GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:63
Tarih:24.02.2026

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

230 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin 6'ncı maddesi üzerine söz aldım. Ben de İdris Şahin'e buradan teşekkür ediyorum. Hep aynı türküleri söyledik "Cerattepe geçilmez, Artvin halkı yenilmez." diye. Bu türküleri sonsuza kadar söyleyeceğiz. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, şimdi, ben de Anayasa'yla geldim. Anayasa’nın 169'uncu maddesinde gayet açık, genelde irticalen yaparım konuşmaları ama bu çok önemli maddelerden bir tanesi yani bu kanunun mihenk taşlarından bir tanesi 169'uncu madde. Bize şunu öğretirlerdi, ben uzun dönem uygulamada kaldım: "Efendim, kanun koyucu böyle takdir etmiş." "Kanun koyucu şöyle yapmış." Ben kanun koyucuyu çok umumi bir şey zannederdim. Çok özür dilerim, o kelimeyi kullanmayacağım; Atatürk'ün Meclisidir, o kelimeyi kullanmayacağım; kanun koyucu başka bir şeymiş, bu kadar kibar diyeyim, Murat Emir'in kulağına söyleyeceğim ne demek istediğimi.

Değerli arkadaşlarım, 169'uncu madde diyor ki: "Ormanlar devredilemez. Mülkiyete konu olarak herhangi bir kişiye verilemez, buna ilişkin işletme yapılamaz. Müruruzamanla, zaman aşımıyla yani kazandırıcı zaman aşımıyla yirmi yıl fasılasız, nizasız kullanıp da mülkiyet hakkı üzerinde iddia edilemez. Kamu yararı dışında irtifak hakkı kurulamaz." Bunu kim diyor? Anayasa’nın 169'uncu maddesi.

İlginç bir hüküm var, öyle bir olay var ki Türkiye Büyük Millet Meclisi af yetkisini kullanmış olsa dahi genel veya özel afta ormanları yakanlara ilişkin anayasal hüküm var, diyorlar ki: "Bundan yararlanamaz." Müthiş bir zırh var. Türkiye'nin bütün kilometrekaresinin yüzde 30'u ormanlar değerli arkadaşlarım. Anayasa’nın bu ilgili maddesi hem ormanları koruyor hem de orman köylüsüne ilişkin bir zırh ortaya koyuyor.

Bakın, 1980'li yıllarda Türkiye'nin nüfusu 44 milyondu, 12 milyon orman köylüsü vardı. Şimdi, geldiğimiz noktada 86 milyonluk nüfusa ulaştık 7,5 milyon orman köylüsü var. Ormana tüccarı soktuk, orman köylüsünü kenara attık değerli arkadaşlarım. Hatırlar mısınız "ORÜS" diye bir kurum vardı Sayın Ömer Fethi Gürer bunu en iyi o bilir. ORÜS nereye gitti? El Fatiha! ORKÖY nereye gitti değerli arkadaşlarım, ORKÖY nereye gitti? ORKÖY de ortadan kalktı. Bu kurumları birer birer ortadan kaldırdık. Şimdi, yasal düzenleme getiriyorsunuz, diyorsunuz ki "Efendim, 6'ncı maddede bir değişiklik yapalım." 6'ncı maddede özellikle tabiatı koruma alanları, millî parklar, tabiat parklarına ilişkin olarak özel şirketlere işletmeyle alakalı bir yetki vermek istiyorsunuz.

Ya, biz mi başka fakülteleri okuduk değerli arkadaşlarım? Bize mi başka fakültelerde bunu öğrettiler? Kanunların Anayasa'ya uygunluğunun yargısal denetimini yapan bir kurum var: Anayasa Mahkemesi. Muhtemelen oylarınızla bu kanun teklifi kabul edilecek. Anayasa'da bu amir hükmün açıklığına rağmen, 169'uncu maddenin varlığına rağmen ya öyle bir düzenleme getiriyorsunuz ki tekrar tekrar okuyorum, ya böyle bir şey olabilir mi arkadaşlar? Hangi ulvi nedendir, hangi muhik sebeptir, hangi akli nedendir? Kalkıyorsunuz da parklara ilişkin özel işletmelere yetki veriyorsunuz; bir, bu.

İki: Başka bir şey daha yapıyorsunuz. Burada eski düzenlemede yetki kimde? Tarım Orman Bakanlığında. Yahu, hangi akıllı Tarım ve Orman Bakanlığından bu yetkiyi alıyor da -biraz önce sevgili İdris Şahin de çok güzel ifade etti- Millî Parklar Genel Müdürlüğüne veriyor bu yetkiyi? Hangi muhik sebeptir, hangi kamu yararıdır? Özel adrese teslim bir problem mi vardır bu kanunla alakalı 6'ncı maddede? Bize mi yanlış öğrettiler? Hukuk fakültelerine başladığımız birinci sınıfta bize şunu öğrettiler, dediler ki: "Kanunlar Anayasa'ya aykırı olamaz." Muhtemelen bu, anayasal yargısal bir denetimden geçecektir. Ben, sizin ne yaptığınıza ilişkin kehanette bulunmuyorum. Bunu, biraz sonra oylarınızla kabul edeceksiniz. Anayasa Mahkemesinin ne yapacağını merak ediyorum Sayın Murat Emir, Değerli Grup Başkan Vekilim; Anayasa Mahkemesi ne yapacak bu konuda? Burada Anayasa Mahkemesinin 1 üyesi bile açılacak muhtemel bir iptal davasında eğer "kabul" oyu veriyorsa buradan diyorum: Yazıklar olsun ona ya! (CHP sıralarından alkışlar) Bu, başka bir okul mu okumuştur değerli arkadaşlar, başka bir okulu mu?

AK PARTİ milletvekilleri, değerli arkadaşlarım; içinizde çok kıymetli arkadaşlarım var, şunu bir okuyun, bir de Anayasa 169'u okuyun; bu bürokratlar hiç mi hukuk fakültelerini bitirmediler ya? Böyle bir düzenlemeyi buraya nasıl getirirler ya? Özel şirketlere bu yetkiyi veren; tabiat parklarına, millî parklara ilişkin olarak bu yetkiyi veren bir düzenlemeyi bu Meclise nasıl getirirsiniz arkadaşlar? Buraya, bakın, birçok düzenlemeler geldi, eksiklikler oldu, yanlışlar oldu, buna ilişkin direnç gösterdik, ihtirazi kayıtlarımızı düştük ama bu derecede "Kral çıplak." diyen, Anayasa'ya aykırı bir düzenlemeye ilişkin böyle örnekleri çok görmedik. En çarpıcı örneklerden bir tanesidir arkadaşlar. 169'un varlığına rağmen, 169'daki amir hükme rağmen; kamu ormanlarının mülkiyetinin devredilemeyeceği, zaman aşımına ilişkin olaylar, irtifak haklarındaki kamu yararı varlığına rağmen siz millî parklarda, tabiat parklarında mülkiyet hakkına ilişkin, özel şirketlere ilişkin bir düzenleme yapıyorsanız hukuk adıyla bu bir cinayettir; bu cinayete sessiz kalmayacağız değerli arkadaşlarım. Onun için, bu yanlıştan vazgeçin diyorum.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)