| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 68 |
| Tarih: | 05.03.2026 |
UMUT AKDOĞAN (Ankara) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; ramazan ayının ortasındayız, on beş gün sonra inşallah bayrama kavuşacağız ancak bayrama giderken önemli bir konumuz var. Nedir bu konu? Emeklilere verilecek ikramiye. Biliyorsunuz, 2015 yılından beri Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz bunu söyledik ve 2018 yılında hayata geçirilmesini sağladık. O tarihte bin lira emekli ikramiyesi verilmişti, bugün 4 bin lira emekli ikramiyesi veriliyor. Şimdi, burada sorulması gereken çok basit bir soru var: 2018 yılında 25 kilo et parası verdiğiniz emekliye bugün niye 5 kilo et parası veriyorsunuz? O gün emekliye 25 kilo et parası vermiştiniz de bugün niye çok görüyorsunuz? O gün emekliye 140 kilo tavuk budu parası veriyordunuz da şimdi niye 40 kilo veriyorsunuz? O gün emekliye 120 kilo pirinç parası veriyordunuz da niye şimdi 40 kilo pirinç parası veriyorsunuz? Bu işte bir terslik var veya bu terslikte bir iş var. İktidar partisi olarak siz de bu parayı verirsiniz, size yerel seçimlerde çok büyük bir sille vuran emeklileri memnun etmek istersiniz. E, vermediğinize göre hazine boş, kasa boş, ekonomi kötü. Ha, "Ekonomimiz çok iyi, kasamız çok dolu ama biz bunu emekliden esirgiyoruz." diyorsanız o zaman onun da altını çizelim, onu da emekliye söyleyelim. Ya bu ekonomiyi batırdınız ya da kasanızda para var, biz yanlış biliyorsak bu parayı emekliden esirgiyorsunuz.
Değerli milletvekilleri, asgari ücret tutarında emekli ikramiyesi verilmesi gerektiğini biz söylüyoruz ama bugün sizin reel koşullarda bunu veremeyeceğiniz ortada; bunu bir kenara koyalım. Peki, o tarihte yani ilk verdiğinizde, ilk kez emekliye bayram ikramiyesi verdiğinizde asgari ücret ne kadarmış? 1.600 lira. Bugün asgari ücret ne kadar? 28 bin lira. Ya, asgari ücretle oranlayalım, madem bir asgari ücret vermiyorsunuz, asgari ücretle oranlarsak 17.500 lira vermeniz lazım; o da yok. Peki, başka bir ölçüt söyleyeyim size: Merkez Bankasının internet sitesine girin ve enflasyon hesaplaması bölümüne tıklayın. Enflasyon hesaplaması bölümüne "2018'de bin lira bugün kaç para?" diye sorduğunuzda 11 bin lira çıkıyor; onu verin.
E, asgari ücret verin, yok; asgari ücretle oranlayarak emekliye bu ikramiyeyi verin, yok; Merkez Bankasının enflasyon hesaplamasına göre verin, yok. Geldik, geldik, geldik, en son dedik ki: Ya, onu veremedin, onu veremedin, onu veremedin, hiç değilse bir bin lira verin yani bu 4 bin lira 5 bin lira olsun dedik, ya, onu da veremediniz, onu da veremediniz, ya, bin lira veremediniz; demek ki kasa tamtakır kuru bakır. Bin lira ne demek? 2 bayramda 35 milyar para demek çünkü 17 milyon 700 bin emekli var, 2 bayramla bin lirayı çarptığınızda 35 milyar yapar. 35 milyarı bulmak isteseniz bulur musunuz? Bulursunuz. Ben size söyleyeyim: 2025 yılının kamu kara, hava taşımacılığında satın alma ve kiralama bedeli bu 35 milyara denk geliyor ama o lüks arabalardan inemediniz, o lüks uçaklardan inemediniz, o lüks arabaları ve uçakları satın almaktan ve kiralamaktan vazgeçemediniz. Dolayısıyla emekliye 1.000 TL bile veremediniz. (CHP sıralarından alkışlar) Çünkü siz emekliye 1.000 lira vermeniz hâlinde kasadan çıkacak olan 35 milyar lirayı sadece beş günde tefecilere veriyorsunuz. Yalnızca beş günde tefecilere kaptırdığınız parayı 17,5 milyon emekliye veremiyorsunuz çünkü tefeci tepenizde ve bu parayı verin diyor. Bu memlekette para var.
Bakın, israf konuşuldu, hepimizin ortak noktaları oldu, bu Meclisi de konuştuk. Ben size başka bir şey söyleyeyim: Hani kamuda tasarruf yapacaktık. Kamuda tasarruf yapsaydık, bugün emekliye 11 bin lira da verebilirdik, 17.500 lira da verebilirdik, 28 bin lira da verebilirdik.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
UMUT AKDOĞAN (Devamla) - Hemen toparlıyorum Başkanım.
BAŞKAN - Buyurun.
UMUT AKDOĞAN (Devamla) - Ancak kamuda tasarruf meselesini de yanlış anladığınız kanaatindeyim.
Şimdi, biz "saray" falan diyoruz ya, "Cumhurbaşkanlığı sarayı" falan diyoruz. Yani biz de akıllıyız herhâlde, değil mi? Biz Cumhurbaşkanlığı sarayının kapısına kilit vurduğumuzda memleketin bütün ekonomik sorunlarının çözülmeyeceğini biliyoruz ama Cumhurbaşkanlığı sarayının mütevazı olması, buradaki 16 avizenin 8'inin söndürülmesi, buranın biraz daha loş olması, israftan kaçınılması valiye örnek olur, valininki kaymakama örnek olur, kaymakamınki şube müdürüne örnek olur, şube müdürününki okul müdürüne örnek olur. Siz "Bizden hiçbir şey gitmesin, bizim saltanatımız, debdebemiz sürsün, aşağıdakiler, onlar tasarruf etsin." diyorsunuz. Olmaz.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Burada bir dakika fazla konuşunca Sayın Başkanım, elektrikler bir dakika fazla yanıyor.
UMUT AKDOĞAN (Devamla) - Tekrar söylüyorum: Bu işte bir terslik var, bu terslikte bir iş var.
Çok teşekkür ediyorum, sizleri selamlıyorum. (CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)