GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:64
Tarih:25.02.2026

ÖZGÜL SAKİ (İstanbul) - Teşekkürler.

Değerli milletvekilleri, "İstanbul'un sorunları" başlığı altında konuşuyorum ama aslında İstanbul gibi dünyanın en güzel şehirlerinden birinin sorunlarla dile getirilmesi, ne yazık ki içimizi acıtmasına rağmen durum bu. Ama her şeye rağmen, İstanbul sermayenin, iktidarın bütün saldırılarına rağmen, güzelliğini korumaya devam ediyor. Ormanlar katledilse bile yeşiliyle direniyor. Kıyıları ranta açılsa bile nefes almaya devam ediyor. İstanbul tam anlamıyla bir emek ve hafıza kenti. Bu şehir işçilerin, kadınların, gençlerin, emeklilerin, Anadolu'nun dört bir yanından gelenlerin ve bugün savaş ve yoksulluktan kaçıp İstanbul'da yaşamaya çalışan göçmenlerin ortak hayat mücadelesinin alanı aynı zamanda. İstanbul'u İstanbul yapan da tam da bu çoğunluk ve tam da bu çeşitlilik ama ne oluyor? Aslında uzun süredir AKP'nin İstanbul üzerinde yürüttüğü rant politikaları nedeniyle bu güzelliği, bu direnci tehdit altında, çok büyük sorunlarla yüz yüze. Beklenen büyük İstanbul depremi nedeniyle aslında binaların güvenli hâle getirilmesi lazım ama kentsel dönüşüm projeleri adı altında ne yazık ki rant projeleri içinde deprem her zaman olduğu gibi fırsata çevriliyor iktidar tarafından.

Susuzluk sorunu var. Susuzluk sorunu varken Kanal İstanbul'la İstanbul'un su kaynakları, barajlar yok ediliyor. Yeşil alanlar azalmış vaziyette ve 2012'de rezerv alan ilan edilen Kanal İstanbul'un çevresi birçok sermaye grubuna rant olarak ne yazık ki peşkeş çekiliyor. Peki, burada İstanbul'un sorunlarını konuşurken, yerel sorunları konuşurken burada yerel yönetim inisiyatifli mi? Hayır değil. Neden değil? İstanbul'un bütün yönetim mekanizması yeni değişiklikle birlikte -İstanbul'un yüzde 60'ı- iktidarın bakanlıklarının eliyle yönetiliyor. Dolayısıyla, yerel iktidarın, yerel yönetimin tüm etki alanları adım adım ortadan kaldırılıyor.

İstanbul'da başlıkları sayabileceğimiz yoksulluk, emekçilerin İstanbul'da yaşayamaz hâle gelmesi meselesinin düğümlendiği noktalardan bir tanesi kira meselesi. Bakın İstanbul dünyanın en yüksek kiraya sahip olan kentlerinden bir tanesi. Olgular çok açık, net. Deutsche Bank'ın 22 Temmuz 2025 tarihli araştırmasına göre İstanbul'da kiraya harcanan maaş oranı yüzde 101,52. Yani kiraya yetmiyor maaşlar ve dahası Türkiye'de kiralar yılda 63,6 artıyor, bu AB ortalamasının 20 katı, 20 katı şekilde kiralar artırılmış vaziyette ve bu kira artışı İstanbul'a gelindiğinde çok daha katmerleniyor. Bakın Kadıköy'de 65 bin-68 bin bandında kira, Sarıyer'de 60 bin, görece ucuz denilen Küçükçekmece'de 29 bin, Gaziosmanpaşa'da 26 bin, Esenyurt'ta 20 bin yani İstanbul'da artık ucuz semt yok. Asgari ücretin 28.075 TL olduğunu düşündüğümüzde ve İstanbul'da yaşayanların büyük bir çoğunluğunun asgari ücret bile alamadığını düşündüğümüzde bu kiraların artışı İstanbullular için yaşamı gerçekten boğucu bir hâle getiriyor. Burada en çok etkilenen göçmenler, kadınlar, LGBTİ+'lar barınamıyor İstanbul'da. Öğrencilerin zaten yurt ücretleri de o kadar artırıldı ki kamusal yurtlarda, zaten yetersiz, öğrenciler asla barınamıyorlar.

Şimdi bu kira meselesine bir çözüm bulmak gerekir değil mi? Ama çözüm bulmak istenmiyor. Neden? Çünkü konut bir barınma ihtiyacı değil bir yatırım aracı olarak, iktidar tarafından da bir rant projesi olarak çevrelendiği için zaten bu kiraların düşmesini istemiyorlar ve bugün kiracı-ev sahibi anlaşmazlıkları nedeniyle inanılmaz davalar var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

ÖZGÜL SAKİ (Devamla) - Teşekkür ederim.

Çok yakın tarihte gördük ki bu kiracı-ev sahibi anlaşmazlıkları ölümle bitebiliyor, ölümle sonuçlanabiliyor. Oysa çok basit öneriler var; mahalle bazında kooperatifler oluşturulabilir, kiranın üst bandı asgari ücrete göre endekslenebilir ve biz diyoruz ki DEM Parti olarak: "Bu konut sorunu aslında çok rahatlıkla çözülebilir. Savaş politikalarından vazgeçin, bölgesel eşitsizliklerden vazgeçin, ayrıca barınmayı tüm İstanbullular için en temel hak olarak gören çeşitli projeler yapılabilir." Denecek ki: "TOKİ'yle yapıyoruz." Bakın, TOKİ'yle borçlandırarak yapıyorsunuz ve ranta açacağınız merkezlerden İstanbulluları çepere sürüyorsunuz ve hiçbir altyapının olmadığı TOKİ konutlarında yıllarca para ödeyerek mahkûm ediyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜL SAKİ (Devamla) - Dolayısıyla İstanbul'da yaşayanlar olarak diyoruz ki: "İstanbul'un güzelliklerinden herkesin pay alabileceği bir kentsel yaşam mümkün." Yeter ki TMMOB'e kulak verin, yeter ki İstanbullulara kulak verin.

Teşekkür ederim. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)