| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 74 |
| Tarih: | 26.03.2026 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA ONUR DÜŞÜNMEZ (Hakkâri) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, değerli halkımız, cezaevlerinde halkımızın onurlu mücadelesini büyüten sevgili yoldaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bugün burada konuştuğumuz mesele sadece bir lojistik ya da jeopolitik bir risk değildir. Bugün konuştuğumuz şey, bu iktidarın yürüttüğü politikaların sokağın, tarlanın, atölyenin ve yoksul hanelerin üzerine âdeta bir karabasan gibi çökmesidir. Halkın ekmeğine, aşına ve emeğine fütursuzca el uzatan, devasa bir sömürü çarkının yıkıcı sonuçlarını yaşıyoruz. Dünyanın neresinde bir kriz çıksa, Orta Doğu'da nerede bir çatışma patlak varsa faturayı anında Türkiye'deki yoksul halkın sırtına yüklüyorsunuz. Küresel gelişmeleri, sınır ötesi gerilimleri, Amerika, İsrail ve İran arasındaki çatışmaları kendi ekonomik beceriksizliklerinize kalkan yapıyorsunuz. İktidara geldiğiniz günden bugüne motorini tam 65 kat artırdınız. Mazotun litresi 80 liraya dayanmış durumda. Tarladaki traktörün kontağı kapanmış, nakliyeci esnafı yollara çıkamaz hâle gelmiş, pazar tezgâhları alev alev yanıyor. Bütün yükü halkın omuzlarına bırakan bu adaletsiz tabloyu kabul etmemiz mümkün değildir.
Şimdi gelelim GÜBRETAŞ ve Tarım Kredi Kooperatifleri meselesine. Çiftçinin kara gün dostu olması gereken bu kurumlar bugün şeffaflıktan uzak, liyakatsiz yönetimlerin elinde birer rant kapısına dönüşmüştür. İran'daki Razi petrokimya yatırımı gibi stratejik varlıklar neden Türk çiftçisinin gübresini ucuzlatmak için değil de birilerinin kâr hırsı için kullanılıyor. Çiftçi tarlasına gübre alamadığı için verim düşerken GÜBRETAŞ'ın yönetim kurullarında hangi siyasi hesaplar dönüyor? Çiftçi gübre alamadığı için tarlasını boş bırakırken Enerji Bakanı çıkıp hiç sıkılmadan "Vatandaşın yükünü aldık." diyerek asılsız masallar anlatıyor. Oysa ortada halkın sırtından beslenen, bitmek bilmeyen KDV ve ÖTV artışlarıyla emeği sömüren bir talan düzeni var.
Değerli milletvekilleri, özellikle seçim bölgem olan Hakkâri'yi, sınırın sıfır noktasını anlatmak istiyorum: Hakkâri gibi 3 sınır kapısına sahip bir il neden Türkiye'nin en yoksul illeri arasında?
HALUK İPEK (Amasya) - Terörden, terörden!
ONUR DÜŞÜNMEZ (Devamla) - Çünkü sizin sınır politikanız halkı doyurmak üzerine değil, halkı terbiye etmek üzerine kurulu.
HALUK İPEK (Amasya) - Terörden!
ONUR DÜŞÜNMEZ (Devamla) - Büyük şirketlere, holdinglere sınır ticaretinin tüm kapılarını sonuna kadar açarken evine 1 kilo çay, bir torba şeker götüren Çölemerikli genci kaçakçı ilan ediyorsunuz. Sınır ticareti bu halkın en doğal hakkıdır ancak siz bu hakkı lütuf gibi sunuyor, canınızın istediğine kapıları kapatarak bölge ekonomisini felç ediyorsunuz. Sizin sınır politikanız halkı doyurmak üzerine değil, halkı yoksullukla terbiye etmek üzerine kuruludur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
ONUR DÜŞÜNMEZ (Devamla) - Hakkâri gibi 3 sınır kapısına komşu bir kentte insanlar işsizlikten, İŞKUR kapılarında dönen torpillerden kırılıyorsa bunun adı yerel demokrasi değil, sömürü düzenidir. Sonuç olarak, kurduğunuz bu sistem zengini daha zengin yaparken işçinin, emekçinin ve dar gelirlinin sofrasındaki son lokmayı da gasbeden acımasız bir düzenden ibarettir. Çözüm krizin faturasını yoksula kesmekte, sınır kapılarını halkın ekmeğine kapatmakta aranmaz. Beceriksizliğinizin bedelini sabahın kör karanlığında yola düşen işçilere, toprağını ekemeyen çiftçilere ve sınırda rızkını arayan emekçilere ödetmenize asla sessiz kalmayacağız.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)