GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:61
Tarih:17.02.2026

CHP GRUBU ADINA ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 230 sıra sayılı Kanun Teklifi'ni 56 milletvekilimiz imzalamış; Adalet ve Kalkınma Partisinin 56 milletvekili bu kanun teklifini vermiş. Sivas Milletvekili Rukiye Toy ve Konya Milletvekili Mehmet Baykan ile 54 milletvekili tarafından verilen teklif; Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Raporu.

Değerli arkadaşlar, Cumhurbaşkanlığı sistemine geçtikten sonra "Milletvekili kanun teklifini getirir." dendi ama Mecliste görüşülürken getiren milletvekillerinin kendileri burada yok. (CHP sıralarından alkışlar) Çünkü milletvekili kanun teklifini içselleştirmiyor.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Kendi yazmıyor da ondan.

ÖMER FETHİ GÜRER (Devamla) - Bu kanun tekliflerini bürokratlar hazırlıyor, getiriyor, milletvekillerine imza attırıyor; sonra da buraya gelip, eller kaldırılıp, oylanıp, kanunlaşıp, geçip gidiyor. Ardından, Anayasa'ya aykırılıkla ilgili Anayasa Mahkemesine yapılan başvurulardan sonra da bir kısmı iptal ediliyor; tekrar geliyor, tekrar görüşülüyor. Meclis, bu şekilde, 2025 yılında 300'e yakın maddeyle resmen oyalandı.

Ülkenin sorunu çok ama Adalet ve Kalkınma Partisi eliyle getirilen kanun tekliflerinin çoğu rant amaçlı. Özelleştirmeyle fabrikalar, enerji şirketleri, limanlar satıldı; yetmedi, tarım alanları, hazinenin tarım alanı olabilecek yerleri satışa sunuldu; yetmedi, bununla ilgili, getiri olan her alana el atıldı. Millî parklarla ilgili yapılan düzenleme de görünüşte masum maddeler içerse de amaç, millî parkları da ranta açmak.

Millî park dediğiniz, içinde tabiat ve kültürel anlamda doğal yollarla bugüne kadar gelen değerlerimiz ama ülkenin doğal kaynakları yirmi dört yılda o kadar kirletildi, o kadar talana, yağmaya açıldı ki millî parklarla ilgili, sınırlı sayıda kalan oluşumlarda da kaygılarımız artıyor.

Bu kanun teklifi 668 alanı kapsıyor; millî park, tabiat parkı, tabiat anıtı, tabiat koruma alanı, yaban hayatı geliştirme sahası. Ben, ülkemizin çoğu yerinde buralara gittim, gördüm, gerçekten görülmeye değer ama buradaki yapılan düzenlemeyle amaçlanan yalnızca buraları korumak değil; sistemin içine saklanan ve uygulamada ortaya çıkabilecek rant odaklı düzenlemeler de yer alıyor. Yerel katılım, bilimsel danışma, şeffaflık ilkesi göz ardı edilmiş; bununla ilgili paydaş diğer dernekler, odalar, sendikalar yok sayılmış; alelacele Tarım ve Orman Komisyonuna getirilmiş, orada görüşüldükten sonra da bugün Meclise gelip, görüşülüp, buradan sonra da kanunlaşacak bir teklifle karşı karşıyayız. Doğa koruma mevzuatı, rant odaklı yönetim modelinin kurumsallaştırılması olarak bu kanunla ortaya çıkıyor.

Bakınız, ormanlarla ilgili düzenleme geçmişti, orada dediler ki: "Orman alanı dışında kalan yerlerin imara açılması." Şimdi, orman alanı nedir? Orman alanının illa ağaç olması gerekmiyor; ormanın çevresinde oluşmuş, börtü böcek, diğer canlılar, çiçek, onların varlığı ormanı bütünleyici ve tamamlayıcı bir unsur ama özellikle deniz kenarında bu tür yerler orman alanı dışına çıkarıldı ve ranta açıldı.

Doğal yaşamı koruma alanları, şirketlere avantaj sağlayacak biçimde imtiyazlı ve ayrıcalıklı yeni düzenlemeler bu kanun teklifinin içinde yer alıyor. Turistik amaçlı yapıların kırk dokuz yıllığına kiraya verilmesi doksan dokuz yıla kadar uzatılarak yine, bir yerde "turizme açılıyor" mantığıyla birilerine peşkeş çekilmesi düzenlemesini içinde barındırıyor.

Biyoçeşitliliğin korunması, zengin çiçek, bitki, canlı varlığının ileri taşınmasını sağlayacak olgularla ilgili çok da yapılan bir şey yok. Su alanlarının kirlenmesi, suyun giderek çekilmesi, sulak alanların kuraklık etkisiyle su üretim alanı olmak dışına çıkmasının yanı sıra ülkemizin içinde bulunduğu küresel iklim değişikliğinin etkisiyle oluşabilecek sorunların bu kanun teklifinde dikkate alınmadığı da görülüyor çünkü artık ülkemiz bu anlamda önemli bir tehlike altında.

Millî parklar, tabiat parkı, tabiat anıtı ve tabiatı koruma alanları planlarına ilişkin usul ve esaslarda da ciddi değişikliklerle sorunların oluşma ihtimali artıyor. Deniyor ki "...petrol ve doğal gaz iletim hattı, trafo, haberleşme, su, termal su, atık su, altyapı ve bunlarla ilgili yapı ve tesislerin yapılması maksadıyla gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişileri lehine bedeli karşılığında..." Böyle bir düzenleme içeriyor. Ya, tabii ki millî parkın içinden kestirmeden geçecekse o şirketlerin tercihi millî parkı parçalamak olur, bunun da adı böyle konur. Onun yerine o millî parkın sınırları dışında bunları yapabilecek alanları oluşturmak olası değil mi? Enerji şirketinin geçişi sağlanıyor ama onun dışındakileri bunun içine katarak bir yerde o korumacı anlayıştan uzaklaşılıyor. Ha, bu manada somut örnek hemen önümüzde, Ankara'da: Atatürk Orman Çiftliği. Sağından yol, solundan yol, oradan bina, buradan yapı derken Atatürk Orman Çiftliği'nin başladığı dönemden bugüne kadar ne kadar talana, yağmaya açıldığı da hepiniz tarafından bilinen, gözlerinizin önünde somut bir örnek.

Değerli arkadaşlar, bu anlamda, kanun teklifine bütünsel olarak baktığımızda, içeriğinde yer alan millî parklarla ilgili düzenlemelerin bir yerde var olanı korumaktan daha çok ranta açan bir anlayış da oluşturduğu gözleniyor. Genel Müdürlük eliyle yapılacak düzenlemelerde belirlenecek yönetmeliklerle bunun nelere evrileceğini süreç içinde daha iyi göreceğiz. Bazı yerlerde millî parkların içinde -gittiğiniz zaman görürsünüz- yapılar vardır, bunlar yandaşlara verilmiştir; onlar eliyle ek, ilave yapılar oluşturulur, buraları kimse denetlemez; çoğunda ortaklık payı alanların da olduğu ve kontrol sağlandığında onu yapanların başının ağrıyacağı oluşumlara yol açılmıştır; bu da ülkemizin bir gerçeğidir. "Koruma" dediğimiz olay o işin sorunsuz biçimde varlığıyla sürekliliğini sağlamaktır; bizde öyle olmaz, bizde koruma şudur: Bina yapılır, birileri oradan rant elde eder, kazanç sağlar, kazanç kapısına göz yummayanlar suçludur, göz yumanlar da iyi adam sayılır; böylesi bir oluşumun olduğu yerdeyiz.

Burada, aynı zamanda, torba kanun teklifi olduğu için... Sanırım, bu teklifi veren arkadaşların çoğu hayatlarında ava, avlanmaya gitmemişlerdir ama onunla ilgili düzenlemeleri getirmişler. 2016 yılında, Bakana sorduğumda, ülkemizde 1.687 avcı derneği vardı, 2025 yılında avcı derneği sayısı yine Bakanın verdiği yanıta göre 896'ya düşmüş ama 2016 yılında 227.606 avcı varken 2025 yılında 360 bin adet avcı kayıt belgesi verilmiş. 2016 yılında 1.206 avlak mevcutken 2024 yılı rakamlarına göre 2.234 adet avlak oluşmuş. Yaban hayatı içinde avlanmayla ilgili de bazı düzenlemelerin getirilmesi gerekir. Özellikle orman yangınlarıyla av hayvanlarının yaşam alanlarında önemli değişiklikler oldu. Bunun yanında, şu "av turizmi" diye 40 ülkeden bu ülkeye getirilip para karşılığı bu ülkenin değerlerinin vurulmasının önüne geçilmedi. (CHP sıralarından alkışlar) Anadolu yaban koyunu, yaban keçisi, boynuzlu dağ keçisi, kızıl geyik, Melen yaban keçisi, yaban domuzu, ceylan, karaca, ördek; arkadaşlar, bunları avlamak için gelişmiş tüfeklerle geliyorlar, millî park bölgelerinde para karşılığı, adına da "turizm" konan avlanmaya izin veriyorlar. (CHP sıralarından alkışlar)

NİMET ÖZDEMİR (İstanbul) - Yazıklar olsun!

ÖMER FETHİ GÜRER (Devamla) - Bunlar sayısal olarak giderek yok edilen ve ileriki aşamada da bu ülkede varlığıyla geleceğe miras bırakacağımız hayvanlar.

Diğer taraftan, ülkemizde çok sayıda avcı var. Bu avcıların avlandığı alanlarda da çeşitli nedenlerle av hayvanları azalıyor. Daha önceki süreçte var olan kaz, yaban kazı, yaban ördeği...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖMER FETHİ GÜRER (Devamla) - Bitti mi Başkanım?

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

ÖMER FETHİ GÜRER (Devamla) - Bu anlamda hayvanların varlığında önemli bir değişim oldu. Yalnız şunu söyleyeyim: Bakın, yaban hayvanlarının, örneğin, Niğde ile Bor ilçesi arasında flamingoların yaşadığı bir baraj, Akkaya Barajı var. O barajdaki kirlilik o hayvanların yaşam alanını daraltıyor, canlı yaşamıyor. Su kirliliğini önleyelim, bu hayvanların rastgele vurulmasını önleyelim, avcılıkla ilgili düzenlemeleri doğru yapalım, sistemi doğru oluşturalım.

Bu ülkeyi sevenlerin yapacağı şey, var olan güzellikleri geleceğe doğru taşımaktır. Onlardan birilerine rant sağlayarak hem canlıların hem doğanın hem tabiatın diğer varlıklarının tüketilmesi yerine ülkemizin güzelliklerini sahiplenmek hepimizin ülke borcu olması gerekir diyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)