GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:67
Tarih:04.03.2026

CHP GRUBU ADINA EYLEM ERTUĞ ERTUĞRUL (Zonguldak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İran ile İsrail arasında çıkan çatışma bölgesel dengeleri kökten değiştirebilecek bir krize dönüşmüştür. Böyle bir tabloda Türkiye'nin nerede durduğu, nasıl bir strateji izlediği ve bu süreci ne kadar doğru okuduğu hayati bir önemi haizdir. Bu bağlamda, gelebilecek olan tehditleri iyi değerlendirmek gerekiyor. İlk olarak karşılaşabileceğimiz tehdit kitlesel göçtür. Göç olgusu, öncelikle savaşın uzaması ve kara savaşının ortaya çıkması durumunda gerçekleşecektir. Bu durumda, Türkiye'nin nasıl bir pozisyon alacağı, nasıl önlemler alacağı şimdiden netleştirilmelidir.

Bir diğer tehdit -hepinizin malumu- hava saldırılarıdır. Türkiye'nin hava savunma sistemlerini güncellemesi ve güçlendirmesi artık ertelenemez bir ihtiyaç hâline gelmiştir. Bakın, daha birkaç saat önce İran'dan ateşlenen bir balistik füzeyi engellemek üzere kullanılan mühimmatın şarapnel parçaları Hatay'ın Dörtyol ilçesine düştü. Bu düşen, engelleyici mühimmat değil, roketin kendisi de olabilirdi. Bu noktada, artık, Çelik Kubbemizin en alt katmandan en üst bileşenine kadar tam kapasite hazır olması gerektiği gerçeği bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Şunun bilincindeyiz: Savunma sanayisi millî bir meseledir ve burada tek ölçü liyakat ve teknik yeterlilik olmalıdır. Millî Muharip Uçağımız KAAN'ın 2028 hedefi kritik önemdedir. Aynı şekilde, F-35 meselesinde de Türkiye; çok haklı olduğu, kurucu ortağı olduğu, müşteri olmadığı bir projede maalesef yanlış kararlar nedeniyle hakkını alamadığı bir duruma gelmiştir. Diplomatik zeminde kararlılıkla Türkiye'nin bu hakkının savunulmaya devam edilmesi gerektiği ortadadır.

Bir diğer önemli olan nokta da... Hava Kuvvetlerimizin acil ihtiyacını gidermek üzere Eurofighter uçak alımları planlanmıştı özellikle Katar ve Umman'dan fakat şu noktada, güncel gelişmelerle, bu ülkelerin bu satışlarla ilgili nasıl bir tutum sergileyecekleri de dikkate alınmalı ve o da netleşmelidir.

Değerli milletvekilleri, bu noktada, bölgesel güvenlik gerçeğine dikkat çekmek gerekmektedir. Kafkaslarda, Balkanlarda, Doğu Akdeniz'de, Kıbrıs'ta, İran'da yaşanan her gelişme Türkiye'yi doğrudan etkilemektedir. Türkiye, bölgede barışın kurucu aktörü olmak zorundadır ancak şunu belirtmek gerekir ki barış sadece söylemle değil, tutarlılıkla sağlanabilir. Bir yandan sert açıklamalar yapıp diğer yandan aynı planların masasında yer almak Türkiye'yi güçlendirmez, aksine, güvenilirliğini azaltır.

Sayın milletvekilleri, en önemli ve can alıcı tehditlerden biri de mutlaka ekonomik tehdittir. Hem enerji tesisleri vuruluyor, LNG tesisleri vuruluyor ve şimdi de Hürmüz Boğazı'nın kapanma ihtimali söz konusu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

EYLEM ERTUĞ ERTUĞRUL (Devamla) - Böyle bir durumda yalnızca petrol piyasaları değil, Türkiye'deki tüm akaryakıt fiyatları, enflasyon ve üretim maliyetleri doğrudan etkilenecektir. Böyle bir krizde de zaten dayanılmaz hâle gelmiş olan hayat pahalılığı daha da katlanarak vatandaşın sofrasına mutlaka yansıyacaktır.

Bugün bölgede yeni bir güç dengesi kurulmaya çalışılmaktadır; Amerika ve İsrail'in istediği ülkeye müdahale edebildiği, Birleşmiş Milletlerin karalarının devre dışı bırakıldığı bir düzen yeni dünya düzeni olamaz. Türkiye'nin görevi bu düzensizliğe sessiz kalmak değil, uluslararası hukuku savunan bir çizgide yer almaktır. Aynı zamanda, içeride toplumsal barışı zedeleyen bir siyaset anlayışıyla dışarıda güçlü bir duruş asla sergileyemezsiniz.

Güçlü dış politika, içeride demokratik meşruiyet ve toplumsal birliktelikle mümkündür diyoruz, önergeyi desteklediğimizi belirtiyoruz, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)