GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:62
Tarih:18.02.2026

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Erzurum) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, bugün görüşülen kanun teklifi, "Millî Parklar" denilen yasa teklifi aslında maalesef yine bir doğa talanından başka hiçbir şey değil. Anadolu... Düşünün ki insanlık Göbeklitepe'den beri bu coğrafyayı zenginleştirmiş, onlarca medeniyet denizi, dağı, suyu, yeşili ayrı güzel olan bu coğrafyada insanlığa öncülük etmiş, değerler armağan etmiştir. Düşündünüz mü neden onlarca medeniyet burada hayat bulmuş? Şüphesiz bu eşsiz doğa pek çok şeye ilham olmuş, eşsiz bağrından bereket saçmıştır. Ancak maalesef, rant sevdası o insanlığa armağan doğayı katletmekte beis görmemiştir, elimizdeki teklif de maalesef bunlardan bir tanesi. Bu nedenle, bu teklife muhalif olduğumuzu öncelikle ifade etmek istiyorum ama ben ana dille ilgili konuşmak için geldim.

21 Şubat Ana Dili Günü yaklaşıyor ve bu coğrafyanın başka bir zenginliğinden ve yasaklardan söz etmeden, hafızanın nasıl yok sayıldığından söz etmeden geçmek istemedim. Evet, bu açıdan, bu kadim coğrafyada var olan dillerin yaşaması, yaşatılması, önündeki engellerin kaldırılması hayati derecede önemlidir ama maalesef bu zenginlik ve diller sadece söylem düzeyinde kalıyor ve gündelik yaşamda yasaklarla çevreleniyor. İçinde bulunduğumuz barış ve demokratik toplum sürecinde ana dilin önündeki yasakların kaldırılmasının da çok hayati olduğunu ifade etmek istiyorum ve dilin sadece bir iletişim aracı olmadığını, bireyin ve toplumun kimliğini yansıttığını, inşa eden ana unsurlar olduğunu sanırım ifade etmeye gerek yok. UNESCO'nun verilerine göre, Türkiye'de 18 dil yok olma tehlikesiyle karşı karşıya maalesef ve bu 3'ünün de hâlihazırda yok edilmiş olması sadece dilsel bir kayıp değil, insanlık hafızasına aslında indirilen önemli bir darbedir. 36 farklı dilin konuşulduğu topraklarımızda bu dile vurulan her kilit kuşakların kendilerini yansıttığı aynaların kırılması anlamına gelir.

Evet, ne deniyor? Bütünlük. Bütünlük adına ana diline ilişkin her türlü talep reddediliyor, yasaklanıyor ve dilimizin, başta Kürtçe olmak üzere diğer bütün farklı dillerin yok olması tehlikesini hepimiz iliklerimize kadar hissediyoruz. Gerçi özellikle Türkiye'de Türkçeden sonra en çok kullanılan dil Kürtçedir; bunu hepimiz biliyoruz, bu dil büyük bir direnişle, dirayetle bugünlere kadar geldi ve hiçbir güç, hiçbir iktidar, hiçbir devlet dilimizi yok etmeye muktedir değildir ve bundan sonra da dilimizi yaşatacağız ama topyekûn engelleme bütünlük adına yapılıyorsa burada durup düşünmemiz lazım. Ana dilinden koparılan bir halk aslında köklerinden koparılan bir ağaç gibidir ve hedeflenen budur. Bu engelleme, telafisi imkânsız zararlara da sebebiyet oluyor ve toplumsal kırılmalara yol açtığı için barışın zeminini de ciddi bir şekilde sarsmaktadır.

Şimdi, birçok yasal düzenleme var; bunları söyleyeceğim ama ana dil yasağı sadece siyasi bir sorun değildir değerli milletvekilleri, hayati bir meseledir. Hastanede derdini anlatamayan bir yaşlının, bir insanın yanlış tedavi görmesi, mahkemede en iyi bildiği dilde savunma yapamaması sebebiyle hak kaybına uğraması bir yurttaşın ya da vergisini veren herkesin hizmet alamaması birer hak cinayetidir. Anayasa’nın 3'üncü maddesi resmî dili Türkçe olarak söyler; doğru ama bu, kamusal alanda diğer dillerin kullanılmayacağı anlamına gelmez, yasaklamaz. Anayasa’nın 10'uncu maddesi nedir? Eşitlik maddesidir. 12'nci maddesi de temel hak ve hürriyetlerin vazgeçilmezliğidir. Şimdi devletin vergi aldığı herkese eşit hizmet götürme sorumluluğu ve yükümlülüğü bulunmaktadır. Türkiye'de ana dil meselesi maalesef iktidarların elinde konjonktüre göre açılıp kapatılan birer olguya dönüşmüştür, bazı adımlarda yasak savma aracıyla kullanılmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Bitiriyorum.

BAŞKAN - Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Oysa haklar tek bir kişinin ya da merkezin inisiyatifine bırakılamaz.

Şunu söyleyeyim son olarak: Barış, tekçiliğin dayatıldığı, dillerin susturulduğu bir iklimde değil, her sesin kendi özgünlüğüyle kabul edildiği bir ortamda yeşerir. Farklı dillerin bir arada olması Türkiye'yi asla bölmez, aksine Türkiye'yi dünyada eşsiz kılar aslında; birçok ülkede de bu vardır ve barışın şarkıları ana dillerde söylendiğinde Anadolu ve Mezopotamya halkları güçlü bir geleceği birlikte kucaklar. Biz, bu barış ve demokratik toplum sürecinde ana dilinin çok önemli bir yerde durduğunu her yerde ifade ettik ve etmeye devam edeceğiz.

Son olarak, 21 Şubat Uluslararası Ana Dili Günü'nü kutluyorum. (*)"..."