GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:70
Tarih:11.03.2026

MAHMUT DİNDAR (Van) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Görüşmekte olduğumuz Çevre Kanunu, Millî Parklar Kanunu ve Kara Avcılığı Kanunu üzerinde yapılan değişikler; millî parkları, sulak alanları ve yaban hayatı sahalarını koruma alanı olmaktan çıkarıp işletme alanına dönüştürmektedir. Bu teklifte doğa artık korunması gereken bir yaşam alanı değil, gelir getiren bir yatırım sahası olarak görülmektedir. Oysa biliyoruz ki hayvanlara yönelik yaşam hakkı ihlalleri Türkiye’de ciddi bir sorundur. Hayvanlara yapılan işkence, kötü muamele ve eziyet vakalarının önemli bir kısmı ya yaptırımsız kalmakta ya da caydırıcı cezalarla karşılanmamaktadır. Avcılık dediğimiz şey, keyif için hayvan katletmektir. “Eğlence”, “spor” ve “ticari faaliyetler” adı altında hayvanlar sistematik biçimde öldürülmektedir. Bu tablo içinde avcılık politikaları ayrı bir sorun alanıdır. Çok ciddi bir biçimde yasaklanması gereken avcılık türleri denetimsiz bir şekildedir. “Kontrollü avcılık” denilerek meşrulaştırılan uygulamalar gerçekte yaban hayatının ticarileştirilmesidir. Kendi hâlinde, doğal alanında insandan kaçan canlılardan ne istiyorsunuz?

Değerli milletvekilleri, her yıl ihaleye çıkarılan av kotalarıyla canlıların yaşam hakkı paraya çevrilmektedir. Ekosistemin dengesi bir tüfeğin namlusuna, bir ihale dosyasına sığdırılamaz. Şu an dünyanın gündeminde olan Epstein dosyası insanın bu hırsının hadsizliğini göstermek için ibretlik bir vakadır. Yaşama, insana, doğaya ve canlı yaşamına saygısı olmayanların uyguladığı bu vahşetin bir benzerini “avcılık” adı altında meşrulaştıramazsınız.

“Av turizmi” adı altında yürütülen bu faaliyetler yalnızca hayvan nüfusunu azaltmamaktadır, aynı zamanda bireysel silahlanmayı teşvik ederek toplumsal güvenliği de zedelemektedir. Ruhsat verilen her silah sadece hayvanları keyfî bir şekilde öldürmüyor, her gün tanık olduğumuz kadına yönelik suçlar, çocuğa yönelik suçlar, topluma yönelik suçlar bu silahlarla, bu ruhsatlarla işleniyor; bu cinayet şebekesine ruhsat verilmemelidir.

Bu düzenlemeyle av belgesi iptal edilmiş kişilere yeniden avcılık belgesi verilmesinin önü açılmaktadır. Bir kişinin belgesi hangi gerekçeyle iptal edilmiştir? Kaçak avcılık mı yapmıştır, kota ihlali mi yapmıştır, yasaklı türleri mi vurmuştur? Eğer bu fiiller nedeniyle belge iptal edildiyse aynı kişiye yeniden belge vermek hangi kamu yararına hizmet etmektedir? Bu, ihlali ödüllendirmek değil midir, caydırıcılığı ortadan kaldırmak değil midir?

Değerli milletvekilleri, ekolojik kriz çağında yaşıyoruz. Orman yangınları, kuraklık ve biyolojik çeşitlilik kaybı her geçen gün artmaktadır. Böyle bir dönemde yapılması gereken, avcılığı teşvik etmek değil, yaban hayatını güçlendirecek koruma mekanizmalarını artırmaktır. Av belgesi iptal edilenlere yeniden hak tanımak yerine rehabilitasyon, eğitim ve sıkı denetim süreçleri işletilmelidir. Bir hayvanı keyfi için katleden bir insanın psikolojisi tedavi edilmelidir. 21’inci yüzyılda canlı yaşamı bu şekilde kırıma uğratmanın hiçbir gerekçesi olamaz. Halkın yararı ekosistemin korunmasındadır. Gerçek kamu yararı doğayı ticarethane gibi görmekte değildir değerli AKP’liler. Doğada gelecek kuşakların da hakkı vardır ve var olan doğal yaşam sağlıklı biçimde geleceğe aktarılmalıdır. Yaban hayatını korumayan bir yasa, avcılığı teşvik eden bir yasa, ruhsatı iptal edilmiş kişilere yeniden ruhsat veren bir yasa doğayı koruyamaz; bu nedenle, hem avcılığı teşvik eden politikalara hem de ihlal edenlere ikinci bir ayrıcalık tanıyan düzenlemelere açıkça karşı çıkıyoruz. Bu, meta değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

MAHMUT DİNDAR (Devamla) - Hayvanlar hedef tahtası değildir; yaşam hakkı pazarlık konusu yapılamaz değerli AKP’liler.

Son olarak, insan yaşamı doğal yaşama bağlıdır. Avcılık ve rant politikalarının yok ettiği doğal yaşamın uzun vadede insan türünü de yok edeceğini görmemiz için daha ne yaşamamız gerekiyor diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)