GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:65
Tarih:26.02.2026

CHP GRUBU ADINA NAMIK TAN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dün acı haberini aldığımız şehit pilotumuz İbrahim Bolat'a Allah'tan rahmet, ailesine sabır ve başsağlığı dileyerek sözlerime başlamak istiyorum. Ulusumuzun başı sağ olsun.

Ayrıca, otuz dört yıl önce bugün Azerbaycan'da, Karabağ'da insanlık tarihine utanç sayfası olarak geçen Hocalı katliamında yitirdiğimiz soydaşlarımızı anıyor, aradan ne kadar zaman geçerse geçsin acılarının bizim için daima taze kalacağının altını çizmek istiyorum. Bugün yegâne tesellimiz, uluslararası hukukun en azından bu defa tecelli etmiş olması ve Karabağ'ın asli sahibi olan Azerbaycan'a yeniden katılmış olmasıdır. Dileğimiz, Azerbaycan ve Ermenistan'ın Türkiye'nin de değerli katkısı ve desteğiyle kalıcı barışı nihai olarak tesis edebilmesi ve bu sayede bölgemizin tam bir istikrara kavuşmasıdır.

Değerli arkadaşlar, Türkiye ile OECD arasında örgütün İstanbul'da bir merkezinin kurulmasına dair imzalanan Mutabakat Zaptı'nın görüşmeleri için söz aldım.

Bildiğiniz üzere, Cumhuriyet Halk Partililer olarak biz, ülkemizin üyesi bulunduğu uluslararası kuruluşlarda güçlü ve etkin olmasını kuvvetle destekleriz; bu amaca hizmet ettiğini düşündüğümüz her girişime de destek veririz. Dolayısıyla tasarıya komisyonda "Evet" oyu verdik zira biz ülkemizin itibarı meselesinin partiler üstü olduğuna inanıyoruz. Keşke bu anlayışı iktidar koalisyonuna mensup arkadaşlarda da görebilseydik.(CHP sıralarından alkışlar) Keşke ülkemizi ilgilendiren tüm hayati konularda parti ayrımı gözetmeden ve Mecliste temsil edilen hiçbir partiyi dışlamadan kararlarımızı alabilseydik. Keşke iktidar mensubu arkadaşlarımız dış siyasetteki meseleleri kendi iç siyasetleri için malzeme etmeyi alışkanlık hâline getirmeselerdi.

Bildiğiniz üzere, AKP iktidarı ve müttefikleri Libya ile deniz iş birliği anlaşmalarından S-400 füzelerinin alımına, İsveç'in NATO üyeliğine verilecek destekten Avrupa Birliği üyelik müzakerelerine kadar aklınıza gelebilecek her dış politika meselesini Türkiye meselesi olmaktan çıkarıp partiler arası mesele konumuna indirgemek istiyor. İktidarın yandaş kanallarında birtakım kıymeti kendinden menkul uzmanlar "Şu dış politika konusunda iktidar böyle dedi, CHP de şöyle dedi." minvalinde hem mantıksız hem gereksiz üstelik çoğu zaman gerçeklerle bile bağdaşmayan yorumlarla kamuoyunun zihnini, algılarını bulandırmaya çalışıyor. Özellikle Filistin konusunda Gazze'de iki yıl süren ve hâlâ tam olarak bitmemiş olan insanlık dramıyla ilgili olarak bu fırsatı çok aradığınızı fakat bulamadığınızı biliyoruz. Yaptığımız her açıklamayı didik didik ederek bizim Filistin karşıtı bir tarafta yer aldığımızı iddia etmek ve bunu iç kamuoyunda bir tartışma meselesi yapmak için şansınızı sonuna kadar zorladınız fakat Sayın Genel Başkanımız başta olmak üzere, partimizin bütün temsilcileri Filistin konusundaki hassasiyetimizi daima tutarlı biçimde yansıttı; umduğunuzu bulamadınız. Oysa şimdi de görebileceğiniz üzere, partimiz, ülkenin tamamını ilgilendiren hiçbir konuda bugüne kadar diyaloğa kapalı olmadı. Dış politikada bazı adımları ve kararları olumlu olarak değerlendirdiğimiz durumlarda bunu sizin yaptığınız gibi tartışma malzemesi hâline getirmedik, iktidara geldiğimizde de yapmayacağız. Sizin yıllardır yaptığınız gibi, Meclisi, Mecliste temsil edilen diğer siyasi partileri dışlamayacağız, dış politika konularını partiler arası çekişme konusu olarak değil, millî mutabakata varılması gereken konular şeklinde ele alacağız.

Değerli arkadaşlar, başarılı bir dış politikanın yolu bir yanda ilkeler, diğer yanda pragmatik çıkarlar arasında denge sağlamaktan geçer fakat bu denge pragmatik çıkarlar için ilkeleri tamamen bir kenara bırakmak anlamına gelmez. Yani maddi çıkarlar uğruna ilkelerinizden fedakârlık edemezsiniz fakat AKP dış politikası dünyada eşi benzeri görülmemiş bir model hâlinde önümüze çıkıyor. Burada ülkenin, milletin, cumhuriyetimizin değerleri yok; bunun yerine sadece muhafazakâr ideolojinin birtakım argümanlarına sıkışmış bir sözde ilkeler manzumesi var. İktidar medyasında partinizin liderine "ümmetin koruyucusu" gibi garip sıfatlar yakıştırılıyor. Fantezi dünyanızı dehşet ve ibretle izliyoruz. Size şu "ümmetin koruyucusu" sıfatıyla ilgili üç sorumuz olacak:

Birincisi, hangi ümmetten bahsediyorsunuz? Dünyada yaşayan 2 milyarı aşkın Müslüman mezhep, itikat, tarikat farkı gözetmeden bir araya geldi de bizim mi haberimiz olmadı?

İkinci soru: Ümmetin bundan haberi var mı? Her unsuruyla birlikte hareket eden dev bir Müslüman kitlenin var olduğunu bir anlığına farz edelim; kim, hangi Müslüman ülke veya halk sizden koruyuculuk talep ediyor?

Üçüncü soru: Siz Türkiye'nin güvenliğini tam sağlayamadan ümmeti nasıl koruyacaksınız? Teröristler güney sınırımızdan girip Ankara'ya kadar problemsiz ulaşıyor, İçişleri Bakanlığı önünde canlı bomba patlatıyorlar. Yunan Sahil Güvenliğine ait birlikler sıcak takip bahanesiyle kıyılarımızda karaya kadar çıkabiliyor, Karadeniz'de ve hava sahamızda kimliği belirsiz "drone"lar dolaşıyor. Ticari gemilerimizin güvenliği her gün sorgulanır hâle geliyor. Sokaklarımızda her türlü organize suç örgütleri, silahlı çeteler cirit atıyor. 400 bin dolar karşılığında Türkiye Cumhuriyeti pasaportu verdiğiniz Latin Amerikalı ve Balkan uyuşturucu baronları İstanbul'da sokak ortasında birbirlerine silah çekiyor. 13-14 yaşında çocuklar gözüne kestirdiği herkese saldıran cinayet şebekelerine dönüşmüş vaziyette, her yıl binlercesini konuştuğumuz kadın cinayetlerini, çocuk istismarlarını saymıyorum bile.

Türkiye, içeride ve dışarıda böyle bir kaosun içindeyken siz partinizin liderine 2 milyar Müslümanı koruma rolü biçiyorsunuz. Biz sizin neyi, nasıl koruduğunuzu çok iyi biliyoruz değerli arkadaşlar. İsrail'deki ABD Büyükelçisi Mike Huckabee'nin sözlerine ne Erdoğan ne Fidan tepki gösterebiliyor. Erdoğan, Trump'ın kurduğu Barış Kurulunun kurucu üyelerinden olmak için koştur koştur Dışişleri Bakanını Washington'a gönderiyor; kendisi fotoğraf vermek istemiyor. Merak ediyoruz, Sayın Erdoğan, Trump'a karşı derin sessizliğini ve iç-dış kamuoyuna, özellikle Hamaslı dostlarına nasıl açıklayacak? Sayın Erdoğan, tek amacı İsrail'in Gazze işgalini meşrulaştırmak ve Filistin'i yok etmek olan Barış Kurulu üyeliğini, Gazze'de yaşanan acılar üzerinden duygularını aylarca istismar ettiği halkımıza nasıl açıklayacak?

Değerli arkadaşlar, ülkemizde seçimler yaklaşmakta ve iktidarınızın bu süreçte maddi kaynağa ihtiyacı var zira bu suretle halkın refah seviyesini geçici bir süre yükseltip size yönelik öfkeyi yumuşatmak istiyorsunuz. Bu yüzden Sayın Erdoğan, Trump'ın yanından ayrılmak istemiyor. Sadece Suriye değil Gazze'de mazlumların naaşları üzerinde yükselecek lüks gayrimenkul projelerinden pay almak için bekliyor.

LEYLA ŞAHİN USTA (Ankara) - Bunu söyleyemezsiniz.

NAMIK TAN (Devamla) - İşte, sizin ümmet koruyuculuğunuz bu. Önümüzdeki seçimleri kaybedeceksiniz. Gazzeli mazlumların hakkını çiğneyerek elde edeceğiniz para da sizi kurtaramayacak.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)