| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 64 |
| Tarih: | 25.02.2026 |
VEZİR COŞKUN PARLAK (Hakkâri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kapitalist modernite en vahşi yüzünü doğa karşısında gösterir. Doğanın maliyeti yokmuş gibi, istendiği kadar tahrip edilip ilkel birikim yapılabilirmiş gibi muamele ediliyor. AKP iktidarının yirmi üç yıllık icraatlarına bakıldığında yarattıkları en büyük tahribatlardan birinin ekolojik tahribat olduğu net bir şekilde görülecektir. AKP, doğaya bir yaşam alanı olarak değil, sadece bir ekonomik kaynak olarak bakıyor. Hal böyle olunca da ülkenin doğası pervasız bir şekilde tahrip ediliyor. Bu kanun teklifinin mantığında ormanından suyuna kadar doğanın bütün unsurlarını bir meta olarak görmek var. Doğaya ticari bir meta gözüyle bakan anlayış onu sermayeye peşkeş çekmekte de bir sakınca görmüyor. Bu kanun teklifiyle doğanın sermayenin tahakkümü altına girmesi daha da kolaylaşıyor.
Değerli milletvekilleri, Türkiye'nin her yerinde olduğu gibi Hakkâri'nin ekolojisi tahrip ediliyor. Bu Parlamentoda oturan bütün milletvekilleri Hakkâri'nin doğasının eşsiz güzelliğinden haberdardır. Biz Hakkârililer Zap Suyu'nu, Berçelan Yaylası'nı, Cilo ve Sat Buzul Gölleri'ni ve daha nice varlığımızı doğanın bize verdiği eşsiz armağanlar olarak görüyoruz ve onlara gözümüz gibi bakıyoruz. Ancak ne yazık ki AKP Hakkâri'nin doğasını ranta çevrilecek bir kaynak olarak görüyor. Cilo ve Sat Buzul Gölleri 2020 yılında millî park statüsüne alınmıştı. İlk bakışta bu kararın doğa varlıklarını koruma altına aldığı düşünülebilir fakat maalesef tam tersi oldu. Cilo ve Sat bölgelerinde festival adı altında düzenlenen etkinliklerde her yıl büyük kalabalıklar kontrolsüz bir şekilde buzulların üzerinde yürütülüyor. Yüz binlerce yılda oluşan ve hassasiyetle korunması gereken buzullar turistik bir meta muamelesi görüyor. On binlerce kişinin bıraktığı atıklar, binlerce aracın ürettiği zararlı gazlar buzullar üzerinde geri dönüşü imkânsız zararlar bırakıyor.
Değerli milletvekilleri, Hakkâri'nin doğasına en büyük zararı veren unsurlardan biri de hızla artan madencilik faaliyetleridir. Hakkâri'de son yıllarda bir madencilik patlaması var, 150'den fazla maden lisansı verildi. Kentimizdeki yoksulluk ve işsizlikten dolayı bu madenler halka bir lütufmuş gibi yansıtılmaya çalışılıyor. Kendi toprağından çıkan madenden dolayı Hakkâri halkının birilerine minnet duyması bekleniliyor. Madencilik hassasiyetle yapılması gereken bir faaliyettir, kurallara sıkı sıkıya riayet edilmezse doğayı ve insan hayatını ciddi şekilde tehdit eden sonuçlar ortaya çıkarabilir. Nitekim Türkiye'de daha önce böyle sayısız örnek yaşadık. Soma'dan Zonguldak'a, İliç'ten Şirvan'a kadar yüzlerce insanımızı kaybettiğimiz felaketler yaşadık. Madenler çıkarılırken ve işlenirken kullanılan bazı malzeme ve tekniklerin doğaya verdiği zararlar da herkesin malumudur. Kimsenin istihdama, ekonomik büyümeye karşı çıktığı yoktur. Halkımızın can güvenliğini ve doğamızı tehdit eden faaliyetleri dile getirmekten de geri durmayız.
Hakkâri'deki madencilik faaliyetlerinin önemli bir kısmı doğayı ve insan hayatını gözetmeyen yöntemlerle yapılıyor. Örneğin, AKP'ye yakın şahıslara ait olan bazı madencilik firmaları maden atıklarını Zap Suyu'na döküyor. Peki, devlet kurumlarının, şehirdeki mülki idare amirlerin bundan haberi yok mu? Tabii ki de var ve yetkililerin bundan habersiz olması düşünülemez. Başta Valilik olmak üzere bütün resmî kurumlar bu maden şirketlerinin doğaya verdiği zararı biliyor fakat söz konusu maden ocaklarının sahipleri kendi yandaşları olduğu için ve kendileri oralı yani Hakkârili olmadıkları için buna karşı kıllarını bile kıpırdatmıyorlar. Bu arada olan Hakkârilinin canına, Hakkâri'nin doğasına oluyor. Hakkâri halkının geleceği ipotek altına alınıyor.
Küresel iklim değişikliği tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de doğayı tehdit ederken AKP iktidarı buna karşı önlemler almak yerine ekolojik tahribatı artıracak düzenlemeler yapıyor. Hâlihazırda yaşanan ekoloji krizini daha da derinleştirecek olan bu kanun teklifi derhâl geri çekilmelidir.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)