| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 67 |
| Tarih: | 04.03.2026 |
MEDENİ YILMAZ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle ramazanışerifinizin hayırlı olmasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
"Doğa" dediğimiz değerimiz bizlere miras değil, en ufak bir halel getirmeden gelecek nesillere aktarmamız gereken çok önemli bir emanettir, bu emanete sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur.
Teklife baktığımızda içinde "doğa" ve "koruma" kelimelerinin bol miktarda geçtiği ancak maalesef son dönemlerdeki kanun tekliflerinde artık alıştığımız sağ gösterip sol vurma usulünü bozmadığınız görülmektedir. Teklif, doğayı korumayı değil korunmaya muhtaç hâle getirmeyi hedeflemektedir.
Ülke olarak binlerce endemik bitki türüne ve yüzlerce hayvan türüne sahip güzel bir ekosistemimiz var. Bilimsel verilere göre, korunması gereken ekosisteme insan müdahalesinin sadece yüzde 10 artması bile biyolojik çeşitlilik kaybının yüzde 25 gibi devasa bir oranda ortaya çıkmasına sebep olmakta. Sizlerin bu teklifte öngördüğünüz yönetim modeli çevreyi korumayı değil uzun vadede tarım, su kaynakları ve kırsal yaşamı da etkileyecek büyük bir ekolojik tahribatı beraberinde getirme riski taşımaktadır.
"Yönetimsel etkinlik" gibi süslü kelimelerle bezenen teklif önceleri Bakanlık veya Cumhurbaşkanlığına ait birçok alandaki yetkiyi Genel Müdürlük uhdesine vererek idarenin hiyerarşik yapısını da aşağıya çekmekte.
Teklifte, 16'ncı maddede 2873 sayılı Kanun'a eklenen geçici madde 4'le daha önce Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığında olan bazı izinlerin, işlemlerin, tahsislerin, sözleşme ve tapu işlemlerinin ve bazı gelir kalemlerinin kontrolü Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğüne devredilmektedir.
Teklifle, millî park ve diğer korunan alanlarda yer alan turizm yatırımlarına tahsis edilmiş hazine taşınmazlarının idari sorumluluğu 1 Ocak 2026 itibarıyla Genel Müdürlüğe geçecektir. Daha önce yapılan tahsisler, izinler ve tapuda tesis edilen üst haklarına ilişkin sözleşmeler bu tarihten itibaren yenileme yapılmaksızın otomatik olarak Genel Müdürlüğe devredilmiş sayılmakta, 2026 sonrası dönemde tahsis edilen kullanım üst hakkı, hasılat payı ve proje maliyetlerinin yüzde 3'ü oranındaki bedeller ile süre uzatımı bedellerinin tahakkuku ve tahsili de Genel Müdürlük tarafından yapılacak, söz konusu gelirler Genel Müdürlüğün döner sermaye hesaplarına aktarılacaktır. Bu yaklaşım Anayasa’nın 2'nci maddesindeki hukuk devleti ilkesi ile 6'ncı maddesindeki yetki devredilmezliği ve 125'inci maddesindeki yargı denetimi ilkeleriyle açık bir çatışma içerisindedir. Zira, çevre yönetiminin kanunla belirlenmesi gereken temel ilkeleri idari takdir alanına bırakıldığında çevre hakkının korunması keyfî uygulamalara açık hâle gelmektedir.
Ayrıca, düzenlemeyle Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğüne merkezî bütçe dışında gelir elde etme ve kullanma yetkisi tanıyarak fiilen bir özerk mali yapı oluşturulmaktadır. Bu durum ise Türkiye Büyük Millet Meclisinin bütçe hakkını zayıflatmakta ve Sayıştay denetiminin kapsamını daraltma riski taşımaktadır.
Kıymetli arkadaşlar, bu kutsal çatının altında görev yapan bizlerin temel görevi, bu ülkenin her karışını, her zerresini mamur edecek, mevcut değerlerini koruyup gözetecek, insanımızın hak ettiği en güzel imkânlara ulaşmasına yol açacak yasaları çıkarmaktır. Biz bu görevi hakkıyla ifa edemezsek 86 milyonun vebalini almış oluruz ki hiçbirimizin de bu vebali taşımak isteyeceğini düşünmüyorum ama maalesef, getirilen teklifler süslü ifadelerle bezeli olsa da içeriğine baktığımızda, ya doğayı ya da sistemi bozmaya yönelik olduğunu görüyoruz ya da belli zümreleri zengin etmeye matuf olduğunu görüyoruz.
Bu teklifte de yetkileri tek ele devretmekle ve ayrıca metinde kullanılan muğlak ifadelerle doğayı idarenin keyfî kararlarına açık hâle getiriyorsunuz. Bir taraftan koruma amacı güttüğünüzü söylerken, diğer taraftan doğrudan yapılaşma ve kullanım izinlerini genişletmek gibi düzenlemeleri getiriyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Yılmaz, devam edin lütfen.
MEDENİ YILMAZ (Devamla) - Böylelikle koruma hukukunu maalesef, kullanım hukukuna dönüştürüyorsunuz. Her şeye para gözüyle bakmak ve her değeri meta hâline getirmek çok yanlış bir düşüncedir arkadaşlar, hele ki doğa gibi özel bir değerimizi talana açmak, onu bir gelir kapısı gibi görmek emanete ihanettir.
Sonuç olarak, tabiatı koruma alanlarını, tabiat parklarını istismara açık düzenlemeler yoluyla turizme ve inşaat faaliyetlerine açacak, doğal hayatı tehlikeye atacak, yaban hayatının yaşam alanlarını korumayı göz ardı edecek bir düzenleme değil, "Ben yaptım oldu." demeden tüm paydaşları bir araya getirip bilimin ışığında, Anayasa'ya ve hukuka uygun bir teklif hâline getirmeniz temennisiyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)