| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 64 |
| Tarih: | 25.02.2026 |
SEVDA ERDAN KILIÇ (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu tip kanunlarda kürsüden benzer sesler dinliyorsunuz ve doğanın yeşili ile doların yeşil arasında bir seçim yapmak zorundasınız sonunda. Siz her defasında tercihinizi dolardan, borsadan, ranttan yana kullanıyorsunuz ve biz her zaman köylünün çığlığı olurken siz vahşi kapitalizmin noteri olmaya devam ediyorsunuz. Biz "orman" diyoruz, siz "maden" diyorsunuz; biz "gelecek" diyoruz, siz "günübirlik politikalar ve günübirlik kâr" diyorsunuz. Siz her seferinde madenleri savunurken biz her seferinde ormanlarımızı, nehirlerimizi, tarım alanlarımızı savunuyoruz, çiftçilerimizi savunuyoruz; siz her seferinde günübirlik politikaları savunurken biz ülkemizin ve çocuklarımızın geleceğini savunduk ve Cumhuriyet Halk Partisi olarak savunmaya da devam edeceğiz. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
Bu teklifle Millî Parkların içinden artık yol da geçecek enerji hattı da boru hattı da yani "koruma alanı" dediğimiz yerler fiilen geçiş güzergâhına açılmış olacak. Bir kez hat açıldıktan sonra sadece toprağı yarmış olmayacaksınız, koruma ilkesini de tamamen delmiş olacaksınız.
Teklifin bu maddesinde kanuna tabi alanlara giriş ücreti ödemediği tespit edilenlere uygulanacak olan 10 katı idari para cezası oranı Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından HGS geçişlerine uygulanan ceza oranına benzer şekilde 4 katı olarak düşürülüyor yani HGS mantığıyla millî parklar yönetilecek bundan sonra. Otoyol gişesi ile tabiat koruma alanını aynı kefeye koyuyorsunuz bu yasayla. Bu, koruma politikası değil tamamen bir zarar tarifesidir. Bir yandan "Doğayı koruyoruz." diyorsunuz, öbür yandan doğaya zarar vermenin maliyetini de aslında ucuzlatmış oluyorsunuz. Bunun adı reform değil indirimli tahribattır. Şimdi soruyorum: Doğa için de ceza kampanyası mı başlatacaksınız? Millî parkı koruma alanı olmaktan çıkarıp bedeli ödenince ihlal edilebilen ticari bir sahaya mı çevireceksiniz? Biz bu anlayışı asla kabul etmiyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)
Bakın, cumhuriyet tarihinden AK PARTİ iktidarına kadar geçen sürede yani yetmiş dokuz yılda maden ruhsatı sayısı 1.186 fakat bugün bu rakam 400 binleri aşmış yani sadece 2026 hedefi bile 1.850 yeni ruhsat; bir yılda verilecek. Bu ne demek? Son yirmi dört yılda ülkemiz vahşi kapitalizm ve yerli iş birlikçileri tarafından koca bir maden sahasına dönüştürülmüş durumda. Dağları, taşları, zeytinlikleri, ormanları, meraları peşkeş çektiniz, yetmedi; kurumları, fabrikaları, otoyolları, köprüleri, hastaneleri, havalimanlarını özelleştirdiniz, yetmedi, şimdi de bu kanunla gözü millî parklara diktiniz. Millî parklar bu ülkenin ortak mirasıdır; satın alınamaz, kiralanamaz, tüketilip de yerine konulamaz. Bunlar piyasanın ürettiği metalar değil, milyonlarca yılın birikimi, gelecek kuşakların emaneti, halkın ortak varlığıdır ve şimdi bu ortak varlık özel çıkarların önünde adım adım eritiliyor. Bu teklif yalnızca teknik bir konu değil, bu teklif doğayı sermayeye açan ideolojik bir tercihtir; bunun da adını koyalım, bu, doğanın tamamen metalaştırılmasıdır. Bu anlayış, koruma yerine işletme, kamu yararı yerine rant, gelecek kuşaklar yerine ise bugünün kazancını tercih edilmesidir. Sizin kötü ekonomi tercihlerinizin bedelini gelecek kuşaklar ödemek zorunda değil. Devlet aklı, geleceğin hakkını bugünün iktidar hırsına rehin verenler değil, yarını bugünden güvenceye alan iradedir. Arkadaşlar, biz yıllarca söyledik "Önce koruma, sonra kullanım." dedik, şimdi siz diyorsunuz ki: "Önce kullanalım, eğer kalırsa kalanı da koruruz." Bu yaklaşım asla kabul edilemez. Ekonomiyi doğanın sınırları içinde planlayın, doğayı ekonominin arkasına dizmeyin. Bu topraklar sizi kısa vadeli kasa açıklarımızı kapatacak bir gayrimenkul değildir. Doğanın kaybı asla telafi edilemez ama bu ihanetin siyasi faturası milletin vicdanında mutlaka kesilecektir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
Teşekkür ediyorum.