GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Hayvan ithalatına ilişkin gündem dışı konuşması
Yasama Yılı:4
Birleşim:61
Tarih:17.02.2026

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde hayvancılık her geçen gün sorunlu hâle geliyor. Yem fiyatları, ahır giderleri, veterinerlik hizmetlerindeki artışlar çoğu kişiye hayvancılığı bıraktırıyor. Ülkemizin içine düşürüldüğü durum ise bu anlamda ithalatçı bir politikayla çözüm üretme yönünde. 2010 yılından bu yana hayvan ithalatı gerçekleştiriliyor. Ne acı ki tablo her yıl ülkemizin aleyhine devam ediyor. 2025 yılında toplam 739.706 hayvan ithalatı gerçekleşti. Bu büyükbaş hayvanlar için ödenen para 1 milyar 191 milyon dolar, birim maliyeti 1.610 dolar ama ithal edilen hayvanların önemli bölümü, yüzde 92'si kesimlik yani sürdürülebilir bir hayvancılık değil, yalnızca kesim üzerinden soruna yaklaşım gösteriliyor. Et açığını gidermeye çalışıyorlar, et açığı giderilemiyor, rafta ürünün fiyatı artıyor, besici para kazanamıyor, ülkenin hayvancılığı bitme noktasına taşınıyor. Bakınız, ithalat adedi ve ödenen tutar karşılaştırmasında 2018 yılında 1 milyar 69 milyon dolara 1 milyon 460 bin baş hayvan ithalatı gerçekleşirken 2025 yılında yüzde 50 daha az hayvan ithal ettiğimiz hâlde, 1 milyar 191 milyon dolar yurt dışına paramız gidiyor yani yurt dışından daha pahalıya hayvan almak durumunda kalıyoruz. Bunun yanı sıra, altı yılda da maliyet artışlarıyla 2019'da 976 dolar olan birim maliyeti 2024 yılında 1.889 dolara kadar yükseldi; ülke daha pahalı bir hayvancılık modeline doğru sürükleniyor. Bu durumda hayvan ithalatı ülkede çözüm olmuyor, sorunları artırıyor.

Değerli arkadaşlar, bunun bir nedeni de verilerin sağlıksız oluşu. 2024 Yılı Cumhurbaşkanlığı Programı'nın "Hedefler" bölümünde hayvan varlığımız büyükbaşta 16 milyon 824 bin baş olarak ifade ediliyor. 2025 yılında Tarım ve Orman Bakanlığının TÜİK'e bildirdiği büyükbaş hayvan varlığı 17 milyon 709 bin baş. Büyükbaş varlığımız 2025 yılında yüzde 4 artmış. 2024 yılında 16 milyon 824 bin başın üstüne 2025 yılında ithal edilen 739 bin başı eklediğinde 17 milyon 563 bin baş yapıyor. Ve şap, kurban bayramı kesimi, şartlı kesim dikkate alınmadan "150 bin hayvan eksildi." ifadesi yer alıyor. Âdeta aklımızla dalga geçiyorlar.

Amerika Tarım Bakanlığı diyor ki: "2026 yılında Türkiye'nin büyükbaş hayvan varlığı 14 milyon 300 bin büyükbaşa düşecek." Damızlık Sığır Birliği de yaptığı açıklamada "Türkiye'de büyükbaş olarak 13 milyon 685 bin baş hayvan varlığı var olacak." diyor. 3 milyon 874 bin baş sapma olur mu? Yine doğru bilgi verilmiyor, kamuoyu yanıltılıyor, hayvan varlığındaki düşme saklanıyor. "2025 yılında hayvan varlığı toplam 150 bin azaldı." gösterilerek kamuoyu da yanıltılıyor. İşte sorun burada başlıyor. Bu nedenle ne oluyor? Hayvan varlığındaki düşme görülmeyince içerdeki talep karşılanamıyor, sorunlar katlanıyor. Üç yılda 112.161 işletme hayvancılıktan çekilmiş; 108.694 küçük aile tipi işletme de ahırın kapısına anahtar vurmuş. Böyle olunca, Anadolu'da -gittiğiniz zaman- 1 ila 10 hayvanı olanın zaten ahırında artık hayvan yok, çiftçilik yapmayanın hayvancılığı bu şartlarda sürdürebilme şansı da yok. Bu durumda ülke hayvancılığı katlediliyor. 2010 yılında AKP eliyle bu ülkede hayvancılığı yok etme pahasına ithalat başlatıldı, her gelen bakan "Üç yılda bu işi bitireceğiz." dedi; bitmedi, devam ediyor. 2026 yılında 500 bin hayvanın daha ithal edileceği belirtiliyor, bu ithalatın da aşılacağı bugünden kesin. Ama sorunun kaynağı, yerli üreticiyi, yerli besiciyi desteklememek. Üreten para kazanamıyor, tüketen pahalı ürün alıyor; kasabı da dertli, bakanı da dertli.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

ÖMER FETHİ GÜRER (Devamla) - Ya, bir kesim düşünün ki hem besicisi hem bakıcısı hem keseni hem satanı hem de alanı aynı anda dertli. Kesimhanenin kesim fiyatı danada 610 lira, kuzuda 600 lira. Bu durumda rafa gidiyor... Ankara'da bir markette bin liranın altında et yok. Yani sorun her kesimi doğrudan etkileyen bir sorun. Bu anlamda yapılacaklar belli: Ülkenin destek ve teşvikleri bu işi yapacak başta gençler olmak üzere doğru alanlara kanalize edilmeli, mera hayvancılığı geliştirilmeli, on iki ay kapalı ortamda ithal yemle beslemenin olduğu bu ülke hayvancılığının dibine kibrit suyu dökülen süreç sonlandırılmalı ve ülkenin hayvancılık olgusu doğru yönetilmeli. Aksi takdirde geleceğimiz bu anlamda sorunludur, karanlıktır. İthalata bağlı bir sorun da...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖMER FETHİ GÜRER (Devamla) - Gidip yurt dışından istediğimiz fiyata hayvan da artık alınamayacak noktaya gelinmiştir diyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)