GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:56
Tarih:04.02.2026

GEORGE ASLAN (Mardin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yurt içinde ve yurt dışında televizyonları başında bizleri izleyen halklarımızı saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan önce, dün 12 Eylül 1980 faşist askerî cuntanın uygulamalarını aratmayacak şekilde Ezilenlerin Sosyalist Partisine karşı yapılan bir operasyonla partinin eş genel başkanları ve tüm yöneticileri gözaltına alındı. Bu uygulamayı şiddetle kınadığımı belirtmek istiyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, Trafik Kanunu'nda trafik alanında yaşanan sorunların gerçek nedenlerine inmeyen, çözümü büyük ölçüde yalnızca cezaları artırmakta arayan bir yasa düzenlemesini görüşüyoruz. 8'inci madde de benzer bir anlayışla hazırlandı. Düzenlemeyle izinsiz yarış düzenleyenlere verilen para cezaları artırılıyor. Yarış yapan sürücülere yüksek idari para cezaları, ehliyetin iki yıl geri alınması ve araçların trafikten men edilmesi gibi yatırımlar, yaptırımlar uygulanıyor. Tekrar eden ihlallerde ise ehliyet iptaline kadar giden sonuçlar öngörülüyor. Düzenleme sorunun nedenlerine değil yalnızca sonuçlarına odaklanmaktadır. Özellikle gençlerin neden böylesi yarışlara yöneldiği konusuna değinilmemektedir. Sokak yarışlarının arkasında gençler için güvenli, sosyal ve sportif alanların yetersizliği, motor sporlarına uygun alanların bulunmaması, işsizlik ve umutsuzluk gibi sosyal sorunlar var. İktidar ise bu zemini iyileştirmek yerine yüksek para cezalarıyla sorunu kapatmayı tercih etmektedir. Ceza politikası uygulanmalı ancak bu cezalar adil ve makul olmalıdır, aksi hâlde sosyal sorunları daha da büyütür.

Türkiye'de her yıl binlerce insanın yaşamına mal olan trafik sorunu çözülmesi gereken en önemli sorunlardan biridir. Oysaki mevcut yasa tasarısı trafik güvenliğini kalıcı biçimde sağlamaktan çok cezaları artırarak sorunu geçici şekilde bastırmaya dayanan bir yaklaşım yansıtmaktadır. Trafik güvenliği yalnızca ceza artırımına veya sürücünün hatasına indirgenmemeli, kent planlaması, yol güvenliği, altyapı eksiklikleri ve denetim sorunları da kazaların önemli nedenleri arasındadır. Bunlar düzeltilmeden kalıcı çözüm sağlanamaz. Bu nedenle, düzenlemenin yalnızca cezayı artıran değil, toplumsal ve önleyici çözümleri de içeren bir anlayışla ele alınması gerekmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Suriye'de yaşanan gelişmelere dair burada pek çok konuşma yapıldı. Ben de bu konuya kısaca değinmek istiyorum: Suriye'de iç savaş sürecinde 100 binlerce insan yaşamını yitirdi. Milyonlarca insan yaşadıkları topraklarını terk etmek zorunda kaldı ve tüm dünya İŞID'ın vahşi terör saldırılarına tanık oldu. Böylesi bir ortamda Rojava bölgesi orada yaşayan Kürtler, Araplar, Asuri Süryaniler, Ermeniler ve diğer halklar için güvenli bir alan olarak günümüze kadar varlığını sürdürdü. Son bir ayda yaşanan saldırılara rağmen Kürtler ile Suriye geçici hükümetinin bir anlaşmaya varmış olması olumlu bir gelişmedir. Başta Türkiye olmak üzere, ABD Fransa ve diğer yabancı ülkelerin bu anlaşmaya destek vermesi hayata geçirilmesi açısından önemlidir ancak yalnızca destek vermekle kalınmamalı, Suriye geçici hükümeti üzerinde baskı da kurulmalıdır. Aksi takdirde, anlaşma maddelerinin hayata geçirilmemesi çatışma riskini yeniden doğurabilir. Halep ve diğer bölgelerde Kürtlere yapılan katliamlar Rojava bölgesinin varlığının ne kadar hayati olduğunu göstermiştir.

Diğer taraftan, bu saldırıların Kürtlerde duygusal bir kırılmaya neden olduğu da bir gerçektir. Bu duygusal kırılmanın daha da derinleşmemesi için Türkiye'nin oradaki Kürtlerle daha fazla diyalog kurması gerekir. Bu diyalog burada yürütülen süreci de aynı yönde etkileyecektir. Aksi durumda ise bu sürece ilişkin güvensizlik artacaktır. Umarız ki Türkiye hem ülke içinde hem de başta Suriye olmak üzere tüm komşu ülkelerle barış ortamının sağlanması için daha makul ve sağduyulu politikalar izler diyorum ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)