GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:63
Tarih:24.02.2026

MEHMET KARAMAN (Samsun) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; teklifin 7'nci maddesiyle Kanun'un 15'inci maddesi değiştirilmekte, korunan alanlarda kanuna aykırı yapı ve tesislerin Millî Parklar Genel Müdürlüğü tarafından hiçbir karar alınmasına gerek kalmaksızın derhâl yıkılabilmesine imkân tanınmaktadır. Biz doğaya düşman olanın düşmanıyız çünkü yeryüzü Rabb'imizin bize bir emanetidir. Biz medeniyetimizi bu umde üstüne tesis eden bir medeniyetin evlatlarıyız ancak aynı zamanda, biz devletin dininin adalet olduğuna da inanırız. İşte, bu yüzden bir emaneti korurken diğerini yıkamayız. "Doğayı koruyorum." diyerek hukuku zedelemek, adaleti aşındırmak, devletin temel ilkelerini zayıflatmak asla kabul edilemez çünkü doğayı korumak ile hukuku korumak rant sahipleri istemedikçe çatışmaz.

Anayasa'mızın 56'ncı maddesi çevrenin korunmasını devlete bir görev olarak yüklemiştir. Elbette kaçak yapılaşmaya karşı caydırıcı tedbirler alınmalıdır ve aynı Anayasa'mızın 2'nci maddesi Türkiye Cumhuriyeti'ni bir hukuk devleti olarak tanımlar. O hâlde soruyorum: Hukuk devleti ne demektir? Keyfîliğin olmadığı, idarenin sınırsız değil kurallara bağlı hareket ettiği devlet demektir ama gelin görün ki bu düzenlemeyle Genel Müdürlüğe hiçbir karar alınmasına lüzum kalmaksızın derhâl yıkım yetkisi verilmektedir. İşte, sorun da tam burada başlamaktadır. Ayrı bir idari karar olmaksızın, gerekçeli bir işlem tesis edilmeksizin savunma hakkı tanımadan yapılacak bir yıkım hukuk devleti ilkesini zedeler. Danıştay ve Anayasa Mahkemesi kararlarında istikrarlı şekilde görürüz ki telafisi güç ve imkânsız zararlar devlete karşı vatandaşı koruyan ve gücünü frenleyen en temel gerekçedir. "Doğayı koruyalım." derken hukuku yıkamazsınız. Anayasa’nın 35'inci maddesi mülkiyet hakkını güvence altına almıştır. Evet, bu hak kamu yararı amacıyla sınırlanabilir ancak sınırlama ölçülü, gerekli ve orantılı olmalıdır. Yıkım, idarenin uygulayabileceği en ağır yaptırımlardan biridir. Üstelik teklif inşa aşamasında olanlar da dâhil olmak üzere tüm yapıların derhâl yıkılabileceğini öngörmektedir. Henüz tamamlanmamış, belki hakkında hukuki süreç devam eden, belki de hatalı bir tespitle kaçak sayılan bir yapının yargı denetimi gerçekleşmeden ortadan kaldırılması telafisi imkânsız sonuçlar doğurur. Adalet aceleyle değil usulle tecelli eder.

Anayasa'mızın 125'inci maddesi açıktır: "İdarenin her türlü işlem ve eylemi yargı denetimine tabidir." Ancak bu düzenlemeyle yıkım eylemi ayrı bir karar tesis edilmeden ve ilgililere ilgili başvuru imkânı tanınmadan icra edilmektedir. Bu durumda iptal davası açma hukuki hakkı fiilen anlamsız hâle gelebilir çünkü dava sonuçlanıncaya kadar yapı çoktan ortadan kalkmış olacaktır. Oysa Anayasa'mızın kararlarında da vurgulandığı üzere, yıkım kararı temel haklara doğrudan müdahaledir ve etkili başvuru hakkı anayasal bir zorunluluktur. Eğer idare hem karar alacak hem uygulayacak hem de yargı sürecini fiilen etkisiz hâle getirecek bir konuma gelirse burada denge bozulur ve nihayetinde iktidar tiranlaşır. Hukuk devleti, idarenin denetlenebilir olduğu devlettir ancak günden güne bu denetim sizin ellerinizle yok edilmektedir. Yapmayın, adaleti yıkmayın çünkü adalet sizden sonra en çok size lazım olacak.

Kaçak yapılaşmayı önlemek meşru bir amaçtır ancak her meşru amaç her aracı meşru kılmaz. Elverişlilik, gereklilik ve orantılılık testlerini yapmadan doğrudan ve otomatik bir yıkım mekanizması kurmak ölçülülük ilkesini zedeler. Önce tespit, ardından gerekçeli karar, tebliğ, makul süre tanıma imkânı gibi usuller, güvenceler tanınarak caydırıcılık sağlanabilir. Devlet adaletle güçlüdür, aceleyle değil hakkaniyetle hareket eden bir idare milletin güvenini kazanır. Bizim medeniyetimiz... Zulüm sadece bireye karşı değil hukuka karşı da olur. Usulsüz bir müdahale haklı bir amacın bile meşruiyetini gölgeler. Doğa da bizimdir, hukuk da bizimdir, korunan alanlar milletin ortak değeridir. Devletin yetkisi artarken vatandaşın güvencesi azalırsa adalet terazisi şaşar; işte böyle oluyor. Biz kaçak yapılaşmaya da karşıyız, doğanın talan edilmesine de karşıyız. Doğayı koruyalım ama hukuku aşındırmadan, caydırıcılığı sağlayalım ama adaleti zedelemeden, devlet güçlü olsun ama güç mutlaka hakka ve hukuka bağlı olsun. Bizler hak, hukuk ve adalet çizgisinde siyaset yapmaya devam edeceğiz çünkü inanıyoruz ki adalet mülkün temelidir.

Teşekkür ediyorum. (YENİ YOL, CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)