| Konu: | Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 73 |
| Tarih: | 25.03.2026 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya) - Sayın Başkan, sayın vekiller, ekranları başında bizi izleyen değerli halkımız ve cezaevlerindeki arkadaşlarımız; hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Şimdi, elbette ki ekonomiyle ilgili bir paketi tartışıyoruz; Plan ve Bütçe Komisyonunda da bunu epey konuştuk. Biraz, savaş ve ekonomi üzerine bir şeyler söylemek istiyorum çünkü bugün Türkiye ekonomisinin karşı karşıya bulunduğu ciddi tehlikeler ve ciddi sorunlar var. Bunlara dair birkaç şey söylemeden bu paketi tartışmak doğru olmaz.
Hepimiz izliyoruz, biliyoruz; maalesef, ABD ve İsrail'in İran'a saldırı başlattıkları emperyal savaşın öyle birkaç günde, birkaç haftada sona ermeyeceği belliydi. Bugün artık herkes bunu kabul etmişe benziyor. İran'a kısa sürede diz çöktürebileceklerini sanan ABD ve İsrail aslında biraz yanıldı. Hürmüz Boğazı'nın kontrolü bile Amerika'nın eline geçmedi. Yakın zamanda sona erse de bu savaşın, bunun ekonomik etkileri önümüzdeki süreçte de devam edecek, o yüzden önlem alınması gerekiyor.
Şimdi, savaşın ekonomi üzerinde çok yıkıcı ve tahrip edici bir etkide bulunacağını aslında iktidar gördü yani izlediğimiz kadarıyla, Mehmet Şimşek başta olmak üzere ekonomi alanında konuşanlar bu etkinin farkında, bunu kabullenmiş vaziyetteler. Şimdi vatandaşa bunu nasıl anlatacağız çabası sürüyor biraz. Hâlbuki vatandaşı hazırlamaktan çok, ekonomi yönetimini hazırlamak gerekiyor bu duruma çünkü vatandaşı hazırlamaya kalkışıldığı zaman vatandaşa yeni faturalar çıkmaya başlıyor, bu da ciddi başka bir sorun oluyor.
Şimdi, bu konuda birkaç nokta üzerinde duracak olursak; bir tanesi petrol fiyatları yani herkesin her gün gördüğü, izlediği, yaşadığı... Sadece Türkiye'de değil tabii ki bütün dünyada bu petrol fiyatları meselesi savaş nedeniyle ciddi bir sorun olarak karşımıza çıktı. Eşelmobil uygulanmaya başlandı, ne kadar zaman sürecek eşelmobil uygulaması belli değil; veda edilebilir, ne zaman veda edilecek bu uygulamaya, o belli değil, en azından kamuoyu bilmiyor ama bu yılın bütçesine baktığımızda -bunu tartışmıştık- petrol ürünleri ve doğal gazdan aşağı yukarı 656 milyar liralık ÖTV geliri elde edilmesi öngörülüyor bütçede. İlk iki aydaki gelire baktığımızda yaklaşık 94 milyar lira elde edilmiş. Şimdi, eşelmobil martta uygulanıyor ama Bakan Şimşek "Bundan sonraki ayların öngörülen gelirinden vazgeçemeyiz." diyor yani demek ki yakın zamanda eşelmobilden uzaklaşılacak, bu da belli ki halka yeni bir fatura anlamına gelecek. Birincisi, petrol fiyatları meselesi bir sorun.
İkincisi, ihracat meselesi. Tabii, savaşın olduğu bölgede ihracat ciddi ölçüde sekteye uğrayacaktır ve üstelik sadece bu bölge ülkeleriyle de sınırlı olmayacaktır ihracatın sekteye uğraması ve bunun Türkiye'ye bir faturası olacaktır.
Üçüncüsü, turizm açısından baktığımızda -bunlar hep Türkiye'nin önemli kalemleri olduğu için bunun üzerinde duruyorum- aslında bir beklenti vardı yani Körfez ülkelerini ve Mısır'ı tercih edenler savaş yüzünden Türkiye'ye gelir diye. Tabii, böyle olmadı, tam tersine Avrupa'dan iptaller artmaya başladı; dolayısıyla turizm gelirinde de düşme ihtimali güçlü olarak var karşımızda.
Bunların, bu saydığım üçünü topladığımız zaman etki edeceği yer neresi? Etki edeceği yer cari açık. Cari açık nerede durdurulacak yani bütçede öngörülmüş olan cari açık tutturulabilecek mi? Tutturulamayacak, belli. Peki, nereye kadar yükselecek? Esas bu ciddi bir sorun olarak görünüyor -şimdi söylüyoruz, yıl sonunda tekrar bu konuyu konuşursak- cari açık 50 milyar dolarda tutulabilirse başarılı bir iş yapılmış olacaktır diye şimdiden söylemiş olalım. Yani enerji fiyatlarının yüksekliği bir maliyet getirecek, savaş uzarsa eşelmobilin sürdürülmemesi yüklü zamların yapılmasına yol açacak, cari açık öngörülenin çok üstünde çıkacak ve bütün bunların da Türkiye ekonomisinde bir yavaşlamaya yol açacağı ve olumsuz sonuçları olacağı belli.
Peki, nereye geleceğiz, amaç neydi? 2026 enflasyonunu yüzde 20'nin altına düşürmek; öyle hedefler konuluyordu. Peki, mümkün olacak mı bu koşullarda? Bu da mümkün olmayacak, bunun yaratacağı sorunlar da var, onu da söylemiş olalım ama gördüğümüz kadarıyla, şu ana kadar, iktidarın almaya çalıştığı önlemlerin hepsi vatandaşa yeni faturalar çıkaracak önlemler. O yüzden de bunları eleştirmeye devam edeceğiz.
Tabii ki bazı sektörler çok etkilenecek petrol işinden yani demir çelik 1'inci ve en hızlı etkilenecek olan; cam ve seramik etkilenecek; gübre etkilenecek, gübrenin etkilenmesi tarımı etkileyecek. Hürmüz Boğazı sadece petrol değil aynı zamanda gübre açısından da çok ciddi bir sorun yaratıyor. Dolayısıyla, tarımda ciddi bir sorun yaşayacağız ve bunun enflasyona etkisini göreceğiz. Daha orta hızda etkilenecek olan sektörler var, otomotiv gibi sektörler var ama hızlı etkilenecek olanların da ekonomiye önemli bir sorun yaratacağını görmemiz gerekiyor.
Peki, nasıl gelişecek bu iş yani bu savaş ne olacak? Hava harekâtı olarak devam mı edecek, kara harekâtına dönüşecek mi? Tabii, bunların hepsi tartışılıyor. Yani bir çılgının yanında oturmadığımız için bu tartışmaları ancak birtakım varsayımlara dayanarak yapıyoruz ve dünyayı birbirine katan bir çılgınla bu dönemde karşı karşıya kaldı bütün dünya halkları maalesef. "Kara harekâtı olacak mı?" sorusu en fazla tartışılan sorulardan bir tanesi. "Kara harekâtı olursa Türkiye'yi nasıl etkileyecek?" sorusu en fazla tartışılan sorulardan bir tanesi. Uğursuz kehanetler yapıldı bir ara kara harekâtıyla ilgili yani özellikle o çılgın kişi Kürtlerin desteğini almak istediğini ifade etti. Yanlış hesap, yanlış bilgi vermişler ve sonuç olarak kara harekâtında Kürtlerin desteğini almayacağını bu çılgın görmüş oldu. Çünkü neden böyle diye baktığımızda, Kürt aklı -bakın, Kürt aklı- bu aşamada ittifaklarını kurarken günün sonunda kaybeden geleneksel ittifak aklıyla değil modern bir akılla hareket etmektedir ve bu akıl, kimseye saldırmama ama sonuna kadar da kendini savunma aklı olarak özetlenebilir; özellikle bunun altını çiziyorum. Bu anlamda Kürt halkına kesin kazandıracak olan, iki taraftan bir tanesini seçmek değil üçüncü yol stratejisini uygulamaktır yani Kürtler herhangi bir gücün koçbaşı olmayacaklardır ve statükoyu korumak isteyenlerin yanında da yer almayacaklardır -İran'ı kastediyorum- "Statükoyu yıkalım ve emperyal heveslerimizi yerine getirelim." diyenlerin yanında da yer almayacaklardır yani herhangi bir dış gücün askeri ya da çıkar aracı olmayacaklardır Kürtler bu dönemde. Bunu özellikle söylemek istiyoruz çünkü bunun Orta Doğu halklarına bir faydası olmadığını Kürt aklı tarihsel deneyleriyle birlikte bir tarafa yazmıştır ve bunun farkındadır. İran'da yaşayan Kürtler de özgürlüğünü ve eşitliğini İran'ın demokrasinin gelişmesinde görmektedirler, bunun altını çizmek istiyorum özellikle.
Peki, bunun bize etkisi nedir? Buraya geleyim, konuşmamın son kısmında buna da değinmek istiyorum. Şimdi, şöyle bir şey yani "Bu yaşananlar Türkiye'deki barış ve demokratik toplum sürecini doğrudan etkileyecek mi?" sorusu hepimizin kafasındadır -sadece DEM PARTİ'yi kastetmiyorum, toplumun birçok kesiminin de kafasındadır- ve Türkiye'nin hızlı davranması gerektiğini söylerken Sayın Abdullah Öcalan, aslında bütün Ortadoğu'daki bu gelişme ihtimallerini göz önünde bulundurarak söylüyordu; onu bir kez daha vurgulamış olalım.
Şimdi, bu İran savaşının belirsizliği iktidarın beklenen yasal adımları geciktirmesine yol açmamalıdır; bunun altını özellikle çizmek istiyorum. Bu yönüyle İran'daki savaşın seyri süreci tıkama hatta bitirme potansiyeli taşımaktadır. Bu bir tehlikedir, bu ciddi bir tehdittir, bunu hafife almayın; bunun özellikle altını çizmek istiyorum. Yani devlet ve iktidar, sürecin ihtiyacı olan adımları -yasal adımları kastediyorum esas itibarıyla- ve bunları, yapması gerekenleri yapmalıdır, bu adımları atmalıdır; yasaların çıkarılması çok uzun zamana yaymamalıdır. Evet, acele edilmemesi uyarıları önemlidir, boğuntuya getirilmemesi uyarıları önemlidir ama şunu da net olarak söyleyelim: İpe un serilmemelidir kesinlikle, bunun yaratacağı sonuçlar hepimiz açısından son derece sıkıntılı sonuçlar olacaktır; bunu vurgulamak istiyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
HAKKI SARUHAN OLUÇ (Devamla) - Toparlıyorum.
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (Devamla) - O nedenle, bir an evvel, bu Meclis, Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun hazırladığı raporun 6'ncı ve 7'nci bölümlerinde önerilmiş olan adımların atılması için harekete geçmelidir. Parti gruplarına çağrımızdır: Parti grupları bu konuda önerilerini birbirleriyle müzakere ederek geliştirmeli ve bir noktaya getirmelidir ve ondan sonra elbette ki ihtisas komisyonlarına ve Genel Kurula gelmelidir. Eğer bu konularda atılması gereken adımları savsaklarsak, gereken özeni göstermezsek sonuç olarak İran'da yaşananlar, yarın belki Orta Doğu'nun başka bölgelerinde, köşelerinde yaşanacak olanlar Türkiye'yi de son derece olumsuz anlamda etkileyecektir; bunu da söylemiş olayım.
Dinlediğiniz için teşekkür ederim. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)