| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 64 |
| Tarih: | 25.02.2026 |
NECMETTİN ÇALIŞKAN (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Parklar Kanunu'nu görüşmeye devam ediyoruz.
Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum, aslında bu Meclise gelen hemen bütün kanunlarda ısrarla ücret, bedel, para cezası tanımları üst üste geliyor. Meclisin mehabetini düşündüğümüzde, her yasanın böyle para odaklı olması gerçekten düşündürücü.
Bugün emekli büyüklerimiz artış beklerken biz parklarla uğraşıyoruz ve ne yazık ki bu yasa da bugüne kadar şahit olduğumuz pek çok yasa gibi üç ortak özelliğe sahip; birincisi, yetki devri, bütün yetkileri alıp bir şahsa devretme. İkincisi, vatandaşa ceza. Üçüncüsü ise kurumu her türlü denetim dışına çıkarmak. Yasada başka bir şey yok. Burada içeriğini teknik olarak tartışacak değiliz; yapı verme izni, alma, satma, ihale yapma, şirket açma; maalesef devlet, devlet olmaktan çıkmış ve tabii, burada başka bir problem daha var: AK PARTİ iktidarları döneminde bütün meslekler itibar kaybetti; hâkimi, savcısı, polisi, iş insanı, herkes itibar kaybetti, sonra Meclis itibar kaybetti, şimdi de bakanlıklar itibar kaybediyor.
Arkadaşlar, bu yasanın özü aslında 2 madde, 27 ve 28'inci madde; 29, 30 yürürlük. 27'nci madde ne diyor, biliyor musunuz? Kanundaki "Bakanlık" ismi silinir yerine "Genel Müdürlük" yazılır. Aslında boşuna uzattınız, boşuna biz bu kadar günlerce bütün maddeleri konuşuyoruz, tam olarak söylenmek istenilen şey: Bakan gitti, yerine park müdürü geldi. "Kukla" tabirini kullanmak istemiyorum ama birisi gelecek oraya.
Ha, 28'inci madde de şu: "Kurumun yöneticilerinin özlük haklarının muadilleriyle aynı olması. Elhak, hakkınız bunu yapmak ama dürüst ve şeffaf davranıp bu maddeyi biraz öncelere koysaydınız daha iyi olurdu; belli ki bunu birileri görmesin, arada kaynayıp gitsin diye en sona konmuş. Bu da etik açıdan başka bir ihlal.
Evet, şimdi, bu geldiğimiz yasada ne yazık ki içeriğe dair bir tartışma durumumuz yok. Elbette bazıları gerçekten ihtiyaç olan şeyler, biz işin içeriğinden daha ziyade ruhuna karşıyız, ruhu bozuk çünkü denetim, kontrol hiçbir şey olmayacak. Bir özel şirket olsa özel şirket bile denetlenir, burada özel şirketten daha acayip bir durum ortaya çıkıyor. İşte, onun için de kanunun tamamı muğlak ifadelerle dolu, yeni rant alanları oluşturuyor. OHAL bölgesi eskiden terör kapsamında olan yerlere ilan edilirdi, şimdi parklarla anılan her yer OHAL bölgesi ilan edildi ve milletimiz bugün bizden müjde beklerken bilesiniz ki aziz milletimiz, bu yasa size yeni yeni cezalar yükleyen yasa. Nerede, nasıl, kaç kat ceza yazarız, o kanunun içerisine mündemiç edilmiş ve başka bir üzüntü verici taraf şu: Aslında siyaset kurumu siyasetle muhatap olur. İktidar mensubu arkadaşlar kanuna ilgi duymadığından âdeta bürokratlar tokadı yiyor. Bizim muhatabımız elbette ki onlar değil. Eminim ki çok iyi niyetlerle işlerini yürüten, sürdüren kimseler var. Az önce gördünüz, dört kişiyle oylama yapıldı, Başkan da inisiyatif kullandı, bir şekilde geçti. Onun için de eğer bu Meclisi çalıştıracaksak gerçekten çalışacaksa bu milletin hukukunu koruyacak çalışma yapmak durumundayız. Burada laf olsun torba dolsun diye gündemi tamamlamak üzere geliyorsak zaten bunları konuşmaya gerek yok. Evet, bu kanun kötü bir kanun, kısmen iyi yönleri var ama bu kanun yetkiyi ortadan kaldıran, insanların suistimaline, yolsuzluğuna zemin açacak bir kanun. Kanun çıkarılırken "Sadece ben görevde olduğum sürece, benim atadığım adam olduğu sürece yapıyorum." derseniz, kanuna süre koyun. "Bu kanun iki yıl geçerli, sonrasında olmaz." deyin ama bu kanun, bu ülkeyi, bu milleti, bu insanları düşünerek çıkarılmış bir kanun değil. Bu kanun, birilerine hazırlanmış işleri rutin hâle getirmek, kolay lokma hâline getirmek için günübirlik, kısır döngüyle hazırlanmış bir kanun. Bu açıdan ret veriyoruz bu kanuna. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)