| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 66 |
| Tarih: | 03.03.2026 |
CHP GRUBU ADINA YUNUS EMRE (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Gerçekten çok önemli, tarihî günlerin içerisinden geçiyoruz. Böylesine önemli gelişmeler karşısında da tabii, YENİ YOL Grubu milletvekilleri bir önerge verdiler ve bir genel görüşme talebiyle bu önergeyi verdiler. Değerli arkadaşlarım, genel görüşme talebinin dayandığı İç Tüzük'ün 98'inci maddesinde de "Genel görüşme, toplumu ve Devlet faaliyetlerini ilgilendiren belli bir konunun Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülmesidir." ifadesi var. Bunu şunun için söylüyorum: Bakın, böylesine önemli bir konu, komşumuz İran büyük bir saldırı altında ve sadece sadece İran'ı ilgilendiren bir mesele olmanın da ötesinde, bütün bölgede son derece kapsamlı bir kriz ortamıyla karşı karşıyayız. Şimdi, böyle bir ortamda, Meclis böyle bir konuyu görüşmeyecekse sormak istiyorum, hangi konuyu görüşecek? Yani sizin gündeme getirdiğiniz, birazdan oylarınızla gündeme alınacak olan torba kanun bu gelişmeden daha mı önemli? Yani böyle bir genel görüşme önergesinin aleyhinde vicdanınızla nasıl oy kullanabileceksiniz? (CHP sıralarından alkışlar) O zaman şunu anlıyoruz: Maalesef, oylarınızı vicdanınıza göre vermiyorsunuz, parti disiplininin gereği neyse oyunuzu o yönde kullanıyorsunuz, vicdanınıza aykırı olsa da o yönde kullanıyorsunuz. Yoksa birazdan merak ediyorum, AK PARTİ Grubu adına çıkacak arkadaşımız hangi gerekçeyle bu genel görüşme önergesini reddettiklerini bize anlatacaklar? Türkiye'nin meselelerini maalesef ciddiyetten uzak bir şekilde ele alıyorsunuz. Bu ciddiyetsizlik her tarafta görülüyor. Bakın, böylesine önemli bir konu var orta yerde, daha Cumhurbaşkanından açıklama yok, daha Dışişleri Bakanından açıklama yok. Ne görüyoruz? Al Jazeera televizyonunda Dışişleri Bakan Yardımcısı pijamalarıyla, evden, telefonuyla bağlamış, telefonunu elinde tutuyor; bu hâlde. Açıklamaları sorularla ilgisiz, muhabir ısrarla soru soruyor, verdiği yanıtın soruyla ilgisi yok çünkü eline bir kâğıt tutuşturulmuş, onu bile zorlukla okuyor; onu bile zorlukla okuyor. Şimdi, bu kişi Dışişleri Bakan Yardımcısı ve bu dosyalardan sorumlu. Görüyor musunuz Türkiye'nin sorunları nasıl ele alınıyor; bölgenin meseleleri Türkiye'nin Dışişleri Bakanlığı tarafından hangi ciddiyetsiz yaklaşımla ele alınıyor. Değerli arkadaşlarım, o nedenle, böyle bir Bakan Yardımcısına sahip olduğunuz için, meseleleri böyle ele aldığınız için birazdan da vicdanınıza aykırı bir şekilde "hayır" oyu vereceksiniz bu önergeye.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun lütfen.
YUNUS EMRE (Devamla) - Bunun yanında şunu da hatırlatmak istiyorum: Bir Büyükelçi gönderdiniz İran'a. Ondan önce de yine bir üniversite hocasını göndermiştiniz, arkasından da bu Büyükelçiyi gönderdiniz. Bu Büyükelçi İran dili profesörü. Değerli arkadaşlarım, yine dikkatinize sunmak istiyorum: Hayatı boyunca İran siyasetiyle, İran diplomasisiyle ilgisi olmamış bir insan. Ankara Üniversitesinde Rektör Yardımcısı, Rektör yapamamışsınız -Rektörün hatırı var çünkü eski bir AK PARTİ milletvekili- "Rektör yapamadık Hoca seni, ne yapalım? Tahran'a Büyükelçi yapalım. Hadi bakalım Hoca, topla çantanı Tahran'a Büyükelçi olarak git." Şimdi, böyle bir ortamda bu Büyükelçinin Türkiye'nin menfaatlerini orada temsil etmesi mümkün mü? Doğru şekilde oranın siyasetini, toplumunu gözleyip buraya telgraflar yazması mümkün mü? Bu devlet sizin arkadaşlarınıza makam, mevki sunmak için mi var Allah aşkına! (CHP sıralarından alkışlar) Bu devlet, sizin arkadaşlarınıza makam, mevki sunmak için mi var!
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)