GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:58
Tarih:10.02.2026

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Ben de Karayolları Trafik Kanunu'nun 28'inci maddesi üzerinde CHP Grubu adına söz aldım.

Bu maddede motorlu bisikletlere ilişkin, mali mesuliyete ilişkin düzenlemeler getiriliyor; sorun o değil. Biraz önce kıymetli milletvekili de ifade etti; değerli arkadaşlarım, 2 Şubat günü, Ankara'da, cumhuriyetin başkentinde, hemen buraya 4-5 kilometre kuş uçuşu mesafede, Melih Okan Keskin isimli bir polis memurumuz TÜVTÜRK istasyonunda aracına bakıma gidiyorken katledildi. Bir Avrupa başkentinde, 2026 dünyasında olmayacak bir olayla karşı karşıya kalındı. 2 çocuk babasıydı, eşi vardı. Aracını götürdü, bekliyordu; görüntüleri izledik, tüylerimiz ürperdi, bir polis memurumuzun üzerine 20-30 kişi birden çullanıyor ve o genç polis memurumuz 44 yaşında 2 çocuğunu yetim bırakarak aramızdan ayrılıyor; nur içinde yatsın kendisi. Biz o çocuklara ne diyeceğiz değerli milletvekilleri? Akılları kestiği zaman, büyüdükleri zaman biz o çocuklara "Senin baban aracını filan istasyona götürdü, orada döve döve öldürdüler." mi diyeceğiz? Bu utanç hepimizindir Sayın Bakan. Bunları bir yere not aldınız mı? Bu olaylar bir daha olmasın diye gereğini yapmayla alakalı, yasal düzenlemelerle ilişkin herhangi bir düzenleme yaptınız mı?

Bunu niye anlattım değerli arkadaşlarım? Bakın, bu kanunun temel ruhu şu; diyorsunuz ki: "Eğer para cezalarını artırırsak trafikteki bütün bu olumsuzlukları ortadan kaldırırız." Ceza yasasının temel şeyi şudur: Caydırıcılıktır, ıslah etmektir; temeli budur ceza yasasının, bize böyle öğrettiler. Ama burada şöyle bir olay var: Teklifi tamamıyla para kriterinin üzerine yükleyerek, eğitimi bir tarafa atarak, eğitim ve buna ilişkin bilinçlendirme faktörünü bir kenara atarak düzenleme yapıyorsunuz; bunu kabul etmek mümkün değil. Eğer bu böyle olsaydı, buna ilişkin düzenlemelerdeki ana gerekçenizle cezayla, cezayı artırarak, para cezasını artırarak trafik kazalarını önlemiş olsaydınız... Elimizdeki istatistiklere göre son beş yılda bir yandan da trafik kazaları Türkiye'de artıyor, böyle bir tabloyla da karşı karşıyayız. Demek ki burada bir problem var. Siz cezaları artırarak bu şekildeki bir şeyi önleyemezsiniz. Buna ilişkin yanlışlar ortaya çıktığı zaman vatandaş nereye başvuruyor? Sulh ceza mahkemelerine. Değerli arkadaşlarım, sulh ceza mahkemeleri ortak bir karar vermiyor, yargı denetimine ilişkin yollar kapalı olduğu için bir mahkeme başka türlü veriyor, bir mahkeme başka türlü veriyor. Siz herhangi bir sulh ceza mahkemesine başvuran bir hâkim, savcının kendisinin hakkında yapılmış olan bir cezaya karşı bir mahkemenin o cezaya olumsuz bir karar verdiğine ilişkin bir örnek gösterebilir misiniz bana? Böyle bir örnek olabilir mi Sayın Tanal, var mıdır bir örnek?

MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) - Yok efendim.

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - Bu ne demektir Sayın Bakan? Demek ki bu sulh ceza mahkemesi işi vatandaşa karşı işleyebilecek olan bir yöntemdir; bunu herkes bilir, bizler de, hukukçular da gayet iyi biliriz. Değerli arkadaşlarım, o nedenle bu şekildeki yapılmış olan bir yöntemle, cezalandırma amacıyla paraları artırarak, para cezalarını artırarak bu şekildeki şeyi önleyemezsiniz. Avrupa bunu başka türlü halletmiş. Avrupa, vatandaşına ta ilkokulda, çocuk eğitime başladığı andan itibaren trafikle alakalı bilinç gelmiş, yüklemiş ve gereğini yapmış. Eğer yirmi üç yıldır arka arkaya cezaları artırarak kalkıp bir yandan "Biz bu trafik güvenliğini sağlıyoruz." diye bir iddia içerisindeyseniz, aynı hatayı yaparak sonuç almanızı bekleyemezsiniz; burada bir yanlış var. Sayın Bakan Yardımcısı beni dinlemiyor. Sayın Bakana diyorlar ki: "Nasıl olsa biraz sonra önerge oylanacak; kabul edenler, etmeyenler, reddedilecek." Değerli arkadaşlarım, eğer bu şekildeki olaya akılcı bir yöntemle bakmazsak bu yanlışları gelir gene yaparız, bu yanlışların sonucunda da trafik kazalarında sanki kadermiş gibi kalkarız "Allah rahmet etsin." demenin ötesine geçemeyiz. Önce tedbir, sonra tevekkül; öyle değil midir değerli arkadaşlar? Önce tedbir, sonra tevekkül. (CHP sıralarından alkışlar)

O nedenle, ben burada sözlerimin sonuna geliyorken bir kere daha o polis memurumuz Melih Okan Keskin'i buradan saygıyla, rahmetle anıyorum.

Polis teşkilatın yaşadığı sorunlar var. Neler yaşadığına ilişkin, mobbingden başlayarak çalışma ücretlerine ilişkin, neler yaptığına ilişkin her türlü sorunlar var ama en büyük şeylerden bir tanesi -biraz önce de ifade ettiğim gibi- 2026 Türkiyesi'nde şu Meclise 5 kilometre kuş uçuşu uzaklığında bir mesafede bir polis memurunun böyle canavarca saikle adam öldürmeyle katledilmesidir değerli arkadaşlarım.

Bu utanç hepimizin utancıdır, hangi partiye mensup olursa olsun Türkiye Büyük Millet Meclisindeki bütün partilerin. 2026 Türkiyesi'nde eğer bir polis memurunun hakkını savunamıyorsak, ona ilişkin tedbirleri alamıyorsak biz vatandaşı trafik güvenliğine ilişkin düzenlemeler getirip, cezaları artırarak nasıl koruyacağız? Kendi vicdanımızda buna nasıl "evet" diyeceğiz değerli arkadaşlarım?

O nedenle, buna ilişkin düzenlemeleri yapıyorken insan odaklı, insanın yaptığı hataları ortadan kaldıracak bilinçlendirmeyi ortaya koyan, buna ilişkin önlemleri alıyorken de caydırıcı her türlü tedbiri alan ama vatandaşı bilinçlendiren yöntemlerle bunu halletmeliyiz. Yoksa cezaları artırarak bu işe ilişkin herhangi bir şey yapmak mümkün değil. Buna ilişkin Parlamentoda binlerce örnek vardır diyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)