| Konu: | Muş’un yerel sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 59 |
| Tarih: | 11.02.2026 |
SÜMEYYE BOZ (Muş) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, ekranları başında bizi izleyen değerli halklarımız; herkesi saygıyla selamlıyorum.
Bugün Muş'tan konuşacağız ama Muş'u konuşurken artık kelimeleri eğip bükmeye gerek yok, Muş yıllardır bilinçli bir ihmal zinciri içerisinde bırakılmış durumda. Eğitimden sağlığa, barınmadan istihdama, tarımdan sosyal hizmetlere kadar bu kentte yaşamak her geçen gün daha da zorlaşmakta. Bu tablo, ne plansızlıkla ne unutkanlıkla açıklanamaz, bu açıkça bir tercihtir. Okullar yetersiz, sağlık hizmetlerine erişim sınırlı, kırsal yerleşimler kamusal hizmetlerin dışında tutulmuş ve gençler nitelikli eğitime erişemiyorlar, işsizlik ise kronikleşmiş durumda. Gençler göçe ikna edilmiş, üretim alanları kaderine terk edilmiştir. Tarım destekleri yetersiz, üretici yalnız bırakılmış, sosyal hizmetler kâğıt üzerinde var ama sahada ise yok. Barınma sorunu derinleşirken de insanlar temel kamu hizmetlerine erişemiyor. Bütün bunlar olurken devletin varlığı Muş'ta bir hak sağlayıcısı olarak değil, ya hiç yokmuş gibi ya da yalnızca güvenlikçi bir rejim biçiminde kendini sürdürmekte. Burada mesele açıktır: Siyasal öncelikler, yanlış önceliklendirme, plansızlık ve kırsalı gözden çıkarma anlayışı Muşluyu yıllardır, Muşlu yatırımcıları yıllardır yatırıma dair söz konusu haritaların dışında, kenarında tutmuştur. Kamusal ihtiyaçlar değil, rant ve vitrin projeleri parlatılmış, Muş halkına bu tercihin bedeli kalıcı bir eşitsizlik olarak fatura edilmiştir.
Bu tercihin en görünür, en belirgin özelliklerinden biri ise Muş-Bulanık Yolu ile Varto-Bulanık arasındaki yol yapımıdır. "Baraj suları altında kalacak." gerekçesiyle başlatılan bu proje yıllardır hâlâ tamamlanamamıştır. Buradan açıkça ifade edelim: Bu yol neden yapılmıyor, hangi firmalarla sözleşme imzalandı, bu sözleşmelerin sahipleri kimler, bu firmalarla yapılan sözleşme içerisindeki hangi taahhütler söz konusu, kaç kere süre uzatımı verildi, bir önceki taahhütte, ihalede söz konusu mahkeme niçin açıldı, neden mahkemelik olundu, hangi usulsüzlükler tespit edildi? Ve bu yüzden, bu süre uzatımından sonra hangi gerekçelerle bu yol yapımlarının sürüncemede bırakıldığını sormak istiyoruz.
Bugün geldiğimiz noktada ne tamamlanmış bir yol vardır ne de halkı koruyan bir önlem. Bakın, yol hattındaki heyelanlı bölgelerde yolu heyelanlardan korumak anlamıyla sadece kazıklar çakıldığını ifade etmişler ancak bu sözde tedbirle biz biliyoruz ki bu, bir önlem değil, sorumluluktan kaçmanın diğer adıdır çünkü insanların hayatı hâlâ tehdit altında. Dahası, bu yol hattı güzergâhı üzerinde bulunan grup köy yollarındaki yurttaşlar açıkça dile getiriyorlar -sabırları tükendi- "Biz kalkıp yolun ortasında oturacağız, eylem yapacağız." demeye başladılar yani bir halk neden yol ortasında oturmak zorunda bırakılır? Devletin görevi yurttaşı eyleme zorlamak mıdır yoksa hizmet üretmek midir? Hepi topu 20 kilometre olan bir yolu yapamayan iktidar istediği kadar duble yollar yaptığıyla övünsün, Muş'ta yol yapımında sınıfta kalmıştır.
Aynı ihmal sağlık alanlarında da söz konusu. Muş'ta sağlık sistemi işlemiyor, bilinçsiz bir biçimde işlevsiz bırakılıyor. Hastanede ne doktor ne uzman ne de randevu sistemi var. Gerekli ekipman bulunmadığı için Muş Devlet Hastanesi fiilen bir sevk merkezine dönüştü ve neredeyse yalnızca birinci basamak sağlık hizmeti veren bir kurum hâline döndü. Yurttaşlar en basit tetkikler için dahi ya aylarca bekliyor ya da ardından çevre illere gönderiliyor. Bu sevkler tedavi değil, ertelenmiş, pahalılaştırılmış ve zorlaştırılmış bir sağlık hakkıdır. Zaten ağır ekonomik koşullar altında yaşayan halk yol masraflarını, konaklama masraflarını ödeyemediği için daha da yoksullaşıyor; parası olan gidebiliyor, parası olamayan ise kaderine terk ediliyor. Sağlık anayasal bir hak değil midir? Peki, Muş halkı neden bu hakkın dışında bırakılıyor? Neden bu hakkı kullanamıyor? Biz de buradan açıkça ifade etmek istiyoruz, soruyoruz hatta: Muş'u yolu olan ama kullanamayan, hastanesi olan ama doktoru olamayan bir kent hâline getiren siyasal tercih kime aittir?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Evet Sayın Boz, lütfen tamamlayın.
SÜMEYYE BOZ (Devamla) - Açıkça soruyoruz dedik: Muş'u yolu olan ama kullanılmayan, doktoru olan ama tedavi olamayan bir kent hâline getiren bu siyasal tercih kime aittir? Hangi bakanlık, hangi planlama anlayışı bu halkın temel hakkını ileride yapılacak işler listesine eklemiştir. Muş halkı artık iyi niyet beyanı değil, takvim istiyor; oyalama değil, somut adım bekliyor, sorumluluk bekliyor. Bütünlüklü, kamu yararını esas alan ulaşım ve sağlık politikaları derhâl hayata geçirilmeli çünkü bu bir talep değil, hesabı sorulacak bir kamu borcudur. Yol yapmamak, hastane yapmamak, hekim göndermemek bir kapasite sorunu mudur, yoksa siyasi bir tercihin sonucu mudur? Bizler DEM PARTİ olarak şunu söylüyoruz: Muş sahipsiz değildir, Muş'un kaderi ihmale mahkûm edilemez. Bu kentin insanları sadaka değil, eşit yurttaşlık talep ediyor.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)