GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:68
Tarih:05.03.2026

HAYDAR ALTINTAŞ (İzmir) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Parlamento kürsüsü hürdür, buradan her çeşit düşünce söylenilebilir konuşulabilir ancak bu düşüncelerimizi ifade ederken seçeceğiniz kelimeler ve itham edeceğiniz konular üzerinde hassasiyetle durmanız gerekir. Biraz evvel burada konuşan bir Sayın Milletvekili arkadaşımız Parlamentoya "darbeci" deyip, tarihinin tamamında kim gelip geçtiyse hepsini karalamıştır ve bunun ötesinde, dönemin Başbakanı Sayın Tansu Çiller ve onun Genelkurmay Başkanını da çetecilikle suçlamıştır. Bu suçlamaların zabıtlardan çıkarılmasını, eğer çete aranıyorsa herkes kendi yakınına bakarsa daha doğru olacağı kanaatindeyim. Bunu herkesin dikkatine sunmak istiyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, çok yakında İran'da 160 kız çocuğu göz göre göre öldürüldü ve dünyanın bu konuda gıkı bile çıkmadı. Bu çocuklar kazayla değil, bilerek ve isteyerek öldürüldü. Bu öldürülmeye sessiz kalan dünyanın bütün yöneticileri bu cinayetten sorumludur.

Değerli milletvekilleri, ben bugün bir başka konudan daha söz etmek istiyorum. Biraz da ironi olsun diye söylüyorum: Acaba güç orucu bozar mı? Bana göre bozar. Mutlak güç mutlak bozar ve yozlaştırır. Siyaset orucu bozar mı? Eğer devleti iyi yönetemeyip, ortaya iyi bir sistem koyup insanların yüzünü güldüremiyorsanız siyaset de orucu bozar. Dolayısıyla, bugün şu sözlerle bunu itiraf etmek istiyorum. Şair diyor ya hani: "Bastığın yerleri 'toprak' diyerek geçme, tanı!" Bende altına ilave ediyorum: Düşün üstünde binlerce aç yatanı. Bayram gelmiş, emeklinin neyine? Gözyaşları pınar olmuş, akmış dizine. Bugün Türkiye'de yanlış siyasetin oruç bozdurduğu işlerin temelinde bu ekonomik sıkıntılar yatmaktadır.

Ayrıca, 2018 yılında değişen yönetim sistemimiz Parlamentonun ve Türk milletinin önüne "partili başkanlık sistemi" diye bir model koydu. Şimdi, bu modelin Türkiye'yi idare edemediği açıkça bellidir ve açıkça soruyorum: Sayın Cumhurbaşkanı partisinin başkanı mıdır Cumhurbaşkanı mıdır? Eğer Sayın Cumhurbaşkanı Cumhurbaşkanı ise Anayasa'da yazılı olan Cumhurbaşkanına verilmiş sıfatların içerisinde Silahlı Kuvvetlerin Başkomutanı, Türk milletinin birlik ve beraberliğinin temsilî ve Cumhurbaşkanlığı forsundaki 16 yıldızın da taşıyıcısı ve temsilcisidir. Hatta sözü gelmişken söyleyeyim: Hatay Cumhuriyeti'nin bayrağı neden bu yıldızlara eklenmemiştir, bu konunun da dikkate alınmasını rica ediyorum.

Peki, bütün bunların dışında, Sayın Cumhurbaşkanı eğer partisinin başkanı ise illerdeki valiler, kaymakamlar ve bürokrasiyi temsil eden bütün memurlar da AK PARTİ'nin il ve ilçe yöneticileri ve onların yönetim kurulu üyeleri sayılabilirler. Eğer öyleyse tek elde toplanan bu güç milleti birleştirmek yerine ayrıştırmaktadır. Bu ayrışma yukarıdan aşağıya doğru sirayet ediyor, aşağıda, bürokraside de aynı burada olduğu gibi lüzumsuz ve gereksiz bir kibir ortaya çıkıyor. Hâlbuki Hazreti Peygamber şu öğütte bulunuyor: "İdare ettiğiniz bütün insanlara hane halkınızdanmış gibi sarılın." diyor. Biz de ne yazık ki hane halkınızdanmış gibi sarılmak yok. Ortaya çıkan kibir AKP'li olmayan halkı devlet ricalinin önünde ikinci sınıf vatandaş durumuna düşürüyor.

Burada söylediğim bu sözleri ciddiye alın lütfen ve devleti yönetmekle görevlendirdiğiniz memurlarınızı da halka eşit ve adil davranmak konusunda, nazik davranma konusunda ikaz edin diye söyleme lüzumu duyuyorum.

Değerli arkadaşlar, bölgemizde cereyan eden önemli hadiseler çok tehlikelidir. İran rejimini beğenmeyerek, İran halkının egemenliğine başka bir ülkenin saldırısı asla kabul edilemez. ABD ve İsrail'in kendilerini dünyanın hakimi zannederek bütün dünyayı eyalet valileriyle idare edebileceklerini düşünüyorlarsa bu düzenin yürütülmesi imkân dâhilinde değildir. Bu dünya daha çok fazla miktarda kan ve gözyaşına ve insan cesedine boğulur. Sorumluluk duygusu içerisinde olan her yönetici bu konuda gereğini yerine getirmek zorundadır. Bütün bunların ötesinde, İran'da ABD saldırıları sonucunda vefat eden İran Cumhurbaşkanı Ali Hamaney'in uyguladığı yönetim tarzından da bizim kendimize dersler çıkarmamız gerekir. Oraya baktığınızda bizim de hangi konularda hata yaptığımızı şimdi ben saymayayım açıkça ortaya çıkar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun lütfen.

HAYDAR ALTINTAŞ (Devamla) - Bütün etnik, mezhebi ve dinî kavgaları aşarak ülke birliğini sağlamalıyız. İran'da vekil güçler arayıp onları İran lehine kışkırtmak isteyenleri de bu kürsüden ikaz ediyorum. Hiç kimse bu tür bir kışkırtmaya katılmasın, yaşadığımız ülkedeki dirlik ve düzenliğin kıymetini bilelim hep beraber huzur içerisinde yaşamaya devam edelim.

9'uncu Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel "Üniterlik tespihin imamesi gibidir, imame koparsa tespih dağılır." diyor. Evet, bugün biz bütün eleştirilere rağmen bu coğrafyada bize dirlik ve düzenlik sağlayabilecek devlet yönetiminin üniter bir yapı olduğunun altını çizerek üniterliğe helal getirilmemesi için gayret sarf etmeliyiz.

Değerli arkadaşlar, kendi ülkesindeki savaşı başka ülkelere bulaştırmak suretiyle savaşı derinleştirmek ne İran'ın lehine ne de komşularının lehinedir. İran'ın da bu konuda dikkat etmesi lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAYDAR ALTINTAŞ (Devamla) - Şartlar ne olursa olsun, bölgemizdeki gelişmeler ekonomik, siyasi ve demografik konular Türkiye'yi 2026 yılında çok derinden etkileyecek, zaten kırılgan bir yapı üstünde sürdürülen bütçe daha büyük açıklarla, başta enerji olmak üzere devlet yapımızı ve mali yapımızı kökten sarsacaktır. Bütün bunlara karşı, burada, Parlamentoda ciddice bu meselelere hep birlikte tedbir üretmek zorundayız.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)