GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:76
Tarih:01.04.2026

SABAHAT ERDOĞAN SARITAŞ (Siirt) - Teşekkürler.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bizleri izleyen halkımızı saygıyla selamlıyorum.

Son yerel seçimlerin üzerinden iki yıl geçti yani halkın iradesiyle seçtiği ancak sizin kayyım darbesiyle halktan aldığınız seçimlerden bahsediyorum. Aslında iktidar bu amansız kayyım hastalığına 2016 yılında yakalandı. On yıldan itibaren belediyelerimize kayyım atanıyor. İlk olarak Kürt nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde başlayan kayyım uygulamaları zamanla yaygınlaşmış ve yerel yönetimlerde demokratik işleyişi ortadan kaldıran bir politika hâline gelmiştir. Bugün tüm ülkeye sirayet etmiş bu hastalıklı hâl aynı zamanda hâlâ bir darbe mekaniğinin de devrede olduğunu, çalıştığını göstermektedir.

Sayın vekiller, Değerli Genel Kurul üyeleri; 1 Eylül 2016'da KHK'yle belediyelere kayyım atanmasının önü açılmış, bu kapsamda da 95 DBP'li belediyeye kayyım atanmış, seçilmiş belediye eş başkanları görevden alınmış ve önemli bir kısmı tutuklanmıştır. 2019 yılında da 48 HDP'li belediyeye kayyım atanmış ve yine birçok belediye eş başkanı uydurma dosyalarla maalesef tutuklanmıştır. Son yerel seçimlerde ise 10 tane DEM PARTİ'li belediyeye, 3 tane de CHP'li belediyeye kayyım atanmıştır yani 2016 yılından itibaren kayyım politikaları özellikle Kürt nüfusunun yoğun olarak yaşadığı il, ilçe ve beldelerde yaygın biçimde uygulanmıştır. Bugün geldiğimiz noktada kayyım hastalığı, rant hırsı ve merkezileşme sevdası maalesef, bütün ülkeyi sarmış, Marmara'dan Akdeniz'e, Ege'den İç Anadolu'ya muhalefetin bütün belediyeleri âdeta kıskaca alınmıştır. İşte bugün konuştuğumuz bu kanun tekliflerinin birçoğunun da aslında merkezileşmenin sürekli var edilme hâlinin de yerel yönetimlere aslında otomatik bir kayyım uygulaması olduğunu bize gösteriyor. Biz bunun adının direkt kayyım uygulaması olduğunu söylüyoruz.

Değerli arkadaşlar, 31 Mart seçimlerinin hemen ardından devraldığımız tüm belediyeler neredeyse birer enkaza dönüştürülmüş durumdaydı. Sekiz yıllık kayyım gasbı sonrasında yalnızca belediyeler talan edilmedi, aynı zamanda toplumun yaşam alanları, sosyolojik yapısı ve doğa da ciddi biçimde saldırıya uğradı. Bugün kayyım atanan yalnızca belediye binaları değildir, hedef alınan bir halkın kendini yönetme isteği, iradesidir aynı zamanda. Bu kazanımların başında şüphesiz ki eş başkanlık sisteminin siyaset alanında uygulanması gelmektedir değerli arkadaşlar. Yalnızca Türkiye'yle sınırlı kalmayan bu model dünya çapında geniş yankı uyandırmış ve birçok çevre tarafından benimsenen bir modele dönüşmüştür fakat bu modelin ilk uygulanma yıllarında erkek egemen zihniyetin kendini dayatma çabası bugün de saldırarak, hedef alarak, kriminalize ederek kendisini sürdürmektedir. Unutmamak gerekir ki eş başkanlık sistemi kadınların uzun soluklu mücadelesiyle elde edilmiş, büyük bedellerle kazanılmış bir kazanımdır. Eş başkanlık sistemine yapılan her müdahale paradigmamıza ve partimizin bütün kademelerine yönelik bir saldırıdır aynı zamanda. Kadınların yıllar içinde bedel ödeyerek geliştirdiği bu mücadelenin kazanımlarını bugün savunmak ve büyütmek hepimizin ortak sorumluluğudur.

Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz kanun teklifinin 13'üncü maddesi de merkezî yönetimin taşra üzerindeki etkisini artırmaya yönelik bir düzenlemedir. Türkiye'de yerelin ve taşranın inisiyatifi tümden yok edilmek istenmektedir. Her şeyi Ankara'dan yönetmeye çalışıyorsunuz ama kayyım valilerinizin Siirt'in, Pervari'nin köylerinden, Van'ın içme suyundan, Hakkâri'nin yoksulluğundan, Dersim'in işsizliğinden, Halfeti'nin, Batman'ın ve bölgenin birçok ilinin sorunlarından maalesef haberi yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Erdoğan Sarıtaş, lütfen tamamlayın.

SABAHAT ERDOĞAN SARITAŞ (Devamla) - Teşekkürler.

Değerli vekiller, Türkiye'de sadece belediyeleri kapsayan bir yerelleşmeye değil, üniversiteler ve diğer kamu kurumlarını da kapsayan bir reforma ihtiyaç vardır. Türkiye demokratikleşmeden korkmamalıdır, barış ve demokratik toplum süreci bunun için bir fırsat kapısıdır. Hepimiz birlikte halkımıza daha iyi hizmet vermek istiyorsak bu kapıyı sonuna kadar açmalıyız ve demokrasiyi ülkenin her yerinde yaşamsallaştırmalı, bunun inşasını yapmalıyız diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)