| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 74 |
| Tarih: | 26.03.2026 |
ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) - Sevgili halkımız, bir an önce Kocaeli Emniyet Müdürü Faruk Karaduman, Emniyet Müdür Yardımcısı Zafer Güven ve halka zorbalık yapan diğer polisler hakkında soruşturma açılmalı ve görevden el çektirilmelidir. Neden mi? Çünkü Nevroz Bayramı'nda halka hizmet etmek yerine halka her türlü zorbalığı ve zulmü yaptı bu insanlar, buradan tüm kamuoyuna ifşa ediyorum. Böyle bir şey olamaz arkadaşlar.
Bakın, resimde görüyorsunuz, şurada polisle mücadele ediyorum, Selahattin Demirtaş resimli atkıyı içeri sokmak için polisle mücadele ediyorum ve sonunda buna izin vermeyen polis memuruna rağmen Selahattin Demirtaş'ın resmi olan şu atkıyı gördüğünüz gibi boynuma takarak alana giriyorum. Ya, bu ne biçim saçmalıktır ya! Dünyanın neresinde böyle trajikomik hadiseler oluyor? Bitmiyor arkadaşlar.
Bakın, ardından, arkadaşlarımız yelken afiş getirmiş. Armudun sapı, üzümün çöpü derler ya "Plastik sapı var efendim, yelken afişi içeriye almayız." diye polisler tutturmuş ve ardından hiçbir şey yapmayan arkadaşlarımızın üzerine saldırdılar. 9 kişi darbedilerek gözaltına alındı.
Gebze İlçe Eş Başkanı Ömer Yıldız'ın şurası kesilerek darbedildi. Kendisi hastaneye gitti, doktor odasında muayene oluyor. Bakın, ne oldu? Kapıya gelen polis kapıya yaslandı, doktorun kapısına, "Verin bana onu." diyerek tabancasını çekti ve "Tarayacağım ulan sizi!" dedi. Doktor kapıya sırtını yaslayarak polisin içeri girmesini engelledi ve ardından kafa travması geçirmiş arkadaşımızı tomografiye gönderdi. Daha tedavi bitmemiş, tomografiden geliyor, polis, arkadaşımızı kaçırarak Emniyet müdürlüğüne götürüyor, kafa travması geçirmiş bir insandan bahsediyorum, yüzüne dikiş atılmamış. Emniyete gittim, arkadaşımızın midesi bulanıyor, kafa travması geçirmiş, çok kötü durumda ve tekrar getirdik hastaneye, yüzüne dikiş atıldı, ikinci tomografi... Ya, böyle bir rezalet olabilir mi arkadaşlar! Böyle kamu görevlisi olur mu ya! Bu ne saçmalıktır! Derhâl bu kişiler görevden alınmalıdır! Polis, halka hizmet için vardır, zulmetmek için değil. Önüne geleni zindanlara atıyorsunuz. Selahattin Demirtaş'ın atkısından korkuyorsunuz. Şu atkının neresinden korkuyorsunuz ya! (DEM PARTİ sıralarından alkışlar) Şu atkıdan korkuyorsunuz, Demirtaş geri gelse ne yaparsınız siz? Size soruyorum. Demirtaş'ın atkısını engelleyerek hiçbir yere varamazsınız, Demirtaş'ın sevgisi bu halkın kalbinde arkadaşlar, kalbinde, bunu unutmayın. İnsanları zindana atarak bir yere varamazsınız.
Bakın, bana bir sürü hapishaneden er mektupları geliyor. 15 Temmuz darbe girişiminde hiçbir emir verme yetkisi olmadığı hâlde "darbeci" diye hapse atılan erlerin mektuplarından size okuyacağım, bakın halka nasıl zulmediyorsunuz. Sinan Çetin Kırşehir S Tipinden yollamış bana: "Sayın vekilim, gökyüzünü on yıldır tel örgülerin altından seyrediyorum. 'Bugün, yarın...' derken ömrümün üçte 1'ini cezaevinde geçirdim. Şu an cezaevinde erlerin olduğunu aileleri dışında hiç kimse bilmiyor. Ne televizyonlar ne de gazeteler cezaevindeki erlerden hiç bahsetmiyor. Tüm bunlar parasını ödeyip bedelli yapmadığım için mi başıma geldi? Sayın vekilim, ben fakir bir ailenin çocuğuyum, hayatım çalışmakla ve zorluklarla mücadele ederek geçti, geri kalan ömrüm ise bu dört duvar arasında günden güne eriyerek geçiyor." diyor, bakın, Sinan Çetin.
Yine, Feyzullah Tan, bakın, ne diyor: "Sayın milletvekilim, sizi saygı ve minnetle selamlıyorum. Ben Kayseri ilimizde dünyaya gelmiş, köyde yaşayan çiftçi bir ailenin evladıyım. 15 Temmuz gecesi dışarı çıkarıldım diye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi, darbeci diye dokuz yılı aşkın süredir cezaevinde tutulmaktayım. Ben bir erdim er, rütbesiz er; ne bilebilirim ben? Askere gelmesem bu olayların hiçbirini yaşamayacaktım; normal, sıradan bir vatandaş olarak hayatıma devam edecektim. Benim suçum vatana hizmet için askere gelmek miydi? Yakın zamanda babamı kaybettim, bir daha göremeyeceğim. Annem kalp ameliyatı oldu, köyde yalnız şimdi." Feyzullah Tan bunu söylüyor. Bakın, ben geçtiğimiz haftalarda burada Yaşar Güler varken, kendisinin 15 Temmuzdan hemen bir gün sonra 17'nci Ağır Ceza Mahkemesindeki ifadesini okudum diye gerçekleri, kendi ifadesini okudum diye bana 150 bin lira tazminat davası açmış, yahu kardeşim, istersen Hulusi Akar, sen de aç. Darbe davalarında çok büyük haksızlıklar, usulsüzlükler var ve zindanlarda feryat eden erler var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Devamla) - İstediğinizi yapın, biz gerçekleri söylemeye devam edeceğiz. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)