| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 65 |
| Tarih: | 26.02.2026 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA YILMAZ HUN (Iğdır) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, gençlerin suça sürüklenmesini, özellikle de yoksulluğun ve işsizliğin kıskacında büyüyen, geleceğe dair umudu her geçen gün biraz daha törpülenen gençlerin yaşadığı çıkmazı konuşuyoruz. Türkiye'de genç işsizlik oranları uzun süredir alarm veriyor. TÜİK verilerine göre 15-34 yaş arasında 6 milyon 519 bin genç ne eğitimde ne de istihdamda yer alıyor yani 15-34 yaş grubundakilerin yüzde 27'si ne eğitim görüyor ne de çalışıyor. Bu ne demek? Her 4 haneden 1'inde ne eğitimde ne istihdamda yer bulamayan bir genç bulunmaktadır. Üniversite mezunu gençler dahi aylarca, yıllarca iş bulamıyor. Meslek liselerinden mezun olan gençler güvencesiz ve düşük ücretli işlere mahkûm ediliyor. Çalışan gençler ise yoksulluk sınırının altında bir ücrete razı edilerek âdeta hayata tutunma mücadelesi veriyor. Son yıllarda derinleşen ekonomik kriz yalnızca rakamlara yansımıyor; gençlerin ruh hâline, öz güvenine, gelecek tasavvurlarına da yansıyor. Sosyal devletin zayıfladığı, kamusal desteklerin daraldığı, eğitimde fırsat eşitsizliğinin arttığı bir ortamda gençler kendilerini yalnız, geleceksiz ve güvencesiz hissediyor.
Bir başka önemli mesele ise medya ve popüler kültürün etkileridir. Bugün, televizyon kanallarının büyük bir bölümünde çete, mafya ve suç temalı diziler, filmler sanki bilinçli bir politikaymış gibi tüm kanallarda süreklilik hâline getirilerek yayınlanıyor. Şiddet sıradanlaştırılıyor, yasa dışı ilişkiler meşrulaştırılıyor, mafyatik figürler kahramanlaştırılıyor; lüks arabalar, silahlar, güç gösterileri, genç zihinlere başarı hikâyesi gibi sunuluyor. Oysa gerçek hayatta bunun karşılığı cezaevleri, yıkılmış hayatlar ve dağılan ailelerdir. İşsiz, yoksul ve mutsuz bir gence devletin sunduğu imkânlar daralırken televizyon ekranlarından sürekli olarak güç ve kolay para mesajı verilirse o genç hangi yolu tercih eder? Elbette her genç suç işlemez ama risk faktörlerini arttıran bir toplumsal iklim oluşturulursa suça sürüklenme ihtimali de büyümüş olur. Ayrıca cezaevleri yalnızca cezalandırma mekânı değil, aynı zamanda topluma yeniden kazandırma alanı olmalıdır ancak mevcut tablo bunun tam tersini gösteriyor. Eğitim olanakları sınırlı, mesleki kurslar yetersiz, psikososyal destek ise neredeyse yok denecek kadar azdır. Rehabilitasyon yerine yalnızca disiplin anlayışının hâkim olduğu cezaevleri gençlerin suça bakışını dönüştürmek yerine daha da olağanlaştırmaktadır. İlk kez suç isnadıyla cezaevine giren birçok genç içeride daha ağır suçlarla tanışmakta, suç ağlarıyla temas kurmakta, tahliye sonrasında topluma uyum sağlamakta daha fazla zorlanmaktadır. Bu durum cezaevlerini âdeta suçun yeniden üretildiği mekânlar hâline dönüştürmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
YILMAZ HUN (Devamla) - Gençleri suçtan uzak tutmanın yolu daha fazla güvenlik politikası değildir; daha fazla adalet, daha fazla istihdam ve daha fazla sosyal destektir diyoruz.
Teşekkür ediyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)