçbiri burada değil. O yüzden, değerli milletvekilleri, trafik kazaları bireysel ihmallerin ötesinde, kamu yönetiminin bütüncül ve yapısal müdahalesini gerektiren toplumsal bir güvenlik sorunudur. Sürücü hatalarının önlenmesi elbette önemlidir, biz bunları son derece önemsiyoruz ancak denetim eksiklikleri, altyapı yetersizlikleri ve toplumsal bilinç düzeyinin düşüklüğü gibi alanlarda köklü iyileştirmeler yapılmadan trafik güvenliğinin bütüncül olarak sağlanması mümkün değildir. Bir kanun, kamu düzenini sağlamak, özgürlükleri güvence altına almak için yapılır. Ancak önümüze getirilen teklif, devlet ile vatandaş arasındaki ilişkiyi hukuk ilkeleri üzerinden değil, ceza tarifeleri üzerinden kurmaktadır. Teklifin gerekçesi olarak sunulan caydırıcılık amacı ile içeriği arasında ciddi bir uyumsuzluk bulunmakta. Uygulamada zaten her yıl ciddi oranlarda artan idari para cezalarının; bu yıl itibarıyla yüzde 25,49. Ancak bu yasaya baktığımızda yüzde 200'ün üzerinde pek çok cezalandırma cihetine gidildiğini düşünüyorum. Bunun sebebi ne biliyor musunuz sayın milletvekilleri? Bakın, bu Genel Kurulda iş kadınları var, iş insanları var, cebinden trafik cezası parası ödemiş insanlarla müteşekkil. Ama bu kanun teklifini getiren arkadaşlarımızın arkasındaki irade, Bakanlıktaki irade kim biliyor musunuz? Hayatı boyunca hiç cebinden bir trafik cezası ödemiş isimler değil. Sayın Bakan ve yakın bürokratlarının tamamı fakülte bittiği andan itibaren devletin güvencesine girmiş, altına devletin arabasını almış, koruması, şoförü tahsis edilmiş kimseler. O yüzden, değerli milletvekilleri, burada 46 bin, 140 bin, 280 bin lira trafik cezasını öngörürken "Bu, caydırıcılık amaçlı." diyorlar. Nerede orantılılık?
Uğur Bey, yılların hukukçusunuz, ceza orantılı olmak durumunda değil mi? Burada caydırıcılıktan bahsedebilir miyiz?
Arkadaşlar, değerli milletimiz; "Uğur Bey" derken iktidar sıralarına seslenmiyorum, iktidar sıraları boş; İYİ Parti Grup Başkan Vekili Sayın meslektaşım Uğur Poyraz'a, biraz önce bahsettiğim isim Sayın Süleyman Bülbül'e, Cumhuriyet Halk Partisi sıralarına, Adalet Komisyonuna ve hukukçu arkadaşlarımıza sesleniyorum. Şimdi, İçişleri Bakanı cebinden bir 140 bin lira para cezası ödemiş olsa idi bu kanunda bir yaptırım olarak 140 bin lira yazar mıydı?
Sayın Başkanım, siz de bizi dinleyin; yıllarca Samsun'da Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptınız, artık akil insansınız, bu Meclisin duayenlerindensiniz. 280 bin lira ne demek Allah aşkına? Bu ülkede asgari ücretin 28 bin lira olduğu, en düşük emekli maaşının 20 bin lira olduğu, dolmuşta indi-bindi ücretinin 40 lira olduğu, taksimetrenin açıldığında 70 lira, 75 lira yazıldığı bir yerde dolmuş şoförü bu cezayı nasıl ödeyecek, taksi esnafı bu cezayı nasıl ödeyecek? Yarın Çarşamba'dan, Bafra'dan, Samsun'dan çıkan kamyon şoförü Ilgaz'da önü çevrildiğinde 280 bin lira cezayı nasıl ödeyecek Değerli Başkanım? Allah aşkına, yürütmeden geliyor diye bu kanun teklifini hiç mi sorgulamıyorsunuz? Hiç mi elinizi vicdanınıza koymuyorsunuz? Her geleni olduğu gibi geçirmek zorunda mısınız?
Bu arkadaşlarımız ülke yönetiminde Sayın Erdoğan'ın gölgesinde, yıllarca bürokraside olmuş olabilirler ama siyasetten anlamıyorlar, halkın sorunlarından anlamıyorlar, vatandaşın çektiği çilenin farkında değiller değerli milletvekilleri.
O yüzden, size, iktidar sıralarıyla birlikte Genel Kurula ve aziz milletimize sesleniyorum: Sizin burada gelir devşirmeyi amaçlayan bir zihniyetin ürünü olan bu kanun teklifine sahip çıkmayacağınızdan adımın -burada çok net ifade ediyorum ki- İdris Şahin olduğu kadar eminim. En azından, içinizde az da olsa bir vicdan kırıntısı kalmışsa, vicdanınızda bir merhamet kalmışsa bu kanuna "evet" demezsiniz.
Kıymetli milletvekilleri, hukukta temel bir ilke -biraz önce de ifade ettim- ceza fiille orantılı olur. Burada bu bağı gören varsa söylesin. Bir ihlal üzerinden bir vatandaşın aylarca çalışarak kazanamayacağı tutarları talep ediyorsunuz. Görülüyor ki bütçede dikiş tutturamadıkça rota vatandaşın direksiyonuna kırılmış. Bu cezalar caydırmak için değil hazineye taze kan pompalamak için getirilmiş. Trafik güvenliği bahane, tahsilat şahane arkadaşlar yoksa trafik güvenliğini bu kadar önemseseniz önce trafikle alakalı bir eğitim, bir sosyolojik gerçek ve bu işin paydaşlarını bir dinlersiniz; şoförler odasını dinlersiniz, kamyoncuyu dinlersiniz, taksiciyi dinlersiniz, vatandaşı dinlersiniz, ondan sonra bu kanun teklifini şekillendirirsiniz ama sizin bir tek derdiniz var: Kasa boşalmış, bunu nasıl dolduracağız? Başka bir gayeyle bu kanun teklifi buraya getirilmiş değil değerli milletvekilleri. O yüzden bu rakamların neyi ihtiva ettiğinin farkında mısınız Allah aşkına diye size sesleniyorum. Cezaların miktarı failin ekmeğinden fazlaysa o artık yaptırım değil mülkiyet hakkına yönelik idari bir müsaderedir. Yine, iktidar sıraları bizi dinlemediği hâlde şunu açıkça ifade etmekte fayda var: "Cebinde para varsa yollar sana sefa, yoksa rızık kapıları sana cefa." diyor, "Paran varsa yol senin, paran yoksa yol al kardeşim." diyorsunuz. Çünkü biz bunu İstanbul trafiğinde görüyoruz. Tahditli, sınırlı araç kullanabilecek kişi sayısı bu ülkede sınırlı ama gidin bir de İstanbul'daki o, şerit ihlallerine bir bakın. Bunlar, iktidar mensubu partinin milletvekillerinin dışında doğal hakkınız; hâkim ve savcıların dışında ilçe başkanları bile emniyet şeridini kullanıyor, iktidar ortaklarınızın ilçe başkanlarına tahsisli plakalar verilmiş.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın, lütfen.
İDRİS ŞAHİN (Devamla) - Hayhay.
Yani açıkça şunu söylüyorum: Değerli milletvekilleri, bir kanun teklifi yapılırken 86 milyonun tamamı düşünülerek kanun teklifi Parlamentoya getirilmeli. Yoksa siz cebinde parası olanların rahatlıkla ilga edebileceği, aşabileceği sorunları buraya getirirseniz ve hiçbir şekilde hayatı boyunca eline bu parayı verdiğiniz zaman sayamayacak insanlara bu kanun teklifini hazırlattırırsanız... Verin bakalım 280 bin lirayı İçişleri Bakanı bu parayı sayabilecek mi? Hayatı boyunca hiç 280 bin liralık bir alışveriş yapmış mı? Okuldan mezun olduğu günden itibaren -dediğim gibi- bütün iaşesi devlet tarafından karşılanan isimlerin getirdiği bu kanun tekliflerine elinizi vicdanınıza koyarak karar verin, ona göre değerlendirme yapın diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL, CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)