| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 63 |
| Tarih: | 24.02.2026 |
İYİ PARTİ GRUBU ADINA HAKAN ŞEREF OLGUN (Afyonkarahisar) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; IŞİD yargılamalarına ilişkin olarak Türkiye'de cezasızlık pratiği bulunduğu ve etkin bir mücadele yürütülmediği iddia edilmektedir. Her şeyden önce şunu açıkça ifade etmek gerekir ki Türkiye Cumhuriyeti devleti IŞİD başta olmak üzere tüm terör örgütleriyle mücadele eden bir ülkedir. Binlerce yabancı teröristi sınır dışı etmiş, yüzlerce operasyon gerçekleştirmiş ve çok sayıda örgüt mensubunu yargı önüne çıkarmıştır. Terörle mücadele konusunda samimiyet testi yapılacaksa bu test seçici bir bakışla yapılamaz. IŞİD'e karşı hassasiyet gösterilirken Suriye'nin kuzeyinde faaliyet gösteren ve PKK'nın uzantısı olduğu uluslararası raporlara da yansıyan YPG yapılanmasına karşı aynı netlik gösterilmezse burada ciddi bir çifte standart vardır. "YPG/DSG" adı altında faaliyet gösteren yapı Türkiye açısından açık bir ulusal güvenlik tehdididir.
BURCUGÜL ÇUBUK (İzmir) - Yalova'da IŞİD'i öldüren polisi de anlat!
HAKAN ŞEREF OLGUN (Devamla) - Bu yapıyla organik bağı bulunan PKK kırk yılı aşkın süredir ülkemize ağır bedeller ödetmiştir. Dolayısıyla Türkiye'nin sınır güvenliğini sağlamak amacıyla yürüttüğü tüm operasyonlar kime karşı yapılırsa yapılsın meşrudur.
Terörle mücadele ideolojik tercihlere göre parçalara ayrılarak yürütülemez. İnsan hakları elbette evrenseldir ancak insan haklarını savunurken Türkiye'nin güvenlik hakkı da yok sayılamaz. Bizim yaklaşımımız nettir: Terörün her türlüsüne karşıyız, IŞİD'e de karşıyız, PKK'ya da karşıyız, YPG'ye de karşıyız. Türkiye Cumhuriyeti devletinin terörle mücadelesi bir tercih değil, iktidarda kim olursa olsun anayasal bir zorunluluktur.
Yine, bu mücadele yapılırken söz konusu bölge ülkelerinde yargılanan ve tutuklu bulunan Türk vatandaşlarımızın durumu konusunda da hassasiyet gösterilmelidir. Bu vesileyle, daha önce dile getirdiğim bir durumu bu kürsüden bir kere daha sorma ihtiyacı hissediyorum: On dokuz aydır Irak'ta taksirli bir suçtan tutuklu bulunan Türk vatandaşı Süleyman Sürmeli, Irak mahkemesince 31 Aralık 2024'te iadesine hükmedilmesine ve ülkeye dönmesi yönünde rızasını açıklamasına rağmen dosyası hâlâ Irak Dışişleri Bakanlığında tutuluyor. Türkiye'ye iade edilse mevzuat gereği geldiği gün tahliye olacak bir Türk vatandaşı başka bir ülkenin nezarethanesinde rehin gibi tutulurken Türkiye Cumhuriyeti ne yapıyor? O zaman da sormuştuk, Süleyman Sürmeli neden tutuluyor? Türkiye kimden çekiniyor? Yoksa Irak'ın Türk vatandaşlarını IŞİD iddiaları üzerinden siyasi pazarlık aracı yaptığı iddiaları doğru mu?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Lütfen tamamlayın.
HAKAN ŞEREF OLGUN (Devamla) - "Türkiye, IŞİD suçlularını iade etmediği için Irak da Süleyman'ı rehin durumda bekletiyor, iade etmiyor." şeklinde gayriresmî verilen bilgiler gerçek mi?
Değerli milletvekilleri, terörle mücadelede çifte standart olmaz. Devlet ciddiyeti hem güvenliği sağlamak hem de vatandaşın hukukunu korumakla ölçülür. Biz ne teröre göz yumarız ne de bir Türk vatandaşının başka bir ülkede hukuki belirsizlik içinde tutulmasına sessiz kalırız.
Bu soruların cevabı verilmeden, bu çelişkiler giderilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyor. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)