| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 60 |
| Tarih: | 12.02.2026 |
SEMA SİLKİN ÜN (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geçtiğimiz Mayıs ayından beri Meclisimizin muhtelif salonlarında oyalanan, çıkarılması nasip olmayan bir kanun teklifini artık birkaç dakika sonra, tüm itirazlara rağmen çıkarmış olacaksınız. Burada muhalefet tarafından gerçekleşen hiçbir itiraz, trafik kurallarının düzenlenmesine yönelik olmadı, tüm itirazlar bu kanunun bütçeye para aktarmaktan, vatandaşı gelir toplama aracı olarak görmekten başka motivasyon olmadığına yönelik oldu. (Uğultular)
BAŞKAN - Bir saniye Sayın Ün.
Sayın milletvekilleri, Genel Kurulda çok uğultu var, rica ediyorum.
Buyurun, devam edin.
SEMA SİLKİN ÜN (Denizli) - Teklif, sıfır trafik ölümü demenin yolunu, zengini etkilemeyen ama yoksulun hayatını altüst edecek olan cezaları yüzde 200'e varan oranlarda artırmaktan geçtiğini söylüyor bize. Vatandaşın gerçekten sağlığını ve güvenliğini düşünen bir anlayışınız olsaydı burada mutlaka hak ve sorumluluk dengesi gözetiliyor olurdu, hizmet kalitesini de o oranda artırmanız gerekirdi. 90 kilometre hız limitli yolda 100 kilometreyle gidenlere astronomik ceza uygulamaktan hiç imtina etmiyorsunuz ama o yolun fiziki şartlarını hazırlamamanız nedeniyle 90 kilometre hızla bile gidemeyen vatandaşa karşı sorumluluk taşımıyorsunuz. Bu dönemin her alanda bir ruhu var arkadaşlar ve bu kanunda da o ruh yükseliyor; kamu hizmetini ticari bir meta olarak görme ruhu. Bu, vatandaş ile devlet arasında büyük bir güven açığı oluşturuyor ve siz bu riskin, bu tehlikenin farkında bile değilsiniz. Geçtiğimiz Kurban Bayramı'nı memleketine gidip sılayı rahim yapan vatandaşlara kestiğiniz cezalarla haram ettiniz, ahlarını aldınız ama yine akıllanmadınız.
Değerli milletvekillerimiz, bu ruhun bir yansımasını da araç muayene sisteminde görüyoruz. Tek bir şirkete, tek bir tekele, TÜVTÜRK'e teslim edilen muayene sistemi. Rekabet yok, alternatif yok, randevu bulmak zor, bekleme süreleri uzun, hizmet kalitesi düşük, kredi kartıyla aldığınızda yasa dışı şekilde ek ücret talebi var, her türlü keyfiyet var. Geçtiğimiz günlerde şahit olduk ki can güvenliğiniz de yok ama vatandaş mecbur bu sisteme. Dünyada çok farklı modeller var, çok sayıda şirkete yetki veren ülkeler de var, araç tamirinde yetkisi olanlara muayene yetkisi veren ülkeler de. Bu, dünyadaki uygulamaların aksine tekel olan araç muayene sistemi ne yapıyor peki? Bu kadar imtiyazın bir karşılığı olmalı değil mi? Ama yok. Biz her zaman kendimiz gidiyoruz; aracın farı yanıyor mu, emniyet kemeri çalışıyor mu, camı kırık mı, çok basit ve ilkel bir sistem işletiliyor astronomik rakamlarla. Atomu parçalamıyor yani bu insanlar; hiçbir yatırım istemeyen, hiçbir üretim derdi olmayan ama her yıl 100 milyar lirayı garantiye alan tek bir şirket var karşımızda. Vatandaşın zorunlu hizmeti üzerinden milyarlar kazanan bu yapıya neden sessizsiniz mesela? Kanunda vicdan olmazsa trafikte güven olmaz, bu kanunun da vicdanı yok.
Değerli milletvekillerimiz, sizler için Trafik Kanunu kadar önemli olmasa da bebekli annelerin beklediği bir husus var, bu konuyu gündeminize getirmek istiyorum. İki yıldır Aile Yılı'nda olduğumuzu söylüyorsunuz, dramatik şekilde düşen doğum oranlarını nasıl artırabiliriz diye iktidarıyla, muhalefetiyle öneriler sunuyoruz. Birtakım teşvikler verildi ama en önemlisi bu annelerin, kadınların hayatını kolaylaştırmaktı, işe buradan başlamak gerekiyordu. Çalışan kadınların çalışma hayatıyla annelikleri arasında tercihe zorlanmamaları gerekiyordu. Kadınların doğum sonrası izin haklarını artırın dedik; dünyada, Avrupa'da bizimkinin çok çok üzerinde izinler var, on altı haftadan altmış haftaya varan esneklikte modeller var. Bir senedir "Doğum izni yirmi dört haftaya çıkacak." deniliyor, haber siteleri sürekli son dakika başlıkları geçiyor, anneler ümitlendiriliyor, Bakanlık çalışma yaptığını söylüyor ama Meclise bir türlü gelemiyor o kanun. Demek ki o kadar elzem değil sizin için. "1 Ocakta yürürlüğe girecek." dendi ama şubat ayının ortasındayız, hâlâ Meclise gelmedi teklif. Yasayı bekleyen binlerce anne var ama Meclisin gündemine gelemiyor bile. Her gün yeni anneler mağdur olmaya devam ediyor.
Türkiye aile nutukları atmak için ideal ama aile olmak için ideal bir ülke değil maalesef. Doğum izinleri kısıtlı, yetersiz; eş durumu tayinleri esnek değil; anneler izinleri bittiğinde iki-üç aylık bebeklerini babalarından ayırarak başka şehirlerde yaşamak zorunda kalıyorlar, aile birliklerini sağlayamıyorlar ama itirazlarımızın hiçbiri burada karşılık bulmuyor. "Bebeği var." deyip küçük bir destek, küçük bir kolaylık dahi sağlamıyor bu sistem.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SEMA SİLKİN ÜN (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkanım hemen.
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.
SEMA SİLKİN ÜN (Devamla) - Bu ülkede aile olmak gerçekten zor arkadaşlar, bebekli aile olmak çok daha zor. Hepi topu ek sekiz hafta izin getireceksiniz, bir yıldır süründürüyorsunuz bu kadınları bebekleriyle. Aile lafta değil hakla, güvenceyle olur diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL, CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)