GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: DEM PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:61
Tarih:17.02.2026

DEM PARTİ GRUBU ADINA MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, önergemiz, Boğaziçi Üniversitesinde şubatın ilk yarısında yaşanan çok büyük kaygı verici olaylar odak alınarak hazırlandı ancak içeriğinde de belirttiğimiz üzere üniversitelerde yaşanan benzer sorunların tamamının araştırılmasına yönelik olduğunu öncelikle ifade etmek istiyorum. Hakikaten, kulüp odalarının tahliyesi, kolluk müdahalesi, kampüs içinde gaz kullanımı, kimlik kontrolü gibi dehşet verici, asla bir bilim yuvasında olmaması gereken uygulamaları kabul edilemez bulduğumuzu ifade etmek istiyoruz.

Tabii ki burada, sadece bir önergeyi değil aynı zamanda bir kuşağın geleceğini konuştuğumuzu ifade etmek istiyorum. Gençler soruyor, biz de soruyoruz: Bu üniversiteler kimin, kampüsler kimin, gelecek kimin? Ve bu önergeyle soruların cevabını da istiyoruz tabii ki. Gençler politik ve ekonomik krizlerin tam kıskacında bir varlık mücadelesi veriyorlar ve bu mücadele o kadar derin ki barınmadan yoksulluğa, gelecek kaygısından özgürlüğe kadar yaşamın her alanını etkisi altına almış durumda. Her şeyden önce öğrenciler barınamıyor; KYK yurt kapasitesi 994 bin ama yükseköğretimde milyonlarca öğrenci olduğunu biliyoruz, herkese yer yok ve büyükşehirlerde tek bir oda kirası asgari 3 bin lira, KYK bursu tabii ki bunu karşılamıyor. Matematik çok basit aslında: Burs kiraya gidiyor, geriye bir hayat kalmıyor, kalıyorsa Türkiye Büyük Millet Meclisinde bunun yanıtını hep birlikte arayalım. Gençler, ya barınacak ya beslenecek ya da ulaşımlarını karşılayacaklar; üçünü birden yapabilen yok. Zorunlu olarak çalışıyorlar, güvencesiz çalışıyorlar, düşük ücretle çalışıyorlar ve geçici çalışıyorlar; buna her yerde rastlamak mümkün. Resmî verilere göre burs 574 bin kişiye veriliyor, 870 bin öğrenci ise kredi alabiliyor. Yani her 10 öğrenciden aslında 6'sı burs alamıyor ve hayata eksiyle başlıyor ve devam ediyor. Yoksulluk sebebiyle, geçinememe sebebiyle milyonlarca öğrencinin kaydını dondurduğunu, sildirdiğini biliyoruz. Bir istatistiğe göre son on yılda 19 milyona yakın öğrenci okullarını bırakmak zorunda kalmış. 19 milyon, değerli arkadaşlar; bu, herhangi bir rakam değil. Tabii ki verileri artırabilirim ama burada bir gelecek krizi yaşandığını özellikle belirtmek istiyorum. İntihar oranlarının arttığı da başka bir realite olarak önümüzde duruyor ve mesele yoksulluktan yoksunluğa, geleceğe yönelik kaygıdan bir geleceksizlik hakikatine dönüşmüş durumda.

Diğer yandan, büyük bir göç var; kendi coğrafyasında sosyolojik olarak aslında barınamayan, yaşayamayanlar göçe zorlanıyor. Uluslararası alanda Türkiye'den ne kadar göç olduğunu istatistikler aslında ortaya koyuyor.

Diğer yandan, üniversiteler gelecek vadetmiyor, bilim üretmiyor, tartışmıyor. Türkiye üniversitelerinin yaşadığı akademik gerilemeyi hepimiz biliyoruz. Sadece bir veri söyleyeyim: Times Higher Education 2025 dünya üniversite sıralamasına göre birçok köklü üniversitemiz ciddi bir şekilde gerilemiş vaziyette. Sadece Boğaziçi Üniversitesi kayyım atandıktan sonra, üç yılda 3 sıra gerilemiş vaziyette; bu, vahim bir durum.

Bugün üniversitelerde ayrıca üç büyük mesele iç içe geçmiş durumda. Nedir bunlar? Özerklik yok, eşitlik yok ve özgürlük yok en önemlisi. Diğer yandan, seçim yok, katılım yok; hesap sorulabilirlik meselesi de olmadığını ifade etmek istiyorum. Özerklik yoksa tabii ki bilim olmaz, özerklik yoksa tabii ki eleştirel düşünce gelişmez, özerklik yoksa üniversite sadece bir bina olarak kalır ve bilim, baskıyla değil özgürlükle büyür. Kampüslerde polis bariyerleri, yoğun kamera sistemleri, yasak listeleri ve özel güvenlik müdahaleleriyle her gün basın yayın organlarına haber konusu oluyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Gençler, öğrenciler âdeta potansiyel suçlu muamelesi görüyorlar.

Ve şunu söyleyelim buradan: Öğrenciler asla risk unsuru değildir, bunu kabul etmiyoruz ve üniversite güvenlik sorunu da değildir; bu güvenlik sorununu, güvenlikçi yaklaşımı reddediyoruz. Güvenlikçi anlayışın bilim üretmeyeceğini hepimiz gayet iyi biliyoruz, özgür düşünce de gelişemez. Biz özgür üniversiteleri savunuyoruz. Bileşenlerin yönetime katıldığı, kimliklerin eşit olduğu, gençlerin baskı altında olmadığı, olmadan konuşabildiği, örgütlenebildiği, demokratik protesto haklarını kullanabildiği üniversitelere ihtiyacımız var. Bu sadece bir araştırma önergesi değil gençlerin "Biz buradayız." çağrısına verilen bir cevaptır.

Hepinizi önergeye olumlu yönde oy kullanmaya davet ediyorum. (DEM PARTİ ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)