GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:63
Tarih:24.02.2026

BURHANETTİN KOCAMAZ (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 230 sıra sayılı Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 7'nci maddesi üzerinde İYİ Parti Grubumuz adına söz aldım. Yüce Meclisi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, teklifin 7'nci maddesiyle, korunan alanlardaki hukuka aykırı yapı ve tesislere herhangi bir mahkeme kararına lüzum görülmeksizin Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğü tarafından doğrudan el konulması ve bu yapı ve tesislerin yıkılması öngörülmektedir. Anayasal bir hukuk devleti olmanın temel ilkesi, idarenin tüm eylem ve işlemlerinin keyfîlikten uzak, Anayasa'ya ve kanunlara bağlı ve en önemlisi, bağımsız bir yargı denetimine tabi olmasıdır. Yıkım işlemi, sonuçları itibarıyla telafisi imkânsız bir nitelik taşımakta ve Anayasa'yla korunan mülkiyet hakkına yönelik en ağır müdahalelerden birini oluşturmaktadır. Böylesine geri dönülemez ve ağır sonuç doğuran idari bir işlemin potansiyel hatalara, eksik değerlendirmelere veya orantısız güç kullanımına karşı denetimsiz bırakılması mülkiyet hakkının özünü zedeleyecektir. Kaçak yapılaşmayla mücadelenin etkinliği anayasal güvencelerin ve temel hakların feda edilmesiyle sağlanamaz. İdarenin keyfî kararlarına karşı vatandaşları tamamen savunmasız bırakacak bu yaklaşım hukuk güvenliği ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Bu bariz Anayasa'ya aykırılık riskini bir nebze olsun azaltmak amacıyla yıkım kararına karşı ilgiliye en azından idari bir itiraz yolu tanınması ve bu sürecin işletilmesi yönünde tarafımızca Komisyona bir önerge sunulmuştur. Önergemizdeki amaç, hızlı ve etkin mücadele zorunluluğu ile bireyin temel haklarının korunması arasındaki hassas dengede mülkiyet hakkı lehine asgari bir güvence mekanizması oluşturarak hukuk devleti ilkesini pekiştirmekti. Önergemizde anayasal dengeyi koruma açısından mülkiyet sahibine otuz günlük itiraz hakkı ve idareye de bu itiraza otuz gün içinde değerlendirme görevi verilmiştir ancak bu yapıcı teklifimizin dahi dikkate alınmaması ve reddedilmesi inatla düzenlemedeki denetimsiz ve keyfîliğe açık bir yapının korunmak istendiğini göstermektedir. Bu sebeplerle anayasal temel ilkelere açıkça aykırı olan ve vatandaşları idarenin tek taraflı ve geri dönülmez işlemleri karşısında korumasız bırakan bu maddeye mevcut hâliyle karşı çıkıyoruz.

Değerli milletvekilleri, konuşmamın bu bölümünde tarım arazileri sular altında kalan üreticilerimizin yaşadıkları sorunlara kısaca değinmek istiyorum. Aşırı yağışlar nedeniyle Türkiye'nin birçok bölgesinde olduğu gibi Adana Seyhan Barajı ve Tarsus Berdan Barajı'nda su seviyeleri yükselmiş, DSİ tarafından baraj kapaklarının açılmasıyla birlikte Adana ve Tarsus Ovası'nda binlerce hektarlık tarım arazileri sular altında kalmıştır. Buradan bir kez daha Adanalı ve Mersinli üreticilerimize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyorum. Yaşanan bu olayda bahçeler, seralar ve ekili alanlar büyük zarar görmüş, üreticilerimizin onca emekleri, masrafları ve umutları boşa çıkmıştır. Yaşanan bu durumun tek sorumlusu DSİ ve yirmi dört yıllık bu iktidarın hâlâ yaşadığı acemilikler ve yanlış yönetim anlayışıdır. Yıllardır söyleye söyleye dilimizde tüy bitti. Berdan Çayı bir türlü ıslah edilmemiş, hazırlanan projeler iktidar tarafından bugüne kadar uygulanmamış, sonrasında ise ortaya ne yazık ki defalarca bu acı tablolar çıkmıştır.

Buradan iktidara sesleniyorum: Sizin eseriniz olan Mersin ve Adana'daki bu acı tabloyu bir an önce ortadan kaldırın ve üreticilerimizin zararlarını karşılayın diyor, yüce Meclisi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)