GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:78
Tarih:07.04.2026

YENİ YOL GRUBU ADINA ELİF ESEN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, ekranları başında bizleri izleyen kıymetli vatandaşlarımız; YENİ YOL Grubu ve partim DEVA Partisi adına söz almış bulunuyorum.

Yine, pek çok konuyu içinde barındıran bir torba ya da tabiri caizse bohça kanun teklifi görüşmelerde. Bu konu hakkında hep birlikte konuşacağız. Benim bugün üzerinde duracağım başlıklar, toplumu ve çocukların geleceğini etkileyecek boyutta gördüğüm üç önemli konu başlığı: Doğum izinleri, dijital mecralar, koruyucu aile sistemi ve devletin bakım kurumlarından ayrılan, ebeveyni olmayan koruma altındaki çocuklarımız. Her şeyden evvel bir şerhimi de belirterek konuşmama başlayacağım. Bu kanun teklifi Aile, Sağlık, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunda görüşüldü fakat tüm önerilere rağmen maddeler bağlantılı, ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonlarında görüşülmeden, istişare edilmeden, öneri ve revizeler alınmadan Genel Kurula geldi ve olası tüm itirazlara eksik ve yanlışlarına rağmen büyük ihtimalle AKP ve MHP oylarıyla da geçecek. Şimdi, size sormak istiyorum: Dijital mecralarla ilgili düzenlemelerde Dijital Mecralar Komisyonundan, uzmanlarından görüş almak gerekmez miydi? Bu Komisyonun başlığında yer alan hangi uzmanlık alanında var Dijital mecralar? Yine, anne ve babayı, ebeveynleri ilgilendiren doğum izinleri konusunda da KEFEK'ten yani Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonundan görüş ve öneriler alınmalıydı. Bu "Ben bilirim." anlayışıyla ülke uzun zamandır yönetilmeye çalışılıyor ve kanunlar gelecekte oluşturacağı sorunlara, eksiklere rağmen geçiyor. İşte, böyle büyük bir hız ve eksikler silsilesiyle Genel Kurula taşınmış olduğu için bu kanunun yeterliliğini sorguladığımızı bir kez daha Genel Kurulda, vatandaşlarımızın huzurlarında ve sizlerin huzurunda açıkça ifade etmek istiyorum. Özellikle başta belirttiğim üç konudan doğum izinleriyle başlamak istiyorum: Bir ailenin belki de en mutlu günü yeni bebeklerini kucaklarına aldıkları andır. Bu, dünyanın pek çok yerinde de bu duygu aynı şekilde yaşanır. Değişen nedir? Bu mutluluğun devamıdır. Ülkelerin uyguladığı politikalar, sistemler ve destekler bu devamlılığı sağlar. Erkek kadar kadının da eğitim, sosyal hayat ve iş hayatına dâhil olabilmesi, ülke kalkınmasına değer katabilmesi için farklı modeller uygulanır farklı ülkelerde. Dünyada çocuk bakım desteği için en iyi model geliştiren dolayısıyla da en güçlü ülkeler Danimarka, Finlandiya ve İzlanda. Peki, neden iyiler? Uzun süreli, ücretli doğum ve babalık izni; devlet destekli, uygun maliyetli, erişilebilir ve güvenli kreş desteği; yüksek tutarlı ve aylık çocuk destekleri. Ancak aile dostu devlet modelinin zirve yaptığı ülke İsveç. Ve İsveç'te bu neden bu kadar iyi işliyor? Yaklaşık dört yüz seksen gün ücretli ebeveyn izni var anne ve babanın birlikte kullanabileceği. Ve kreşler devlet güvencesi altında destekleniyor, sübvanse ediliyor, denetleniyor. Ülkemiz şartlarında ise bakım yükü daha çok kadınlarda. Kadınlar erkeklere göre 3 kat daha fazla ücretsiz bakım sorumluluğu üstlenmek zorunda kalıyor. Evlilik öncesi iş gücüne katılım oranları kadınlarda yüzde 65'leri bulurken, bu oran evlilik sonrasında yüzde 25'e iniyor o da üniversite mezunlarında. Bu oran lise mezunlarına baktığımızda yüzde 15'lere kadar geriliyor ve ne acıdır ki bu kadınların büyük bir kısmı hayatları boyunca tam da bu bakım yükü sebebiyle bir kez hak ettikleri terfiyi geri çevirmek zorunda kalıyorlar. İşte, tam da bu sebeplerle bakım sorumluluğu kadınların ekonomik yaşama katılımını şekillendiren önemli faktörlerden biri olmaya devam ediyor ülkemizde. Bu kanun teklifinin doğum izinlerine ilişkin kısmıyla kadın memurlar yanı sıra kadın işçiler de yani çalışanlar da doğum sonrası ücretli izin için sekiz hafta daha ilave zaman kazanıyorlar. Totalde baktığımızda, bu yaklaşık yirmi dört haftaya tekabül ediyor. Koruyucu aile olan işçiye ise on gün ilave izin hakkı tanınıyor, erkek işçi de bunu babalık izni olarak kullanabiliyor ama işte, tam da göz ardı edilebilecek esas soru işin bu noktasında karşımıza çıkıyor yani aslında, zincirin kırıldığı, koptuğu an burası. Peki, ya sonrası? Yani bu yirmi dört hafta sonrasında bebek altı aylık oldu yaklaşık, anne baba da işe başlamak zorunda kaldılar. Bebeği kime bırakacaklar? İzin bitince ne olacak? Çocuğa kim bakacak, aile nasıl ayakta kalacak, gelirini nasıl koruyacak? İşte, zincirin bu çok değerli halkası zar zor işleyen, ilerleyen iş yeri izinleri vesaireyle belli bir müddet devam edebiliyor ama sistemden kopan ne yazık ki çoğunlukla kadın oluyor fakat yurt dışı iyi modellere baktığımızda -ve yine bu modellerin benzeri bizim DEVA Partisi parti programımızda ve eylem planlarımızda da var- bu süre sonrasında anne ve baba mahalle boyutunda yakınlıkta ya da iş yerlerine yakın, uygun maliyetli ya da sosyal-ekonomik destek alan ailelere ücretsiz, güvenli, erişilebilir kreş imkânıyla buluşturuluyor ve bu kreş imkânında, birkaç bebeğe 1 hemşire ya da 1 bakım elemanı olmak üzere bebekler buraya emanet ediliyorlar, anne ve baba da iş hayatına dâhil oluyorlar. Biz, bu nedenle iddiamızı daha yüksek sesle kuruyoruz: Türkiye, bakım ekonomisini bütçenin kenar notu olmaktan çıkarmalıdır artık. Çocuğun özellikle beyin gelişiminin en yoğun olduğu ilk üç yaşında ebeveyn sevgisini hissetmesi çok önemli. İşte tam da bu sebeple ücretli izin olan altı ay sonrasında da en az altı ay kademelendirilmiş ücretli, ardından iki yıl iş güvencesiyle babanın da sorumluluk aldığı, ebeveynlik izni kullanabildiği, uzaktan ve esnek çalışma modelleri üzerine konuşmak ve geriye giden nüfus artış oranlarımızı akılcı desteklerle toparlamak zorundayız. Sadece 3 çocuk yapın teşviki ya da ailelere yapılan maddi destekler bunu mümkün kılmadı, hep birlikte gördük. Bizim, örnek ülkelerde olduğu gibi bir ulusal çocuk izlem sistemine ihtiyacımız var. Çocuğun bakım kaydına alındığı, izlenen, denetlenen, devlet güvencesinde bir bakım ağı; bizim ihtiyacımız tam olarak bu. Rastlantısal ya da rantsal değil kurumsal, piyasanın insafına bırakılmış değil kamunun güvencesinin sağlandığı bir bakım altyapısı.

Hızla ikinci konuya geçiyorum: Teklifin 20'nci ve 24'üncü maddeleri olan, dijitale dair maddelerinde de yine aynı eksiklikler ve sorunlar var. Çocuğu koruma iddiası var fakat yöntem, hak temelli ve ölçülü bir dijital koruma rejiminden çok, yasaklar eksenine dayanıyor. Teklifte 15 yaş altının sosyal ağ sağlayıcısına kaydının önlenmesi, yaş doğrulama zorunluluğu, ebeveyn kontrol araçları, aldatıcı reklamların engellenmesi, içeriklere çok hızlı müdahale öngörülüyor. Tamam, bunlar koruyucu, önleyici tedbirler olabilir ancak çocuk hareketinde kalbi çocuklar için çarpan gönüllü akademisyenlerin hazırladığı not çok doğru bir uyarı yapıyor, diyor ki: "Yaş yasakları tek başına kalıcı güvenlik sağlayamaz. Dijital alan, kapanan bir kapıya başka arka kapılar açmaya müsait. Öncelik, çocuk verilerinin korunması, hedefli reklamcılığın ve profillemenin sınırlandırılması olmalı." Yine, "KVK'ye entegre bir dijital çocuk verileri yasası ve güvenli tasarım yükümlülükleri olmalı. Politikalar çocuklara erişim engeli üzerinden değil çocuğun esenliği, güvenliği, öğrenmesi ve katılımı üzerinden ölçülmeli." diyor uzmanlar.

Son olarak koruyucu aile ve bakım kurumlarından ayrılan çocuklar meselesi ki çok çok önemli, bunu kanun maddelerinde de ayrıca konuşacağız. Benim de siyasete dâhil olmadan önce çalıştığım alan.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım, lütfen.

ELİF ESEN (Devamla) - Tamam Sayın Başkan.

Koruyucu aile, öncelikle çok önemli. Bir çocuğun ailedeki mutluluğu, hüznü, yaşanan zorlukları ve alınan yolu görerek büyümesi pişen bir kekin kokusunu aile ortamı içinde hissetmesi o kadar kıymetli ki. Sistemin iyileştirilmesi, etkin izleme ve denetleme mekanizmalarının mutlaka yaygınlaştırılması bu konunun güvenle ilerlemesini sağlar ancak bu çocukların arasında bir de koruyucu ailelerde bulunan yabancı çocuklar var ve bu yabancı çocuklar için yetişkinlere uygulanan hükümler uygulanıyor. Bu çocuklar yeri geldiğinde koruyucu aileden koparılıp ülkesine "deport" edilebiliyor; bunun mutlaka düzenlenmesi lazım. Yani bizim toplumumuzda kaş yaparken göz çıkarmak derler, o çocuğa çok daha fazla zarar veriliyor.

Yine -çok az zamanım kaldı- yetiştirme yurdundan çıkan çocuklarımıza mutlaka iyi bir geleceğin sağlanması son derece önemli, bunu kanun maddelerinde de ayrıca konuşacağız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ELİF ESEN (Devamla) - Çok önemli bir kanun, çok büyük veballeri olan bir kanun, hepimize ayrı ayrı görevler düşüyor sayın milletvekilleri.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)