| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 62 |
| Tarih: | 18.02.2026 |
GÜLCAN KIŞ (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yirmi dört yıldır bu ülkeyi yöneten bir AKP iktidarı var; tam yirmi dört yıl, çeyrek asır. Bu süre, bir ülkenin sanayisini ayağa kaldırmaya yeter. Bu süre, bir ülkenin tarımını güçlendirmeye yeter. Bu süre, ülkenin doğasını korumaya, gelecek kuşaklara nefes aldırmaya yeter ama AKP iktidarı olarak siz ne yaptınız? Yirmi dört yılda bu ülkenin satılabilir neyi varsa sattınız. "Zarar ediyor." diyerek önce şeker fabrikalarını sattınız; sonra limanları, enerji santrallerini; dün köprüleri ve otoyolları da satma girişiminde bulundunuz. Tüm bunlar yetmezmiş gibi şimdi de millî parklara göz diktiniz.
Değerli milletvekilleri, önümüzde duran bu kanun teklifi bir teknik düzenleme değildir, bu teklif AKP iktidarının doğaya nasıl baktığının özetidir, bu teklif yirmi dört yıllık iktidarın son satış kataloğudur. Adını açıkça koyalım, bu teklif doğayı korumuyor; bu teklif doğayı işletmeye açıyor.
Değerli milletvekilleri, "millî park" dediğimiz yer neresidir? Bilimsel değeri olan, ekolojik dengesi hassas olan, yapılaşmadan uzak tutulması gereken, avlanmanın, betonun, ticaretin dışına çıkarılmış olan alanlardır ama bakıyoruz, bu kanun teklifinizde yol var, enerji hattı var, petrol ve doğal gaz boru hattı var, atık su hattı var. Üstelik bunlar sadece zorunlu kamu yatırımı için değildir. Bu teklifte hem gerçek kişiler hem de özel şirketler için ayrıcalıklar vardır. Soruyorum: Millî parkları korumak bu mudur?
Değerli milletvekilleri, bakın, bir ülkenin doğa politikasını anlamak için iktidarın söylediklerine değil, kanuna yazdıklarına bakacaksınız. Bu, kanun teklifinde "Planlar hazırlanır veya hazırlattırılır." demişsiniz. Bu ne demek? Koruma planları artık kamu eliyle yapılmak zorunda değildir, koruma planı ihale konusu hâline getirilmektedir. Koruma görevi de piyasa faaliyetlerine dönüştürülmüş durumda. Hâlbuki, Anayasa'mız açıkça "Devlet, tabiat varlıklarını korur." demektedir ama siz her zamanki gibi Anayasa'yı yok sayıp "Koruma planlarını gerekirse özel sektöre hazırlattırırız." diyorsunuz. Bu açıkça anayasal sorumluluktan kaçmaktır, koruma görevini de başkasına devretmektir aynı Kartalkaya'da yaptığınız gibi.
Gelelim bu kanun teklifinin en tehlikeli maddelerinden birine; kaçak yapılar. Mevcut kanunda "Kaçak yapı varsa mahkeme kararıyla yıkılır." deniliyor. Şimdi siz bu kanunla mahkeme kararını ortadan kaldırıyorsunuz; yetmiyor, bir de diyorsunuz ki: "Genel müdürlük isterse değerlendirir." yani siz Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğüne adli bir merci gibi mahkeme yetkilerini veriyorsunuz. Müdürlük bu değerlendirme yetkisiyle kaçak yapıları görmezden gelir, kaçak yapıların kullanılmasına göz yumar, kaçak yapıların özel işletmeye devredilmesine ses çıkarmaz. Yani bu teklif şunu söylüyor: "Kaçak yapı yap, yakalanırsan belki yıkmayız." diyor. İşte, hukuk devletinin çöküşü tam olarak budur. İşte, kaçak yapı düzeni tam da böyle kurulur.
Değerli milletvekilleri, bir başka mesele de döner sermaye. Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğüne döner sermayeli işletmeler kurma yetkisi veriyorsunuz üstelik denetimi de yönetmeliklere bırakıyorsunuz. Neden? Çünkü kanun Meclisin denetimine tabidir ama yönetmelik tek imzayla değiştirilebilir. Bu Meclisi devre dışı bırakma alışkanlığınızı biz çok iyi biliyoruz. Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle de her şeyi tek bir elden yönetiyorsunuz.
Değerli milletvekilleri, AKP'nin doğa konusunda sicili epey bir kabarık; Kaz Dağları, Akbelen, Atatürk Orman Çiftliği ve son kıyı katliamlarına hep beraber şahit olduk kimse masal anlatmasın bize. Bugün burada çıkıp "Millî parkları koruyacağız." diyorsunuz ya yirmi dört yılın pratiği ortadayken kimseyi buna ikna edemezsiniz çünkü siz, zeytinlikleri maden sahasına açtınız, meraları yapılaşmaya açtınız, kaynak sularını da şirketlere devrettiniz, şimdi de millî parkları uzun süreli işletme hakkıyla özel sektöre açıyorsunuz, kırk dokuz yıllığına, yetmezse doksan dokuz yıllığına, neredeyse mülkiyet hakkı veriyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edin.
GÜLCAN KIŞ (Devamla) - Teşekkür ederim.
Ama şunu bilin ki millî parklarımız, ormanlarımız, ülkemizin kaynak suları, toprağı, havası sizin babanızın malı değildir. (CHP sıralarından alkışlar) Bu değerler milletimizindir, çocuklarımızındır, torunlarımızındır, gelecek nesillerindir. Bu da böyle bilinsin.
Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak şunu söylüyoruz: Doğa bir gelir kalemi değildir, millî park da bir işletme değildir. Tüm bu sebeplerle bu kanun teklifi geri çekilmelidir diyoruz. Değerli milletvekilleri, bu vebalin altına girmeyin diyoruz, bu yanlıştan bugün dönelim diyoruz.
Bu vesileyle de Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP, DEM PARTİ, İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)